İçeriğe geç

VEFA MİNNET BİRLİKTE ANILIR.

30/10/2022

4000 yıllık Manisa. Tarihi mi? Talihsizliği mi? Bu kadar yaşa, olmadık şeyler gelsin başa.

İmar planı dedik olmadı, kentsel dönüşüm dedik olmuyor, eğitim istatistikler söylüyor, lise ve sonrası eğitim %9, ekonomi dedik acaba OSB? Mum dibine ışık vermiyor, Manisalı dedik kimse kıpırdamıyor, Batının batısı dedik viranelerden geçilmiyor, otopark dediler yapıldı kimse girmiyor, caddeler kırmızı ışıktan geçilmiyor, büyükşehir olacak en son illerden biri olacakken Manisa siyasete kurban edildi gidiyor. Kasaba, şehir, kent olduk bol geldi. 100.000 ağaç diktik 100.001 olmadı, binlerce metre kare yeşil alan binlerce bir olmadı.

Umut, çaresizliğin son çırpınışı, ümit, belkilerin beklentisi, istikbal, karanlıkların ötesi, Manisa.

Her parsele kentsel dönüşüm yapmakla. Manisa artık son treni de kaçırdı. Dönülmez akşamın ufkuna hüzünle bakarken dede niye ağlıyorsun diyen torunuma, güneş gözümü aldı yalanını söylerken küçücük aklıyla ben de bakıyorum ya dede. Dedem senin ki ümit, benim ki umut.

Postacı fıkrası gibi hafta sonları Manisa’yı gezerim. Organize sanayiye uzun zamandır gitmemiştim. Akgedik’e kadar dayandım Gürle Deresi’ne kadar. Yeni yeni fabrikalar yapılmış, çok yenilerinin inşaatları devam ediyor. Caddeler Avrupa da gördüğüm gibi, inşaatlar yapılıyor özendiğim gibi, yeşilin içinde planlı muntazam imrendiğim gibi, yollar caddeler ağaçlar büyümüş birinci ikinci üçüncü kısım gibi, idare binası alanı, kampüs diyorlar CBÜ’de böyle olsaydı dediğim gibi, Manisa geçmişi, Kanunî gibi, Fatih gibi, geleceğe taşımalı dediğim beklentim gibi… 

OSB’ye taşınmak istedim hem de sınırlarından dışarı çıkmayacak şekilde. Her ihtiyacı orada görelim dominik cumhuriyeti gibi ufacık ama kocaman yüreğiyle, cesaretiyle geleceğe bakarken onu doğuran şehre örnek olur gibi.

Canım Türkiyem, kim ne kaybetti de Manisa bulsun. Bırak kirli Gediz akmasın zehirini saçsın, o da artık sulamıyor ovasını sondajlar aldı onun sulamasını. Gediz grabeni adına diyorlar o kadar su çekiliyor ki derinlerden 3000-4000 metreden obruklara yer açıyoruz bir gün hepimiz uyurken gömüleceğiz.

Mülteci dahi Türkiye’yi terk ediyor. Bize başka Türkiye yok bu topraklar vatanımız.

Bir avuç toprak için uğrunda ölenler bıraktıklarını,

Kalksınlar da görsünler bizlerin neler yaptıklarını. (3.Ekim.2015)

Gelelim 2022’ye. Manisa’nın çok öncelerine gitmek hem yazıyı uzatır hem faslı aslını geçer. Kısadan konuya girelim.

Manisa’nın yerli nüfusunun %80’ni tarımla uğraşırdı. %20’si memur ve çeşitli işlerde çalışırdı. Bu memurun birçoğu da tayin olurum Manisa’dan koparım deyip memuriyette yükselmezdi. Bu yüzden Ankara’da Manisa’nın işini koparacak, halledecek bakan, müsteşar, genel müdür, olmazdı. Tarım yönünden ağalar beyler oldu ama Manisa ekonomisine katkı sağlayacak tarımsal fabrikatör olmadı. Diğer sanayi kollarına da akıl erdiren mektep medrese okuyan çıkmadı. OSB’nin kurulma yıllarında Manisalılardan bir iki sanayici çıkayım dedi ancak  onlarda bilgisiz ve tecrübesizliğe yenik düştü. Sanayi yönünden de Manisa ekonomisi bir değer kazanamadığı gibi geriden gelenlerin de hevesleri kursaklarında kaldı. Teşebbüs, hayalleri, ümitleri suya düştü.

Yani iğne dürtmek, çekiç sallamakla, aile ziraati modeliyle Manisa geldiyse bugünlere böyle emekleyerek geldi. Peki bundan sonra noldu?

