BİR SÜRÜŞ BİN GÖRÜŞ
Bu hafta sonu Foça’daydım. Bir kaç haftadır sıcak iş güç derken bisikletten ayrı kalmıştım. Foça yağmurluydu yağmurun getirdiği bir serinlik ile yollara düştüm. Hazırlanması bir hayli zaman alıyor. Lastiklerimin havasını arttırıyorum, pompala.
Matarayı doldur, kadroya bağlanan takım çantasını yerleştir, kask eldiven, yola revan.
Foça’da biraz uzayacak birkaç rotam var. Bu yaz bunların sayısını arttırmak İstiyorum. Yeni’den Eski’ye, Bey’den Ağa’ya. Belki Ağa’dan Manisa’ya.
Bugün; Kozbeyli, Yeniköy, Bağarası, Yenifoça güzergahına sürdüm bisikletimi: Kozbeyli Köyü daha çok besicilik ile geçinir. Manzarası havası güzel olduğu için yeni yeni kahvaltı mekanlarını çoğaltarak turizm hamlesine başlamıştır. Serpme kahvaltı hazırlaması besicilikten daha kolay aynı zamanda birkaç insan yüzü görüyor gelen misafirler ile sohbet ettiğinizde farklı dünyalar ile tanış olıyorsunuz. Gelenler önce müşteri sonra sizden biri oluyor, yani Kozbeyli’yi sevip arazi alıp buralı oluyor.
Yol boyunca, besi damlarının yerine yapılmış villa inşaatları mı görmedim. Suyu akmayan, yalakları çer-çöp dolmuş çeşmeler mi görmedim. Çeşme şırıltılarının, kuş ötüşlerinin duyulmadığı tabiatı susmuş mu duymadım. Sırtımdaki çantamla, başımdaki kaskımla, kırmızı yanıp sönen arka lambamla, geliş gidişli dar karayolunda karşısından geleni beklemek için arkamdan gelip sollamayan sücüler mi görmedim, dünya değişiyor mu dedim yalnızlığıma, pedallarken.
Gökyüzünü kara bulutlar kapladı, arada bi yağmur damlaları yüzüme çarpıyor, toprak ıslak kokmaya başladı. Endişe etmiyorum ıslanacağım diye. Bir yandan da ilerde kapalı bi durak var diye tedbiri düşünüyorum. Nolacak ki uzun zamandır yağmur yemedim, ıslansam ne yazar? Yağmurluğumu çıkardım sırt çantamdan, şortum ayağımda bacaklarım ıslansa da çabuk kurur, ıslanacak fazlaca bi yerim yok dedim yine de. Durağı geçtim artık.
Bağarasın’da bu yöne geldiğimde takıldığım bi kahve var. Kahve boş kahveci gazte okuyor. Sade kahvemi höpürdetirken birkaç höpürdüden sonra fincan yarı beline kadar telve dolu. Ne biçim tasaarruf bu dedim? Dedim ama 10 lirayı öderken parayı haketmek için dedim.
Foça Komando Okulu’nun önü uzaktan kalabalık, yaklaştığımda; oğullarını askerliğe teslim eden aileleri, sıraya girmiş delikanlıları, aralarında teçhizatlı üniformalı askerleri gördüm. Bi ara bana baktıklarını farkettim geçit resminden geçiyormuşum gibi. Afililendim; fıstık yeşili yağmurluğum tepemde başıma oturmamış gibi duran kaskımla yetmezmiş gibi camları yağmurlanmış kara gözlüklerimle pedalları çevirirken. Ulan ne afilisi? Beyaz bıyıklar burnumda, bu yaşta bisiklet, dil bi karış. Çok kalabalıktı gülenleri göremedim.
Olsun dedim onların bisikletleri yok ya.
Yorumlar kapatıldı.