KÖYÜN DELİSİ!
Yıllaaar önce bir köyde, çomaktan atına binip gezen bir deli, Sabah Namazında kalkar çomaktan atına biner, köyün her sokağına girer birini arar gibi dolanır, en son muhtarın evine gelir, onun çıkmasını beklermiş. Muhtar kapıda gözüktüğünde çomaktan atını kapıya yanaştırır, muhtarı atına bindirir, muhtarlığa götürürmüş. Bu böyle sürüp giderken muhtar bir gün, “yürüyeceğim” diyerek çomaktan ata binmemiş. Deli de attan inmiş, muhtarla yürümeye başlamış, adımlarını sayarak gidiyormuş. Muhtarlığa geldiklerinde arkasına bakmış muhtarın evi ile muhtarlığın aynı yapı olduğunu farketmiş. Saydığı adımlar kadar gitmediğini yerinde saydığına akıl erdirememiş.
Olmayan aklını zorladığında bir ses kulağına ”Sen yoluna devam et Mekke-i Mükerreme’ye az kaldı” demiş.
İnsana hizmet yolunda her türlü gayrete, emeğe, çalışmaya karşılık, hakkın inayeti gün gelir tecelli eder.
Muhtar, muhtarlığını yapmadığı gibi, işinde gücünde olup kul hakkı yemeyen sevmediği bazı köylüleri de şikayet edermiş. Deli ne bilsin muhtarı, ne bilsin bunları. Muhtarın, bir gün Caminin imamını da kadıya şikayeti üzerine İmam cemaata veda ederken deli de sırada. İmamın ona da “hakkını helal et” demesiyle Delinin çomaktan atına binmesiyle bir büyük caminin önünde inmesi bir olmuş. O caminin cemaati Akşam olmuş imamı beklermiş. Karşılayıp şehrin o büyük camisine buyur etmişler. İmam Akşam Namazına durmuş, cemaat arkasında, deli kaamet getirir, imam Fatiha’dan sonra Maide Suresinin 8.Ayetini okur. “Allah için hakkı savunun, herhangi birine duyduğunuz kin, sizi adaletsiz olmaya sevketmesin.”
Hakkın huzurunda, kim deli kim veli? Bilinecek. Kim haklı kim haksız? Nizama çekilecek. Hakkın Adaleti mutlaka tecelli edecek.
İşte o gün; kısa çöp, uzundan hakkın alacak.
Zenginin sözüne beli diyorlar
Fukara söylese deli diyorlar
Zemane şeyhine veli diyorlar
Gittikçe çoğalır delimiz bizim. AŞIK SERDARÎ
Muhtar, muhtariyet-i iradeye sahip değilse mahalle birbirine girer.