Vefat edip öbür dünyaya göçenlerle, hayatta kalanlar başka şehirlere ülkelere göçettiler. Boşalan Manisa’ya rağmen nüfusta artış durmadı aksine göçle doldu da doldu. Organize Sanayi geliştikçe ihtiyaca binaen artan göç nüfusu sanayiye destek oldu. Hatta Manisa’dan gelen, yetmeyen, çalışan işçi nüfusu diğer yakın il ve ilçelerden sağlandı. 

Ekonomi bitince eğitim kültür, sosyal hayatta bitti. Ekonomi bitince yardımlaşma, maddi destek, işleri de bitti. Bir okulda engelli çocuklara sınıf yapılacak, engelli çocuklara okul veya eğitim tesisi yapılacak, sokakta kalmış yaşlılara, mağdur olmuş kadınlara sığınma evi yapılacak, yarım kalmış bitirelemeyen okullar tamamlanacak. Yeni eğitim müesseleri, yurtlar, sağlık tesisleri yapılacak. Hastanelere sağlık cihazları alınacak, yaşlı bakım merkezleri yapılacak. Tüm bunlar zengin, ekonomisi, eğitimi, sosyal yaşamı olan kentlere mahsus işler. 

Veya.

Tarihi, geçmişi, konumu, arazisi, arazi yapısı, suyu, enerjisi, yeraltı zenginlikleri olan Manisa’ya; dünyaya ihracat yapan, ülke ekonomisine katma değer sağlayan, vergi veren, OSB yapıldıysa bu OSB’deki tesisler, fabrikalar bulunduğu yeri görmemezlikten gelemezler. 200’e yakın hatta daha da artacak olan bu fabrika sayısı ve tesislerin, mutlaka bir araya gelip, ihtiyaçlarına, ekonomilerine, kalkınma ve gelişmelerine katkı sağlayan Manisa’ya bir vefa borcu gözüyle bakmaları gerekir.

Kendi aralarında, zaten her birinin kuruluş amaçlarında da olan sosyal hayata katkı sağlama projeleri kapsamında, bir araya gelerek bir kurum hatta vakıf oluşturmalılar. Maddi kaynaklarının gelirleri vergileri nispetinde bu kuruma maddi destek yatırıp bütçe sağlayıp bu kurumunda Manisa’da  yapılmak istenen yukarıda saydığımız sosyal hayatın gerekleri olan yerlere katkı vermeleri tamda bir vefa borcudur.

Cumhuriyet dönemi yapılan açılan her fabrika bir sosyal projeydi; bahçelerinde çok maksatlı salon, tenis kortu, spor alanları, lojman, konuk evleri, kreşleri vardı. Bu şekilde açılan ve çalışan fabrikalar, aidiyet duygusu, gönül bağı, özverili çalışmayı sağlıyordu. Her bir çalışan işçinin sünneti düğünü nişanı bu salonlarda yapılıyor çocukları çalışma saatlerinde bakılıyor, yöneticiler 24 saat fabrikadaydı. Gelen konuklar yemekhanede kahvaltı yaparken öğle yemeği yerken işçiler konuklarını tanıyor, izliyor, gözlüyor çocuklarının onlar gibi olmaları için birer hedef seçiyorlardı.

Tarladan gelen köylünün, evden çıkan kadının, üretim ve kalkınma için çalışırlarken dünyaları da değişiyordu ufukları açılıyor, özverileri, kendilerine güvenleri artıyordu..

Üretim yapan her bir müessesede çalışanlara, onların soluduğu havaya, içtikleri suya, yaşadıkları kente, çocuklarının eğitim aldıkları okullara, kreşlere, spor tesislerine, yeşil alanlara, yurtlara, engelli engelsiz, yaşlı, bakıma muhtaç her bir ferdine ve bu fertlerin yaşadığı kente yapılacak maddi veya ayni destekler bu kente bir vefa borcudur.

Ana caddelerde, yollarda trafikte, farklı yerlerde, kültüründe, sosyal hayatında, eğitiminde bu kurumların getirdiği birçok olumsuzluklarla yaşıyorsak; önümden giden arkamdan gelen her türlü olumsuzluğa rağmen seyrüseferde bulunan servis araçlarına, yol vermem o araçlara saygılı davranmam, yeni açılacak organize bölge alanlarına, bu konudaki yeni planlara, yatırımlara, destek vermek teşvik etmek de benim minnet borcum olmalıdır.

From → OLAY GAZETESİ

Yorumlar kapatıldı.