BU YILIN EN UZUN TURU
Haftasonu gelmiştik sona iki gün daha ilave ettik. Emekli olunca böyle oluyormuş demek ki, programsızlık. Aklına estiğini yap; hürriyet bu olsa gerek, başı boşluk, kaygısızlık, adam sendecilik, bugünün işini yarına bırakmak. Öyle ya acelesi mi var? Bugün bitirsen yarına iş mi kalır?
Bahçe temizliği koca kıştan çıkmış uyanan bahçenin çiçekleri filizlenen dalları yeni uyanan çocuk gibiler gözlerini oğuşturuyorlar sanki. İrice otları, boyluca soysuzları yolunca arada sıkışıp boğulmuş çimler nefes aldı. Biraz boylarını kısaltalım diyerek biçtim, geriden gelenlere yol açtım. Eh işte. Sonbaharda bıraktığım hali gözlerimin önüne geldi böyle bırakmıştım, seneye görüşmek dileğiyle dediğim gibiydi.
Sahi emeklilik nası bişey? Henüz farkedemedim. Bayram, Antalya seyahati,
İnci’nin Ankara seyahati, benim Foça bahçe temizliği derken Nisan sonunu bulduk. Bugün 6 Mayıs Hıdırellez. Günler yetmiyor gibi uç uca ekle aysonu geliveriyor. Hani yan gelip yatacak, uykuyu uzatıp mahmurluğu geç vakit patlatacak, öğle ile ikindiyi karıştırıp akşamı yapacaktık. Emeklilikte adet olduğu gibi taş döşeyip fayansları ıstakaya yapıştıracaktık.
Tabii bu olması gereken iş. Olmaması veya olması heyecan uyandıracak eylem: Aklımdan çıkmadığı gibi içim içime sığmıyor, bir an heyecan basıyor kalbimin atışı hızlanıyor. Niye olmazmış diyorum. Daha önce iki defa yapmıştım ama o önceki senelerdi. Hava raporuna bakıyorum rüzgar hem de 18 kilometre saat gibi bana göre hızlı bi rüzgar. Yelkenimiz mi var şişirecek, bandırma kazanı üstüne çıkıp savrulacak üzümümüz mü var? Es haydar dediğimiz çocukluk yıllarımız mı geri gelecek? Hiçbiri. Öyleyse bu rüzgarda yola çıkılmaz hem de göğsüne göğsüne esecek. Antreman da yok, bahaneler bir bir geliyor ardı sıra. İçimdeki ses paye vermiyor kalbimin sesine, gidemezsin diyor. Başarırsam, (içimdeki ses) nefis yer değiştirecek koltuklarımın altına karpuzu hazır edecek. Ne yapsan karşımda. Hazreti Adem’i Cennet’ten eden nefs, az namussuz değil.
Akşam uykularım kaçmadı ama düşüne düşüne uyuyakalmışım. Sabah çantamı hazırlamaya başladım. İnci’ye “sen biraz oyalan beni yolda nasıl olsa yakalarsın, ola ki lastik patlar matlar bagaja sırtlarsın bizi” dedim.
Novigasyondan rotamı çizdim. Bisiklet rotası araç trafiğine çıkarmaz. Dağ taş dere tepe gönderir, aman bi araca rastlama der. Kozbeyliden sarktığımda Eskifoça yoluna indim, sola döndüğümde Ilıpınar, tavuk çiftlikleri falan, Novada Kavşağına çıktım. Kahvede bir çay içtim bisiklet motorumun bataryasını, telefonumu şarja bağladım. Kahveci prizin yerini gösterdi ama “Ne demek abicim dükkan senin” demesini beklerdim. Bi çayla olmaz bataryaları doldurmak değil niyetim strava denilen program kaç kilometre, hangi hızla, kaç kalori yaktın, iniş çıkış, hepsini gösteriyor. Karpuzu koltuklamak için bunun olması lazım. Fotoğrafını ekleyeceğim yazının altına.
Bir de soda söyledim. Kalkarken kullandığım elektriğin parasını çayın sodanın üstüne ekledim “Bu çok abi demesine rağmen bu defa söz bana geçmişti. “Hakkın geçmesin.”
Buruncuğa kadar trafikle gittim. Novigasyon rotasıyla Buruncuk’tan Emiralem’e ova yollarından gideceğim. Gediz boyunca gidiyorum. Bi yollara girdim, hayatı anlatırlarken dikenli yollardan bahsederler hayatın zorluğunu anlatmak için. Bisiklet boyunda devedikenleri, gidonda ki elime batıp kanatacak kadar boylanmışlar. Akan kanla trafikte olabileceklerin diyetini ödüyor gibiydim. Öyle böyle Emiralem’e geldim. Bi kahve de, Menemen Manisa asfaltına çıkmadan önceki bir kahvede höpürdettim.
“Ustam buradan devam edersem asfalta çıkar mıyım? Novigasyonu kapamıştım telefonumun şarzı bitmesin diye, güç desteği yoktu çünkü yanımda.
Asfalta çıktım. Ne esiyor hem de yiğidin bağrına bağrına ben de basıyorum pedallara bağrına bağrına.
Ayvacık köyü bölgesinde arkamdan bir bisikletli yetişti. Gençten biri sakallı. illet oluyorum şu sakallara. Yolda, ne bu sakallar deyip kavga edecek halim yok. “Ben yavaş giderim seni de yavaşlatmayayım sen basabilirsin” dedim biraz muhabbetten sonra uzadı ben de peşini bırakmayayım diye ardı sıra gider oldum. Muradiye istasyon kavşağında yetiştim belki de o yavaşladı, neyse.
Ben, Muhsin Yazıoğlu Bulvarına dönerken o “Allah bana da senin yaşında bisiklet sürmeyi nasip etsin diyerek dua etti” “İnşallah sağlıkla” derken o yoluna ben yoluma.
Beni novigasyondan takip eden bizimkiler, iki torun ile babaları bisikletleriyle karşılamaya gelmişler. Bi anda dünya turundan dönen gezgin gibi hissettim kendimi! Hani diğer bisikletliler, halk nerde??? Terli olduğumdan soğutmamak için durmadım peşime takıldılar. Hep birlikte, dede baba torunlar dört bisiklet eve geldik.