İçeriğe geç

DOKUZ KÖYDEN GEÇTİM.

30/10/2022

Bugün 29 Ekim Cumhuriyetimizin 99. yılı. Cumhuriyet, demokrasi, devrimler, aydınlık eğitimli kalkınan Türkiye. Neyimiz var idiyse Atatürk sayesinde var oldu. Ne mutlu bizlere gelecek nesillere. Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun. 

Bugün öyle estirdim, Saruhanlı tarafına gideceğim. Manisa’nın doğu kapısından çıkmadan sola dönen yola saptım, dağa ovaya o kayakın ki Manisa, geçidin altından çıktığında Manisa ovasında pedal çeviriyor oluyorsun. Rüzgar karşımdan geliyor ova, dümdüz, nasılda geliyor pedalın beş turundan biri rüzgarı karşılamak için dönüyor. 

Birkaç traktöre rastladım onun haricinde rüzgarın kulaklarımdaki uğultusundan başka ses yok. Pamuklar toplanmış, mısırlar biçilmiş, üzümler kesilmiş velhasılı ovada işler bitmiş şimdi mütalaalar yapma zamanı sattın mı? kaça sattın? Muhabbetlerinin yapıldığı kahvelerde çaylar içiliyor yılın yorgunluğu atılıyor. 

Tabiatta uykuya dalmak, ovanın sessizliğine bürünmek üzere: Asmalarda sarının binbir tonuna boyanmış, pamuğun sapları kurumuş yaprakları gazel olmuş, topraktan gelmişler toprağa dönüyorlar, renkleri aslına yani toprak rengi olmuş. Çam ve zeytinlerin haricinde yeşil kalmamış, kayısılar bademler dutlar tabiatın tablosu  herbiri başka renge boyanmış. Empresyonizme takılıyorum. Herbir bitki, ilahi dokunuşlar ile renkleniyor bundan esinlenen Monet’in fırça darbeleri gibi.

İnsan yalnız kalınca özeleştiri yapacak vakti oluyor. Bas bas pedalı nereye kadar noluyor hababam debabam çevir, rüzgar bi yandan nefesler ardı ardına, netice, boş. Bizim Yusuf geldi aklıma. Başkan yardımcılığı dönemimde arabayı kullanan şoför Yusuf. Blackberry telefonumu değiştirmiş iPhone almıştım. Yusuf’a gösterdim aylak işi başkanım dedi, güldüm. Yalan değilmiş. Bu pedallama işinde onun sözünü hatırladım aylak işi. Yusuf derviş bi adam. Tarihi Kentler Birliği toplantılarına gidiyoruz Sivas, Malatya, Kayseri gibi. Bas Yusuf bitmez bu yollar bitmez, bassana yahu. Sıkıştırdıkça telaşlanıyor en son kullananı bizim olduğumuz Audi altı veya yedi vites. Telaştan vitesleri karıştırınca araba kendini kilitliyor 70-80 km’ye düşüyor motor strese giriyor yani. Çekiyoruz sağa stresini attırıyoruz öfkesi diniyor arabanın, yola koyuluyoruz. Derviş adam sabırlı, ben söylendiğimden pişman o yaptığından pişman bi müddet konuşmadan gidiyoruz. Allah selamet versin iyi adamdı. Benden sonra emekli oldu.

Yeniharmandalı’nın kıyısından uzaklardaki tepelerin üstü taş ocağı kazılarından beyazlamış, karlı gibi gözüküyordu bir daha baktığımda bayağı yakınlaştığımı farkettim. Uzun ince düz bir yoldan sonra Mütevelli’ye geldim. Depremden zarar gören tescilli bir camiyi kurul kararı ile yıkmış aynı plana ve yapım tekniğine uygun yeniden yapılıyordu, yolumun üstü uğradım. Toplama para ile yapılıyor yavaş gidiyordu inşaat.

Saruhanlı’dan Paşaköy’e geçecektim. Güres tavuk işletmesi, Yonca turşu fabrikası, Özgür tarım üzüm işletmesi Özgür Bey, bi vesile ile tanışmıştık. Geçen sene uğradığımda üç beş paket işlenmiş üzüm vermişti çok dememe rağmen aklıma Samsun’lu İstanbul ev arkadaşım Süleyman geldi ona gönderirim dedim bak çok değilmiş demişti. Bu sene bi daha uğramak lazım üzüm kokusu celbetti. Saruhanlı’da oyalanmadım Adiloba’nın içinden geçip devam ettim. Geçen sene Saruhanlı belediye başkanı Zeki Bilgin pandemi ile ilgili aşı yapan hemşire ile olan vatandaşın heykelini yaptırmış. Mumdan heykel gibi basit ve kompozisyon zayıftı. Söyledim kendisine ama artık yapılmıştı.

Manisa’nın birçok ilçesinde birçok camide kalem işi yazılar ve süslemeler var korumaya alındılar. Bundan 200-250 sene önce kalem işlerinde maharetli ustalar bu köylere gelerek boğaz tokluğu ve konaklama bedeli olarak camileri süslemişler. Bu heykel işi de zamanımızda bu ustalar misali “Ne vereyim abime?” diyen garsonlar gibi “Ne yapalım başkanım?” demiş olmalı. Kalem işi ustaları hakkını vermişler ama bunlar yanından geçmişler. Paşaköy’ün yoluna girdim köfte yiyeceğim öğleyi bayağı geçirmiştim. Rüzgar köftenin kokusunu getiriyor gibiydi sanki. Batuhan’dan köftecinin adını öğrenmiştim. Kahvedekilere sordum “Selamün aleyküm, Köfteci Ramazan’ın dükkanı nerede avcılar kulübünün karşısında dediler? İşte bak sağ tarafında. Sağolun, buyrun beraber yiyelim. Afiyet olsun. Köfteler iri, pideler tereyağlı, domates lezzetliydi. “Ustam TilkiSüleymaniye’ye nereden gideceğim? Sağa dön doğru hiçbir yere sapmadan önce Tepecik sonra… sağol. Novigasyonum var ama sohbet olsun yol boyu kendi kendime konuşmuştum.

Tepecik’ten transit TilkiSüleymaniye’ye döndüm. Güzelbahçe’ye yaklaşırken tasa tuttu. İzmir İstanbul yoluna trafiğe gireceğim emniyet şeridi dar ama tırtlamışlar giremiyorsun, mecburen araç yoluna çıkacağım. Kelle koltuk araçlar vın vın ama açığımdan geçiyorlar yolları açık olsun. Terminal yolundan Manisa merkezine girmiştim. Terminal yolundaki trafik ışıklarında kırmızıda indim bisikletten birkaç kırmızı daha yandı bu arada uyuşmuş olan el kol bacak hareketleri yapıyordum son yeşilde geçtim.

Manisa Merkez’e Şehzadeler‘e gelmiştim saydım dokuz köy geçmişim yazdıklarım doğru olmasına rağmen kimse kovmadı, ama 59, de sen ona 60 km ellerimi karıncaladı.

From → ROTALARIM

Yorumlar kapatıldı.