İçeriğe geç

KÖY YERİ

30 Temmuz 2014

KÖY YERİ
Gece zifiri karanlık, gece ıssız,sessiz, bitmek üzere. Sobanın sıcaklığı geçmiş, baş yana düşmüş, omza değiyor. Sandalye sesleri, yıkanan çay bardakları gucurtusu, bozuyor kahvede ki susmuşluğu. Sabah buradan gidecek koyunlarını yaymağa, Hüsen. Seğirtmesini aradı bacaklarının arasında, düşmüş eğilerek aldı ayaklarının altından.
Köy meydanına gelmişti kimi çıngraklı, kimi koca çanlı sürü. Bir ıslık Çoban Hüsen’den “fıy fıyyy”. Takıldı peşine günboyu yoldaşları sürü.

Çıktılar hemen köyden kaç sokaktı sanki.
Uzak sayılır gidecekleri yer, zaten nerede yayılacaklar ki.

Heybesinden çıkardı kuru ekmeğini.
Katkat gazete kağıdına sarılmış keçi peynirini.

Yürürken dişliyordu kahvaltı diye yediğini,
Arada bir ihmal etmiyordu sopa ile keçileri dürtmeyi.

Gün ağarmış kızıllaşmıştı karşı tepeler
Günler aylar değil geçmişti seneler.

Köyün çobanı Hüsen’e dededen kalmıştı çobanlık
Hergün sabah gider dönerdi akşam, karanlık.

Yaşı geçmiş kimse vermemişti kızını,
Bulamamıştı o da çekebilecek nazını.

Ama gönül bu kırmızı yemenisini unutamamıştı Zeyneb’in
Kara saçları, kara kaşlar, zeytin gibi gözlerin.

Genç yaşda yürümüştü Zeybep hakka,
Hüsen’in yaşı geçsede hep gelirdi Zeynebi akla.

Aha bunlar şimdi Zeynep, sürünün herbiri,
Yürü be kuzum yürü be Zeynebib gideliberi.

Gelmişti sürü, gelmişti keçiler, otlak yerine,
Dayandı her zaman ki gibi ağacın birine.

Kavalın nağmesi fıyladı bayır aşağı sesi,
Zeynep geldi gözlerine alacalı yeldirmesi.

Yaş ne kadar oldu, hala mı Zeynep? Dedi Hüsen.
Yoktu ki dünyada hiçbir şeyi, aklında ki Zeynep’ten

Ses sustu, sustu kaval, keçiler, sustu çıngıraklar.
Durdu dünya, herşey durdu, sessiz kaldı uzaklar.

Akşamı yaptı güneş, rüzgar suspus, sürü sessiz.
Hüsen bu garip, geçmedi hayatı biran Zeynepsiz.

Öylece kalakalmıştı Çoban Hüsen.
Hala ses yoktu Zeyneplerim dediği sürüden.

Akşam olmuş, sürüden dönmüştü bir kaçı köye.
Bir çoğu öylece kala kalmış Garip Hüsenle.

Gelmeyen sürüyü merak eden köylüler buldular Hüseni.
Başı düşmüş, susmuş elinde kavalı, bitmiş nefesi.

Dayandığı ağaça yazmıştı yıllar önce Zeyneb diye.
Kavuştu şimdi, yıllarca hasret kaldığı Kınalı Zeynebine.

Dünyanın hali der beklemezdi bir şey hayattan.
Fakirdi, garipti zaten hem anadan hem babadan.

Döndüler köye ikindi de kılındı cenaze namazı.
Yoktu kimseye diyeceği ama Hakka vardı niyazı.

Mezarlığa kadar taşındı Hüsen bir bir omuzlarda.
Bir oldu Hüsen Zeynebiyle aynı mezarlık, aynı toprakda.

From → ŞİİRLER

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: