İçeriğe geç

BİR MANİSA TÜRKÜSÜ.

18 Eylül 2014

Bir manisa türküsü vardır, İlkokul müzik öğretmenim Rahmetli Haydar Bayçın’dan ‘Off off aman aman Manisa, üzümü bolca olsa’diye başlayıp devam eden. İlkokul müzik öğretmenim Haydar Bayçın gibi bir üstad olunca varın diğer derslerin öğretmenlerini siz düşünün.

Nereden nereye Türkü 1955-60 yıllarında söylenmiş kurgulanmış, her ilçesinin özelliklerini de içine alan sözleriyle, her ilçenin öne çıkan değerlerini vurgulamış.

Akhisar develere TÜTÜN sar.
Soma bizi KÖMÜRSÜZ koma.
Demirci HALILARI bir inci
Manisa ÜZÜMÜ bolca olsa.
Diye her ilçeye övgüler yağdırılır.

O zamanlar türküymüş türkü söyler türkü dinlermişiz, bilhassa pamuk toplama, harman, tütün kırma, bağbozumu zamanlarında her birimizin tarlada takkede olduğu bir arada, konu komşu birlik olup yaptığımız yaz aylarında Gediz Ovası’nda ki çalışmalarımızda söylerdik türküleri.
Hasat sonu ürünlerimizi toplamış; tütünler balyalanmış, pamuklar hararlanmış, üzümler çuvallanmış, bir eda bir caka ile tarlanın orta yerinde, tütün kargılarının yanında, bağın sergisinde bu çuvallara yaslanıp ay tepsi gibi olmuş ova ağarmışken ki içtiğimiz dibek kahvesinin höpürtüsü komşu damlardan duyulurken sigaranın dumanı keyifle üflenirken “ah bir ataş ver sigaramı yakayım, sen sallan ben boyuna bakayım.” türküsü dudaklardan dökülürdü. Yanık ses türküyü çığırır, komşularda ses kesilir, ova yankılanır, bağlarda üzüm kalmadığından aç kalan çakal ulumalarına karışırdı.

Şimdi ovada keyif zamanıdır, kışlık çerezlerin hazırlandığı zamandır. Neferge üzümler toplanır çuvalların içine konur nimet denilen tahta teknelerde çiğnenip şıra çıkarılırdı bir yandan bu iş devam ederken diğer yandan şıra leğenlere dökülür çırpı ateşinde kaynatılır pekmez yapılırdı. Konu komşu yar ağyar imeçe usulü çalışırlar bugün bana yarın sana yardıma giderler çocuklar ayak altından çekilsin diye badem başağı toplamağa gönderilirdi.

Bağlarda telaş bitmiş keyf ve dinlenme vaktidir. Bir hafta on gün sonra kışlıklara taşınılacaktır.Yıldızların sayıldığı Eylül akşamının ürperti verdiği serinlikte parlak gökyüzüyle beraber çeşitli oyunlar düzenlenir; kalburu başına geçiren rakkas sofra örtüsünü başından aşağı sarkıtırken uclarını beline bağlar bağladığı beze çomak geçirip ceket giydirir çalınan dümbek ile tempo tutulur, şak şaklar eşliğinde oynatılırdı. Üzüme doyum olmaz; yemeklik için ayrılmış karıktan seçmece salkımlar içi soğuk tulumba, kuyu suyu dolu kovada ıslatılır, soğutulur, sohbet arasında yenirdi. Gece olmadan akşam, yatsı vaktinden sonra uykular gelir, çibindirikler gerilir, yatılır, sabah namazdan önce kalkılır, yine çırpı ateşinde pişiler yapılır, kahvaltı hazırlanırdı. Pekmez, günbalı, kahvaltıya gelmeğe başlamıştır bile.
Son günlere domatesler sıkılır, tarhana hamurları ovulur, son vazifede bitmiştir artık taşınma vakti yaklaşmıştır. Sorar herkes birbirine konu komşu bir diğerine “biz bu pazar taşınıyoruz.” “Eh biz de kalmayız, ovalar soğudu, çiğ tutmağa başladı, okullar yaklaştı, biz de taşınırız.”
Böyledir bağcılık, böyle idi bağbozumu.

Komşular bağda yakın ama, kışta uzaktır evler
Gelip gitme zordur kışın, iş güç zaten zordur geçinmeler.

Allah sağlık verirse, bir daha ki seneye görüşülür belki de
Tuhaf yazın içli dışlı, kışın o kadar olmaz gelip gitmece

Komşularımızdı, Musa Dayı, Laz Amet, Hatçeba, Pulcular
Artık kimse kalmadı taşınmağa başladı bir bir komşular

At arabası tanıdıktır sabahtan kuru üzümler gönderilir
Öğleden sonra komşularla vedalaşılır gözler nemlenir.

İşte Manisa Ovası, her bir yanı ayrı da olsa.
Aylarca, yıllarca Gediz Ovasının yaşantısı budur oysa.

Yıllar geçip gitti şimdi bu adetler kalmadı komşularda tabii
Babalar, dedeler, nineler, eskiler göçüp gitti herbirileri

Çocukları kaldı ellerinde telefon fan fin fon
Bazen selam, bazen ne sabah, bazen gramafon

İyi dürüst herbiri saygılılar o hala var Allah’tan
Dostluklar biraz daha sürecek o da anadan babadan

Sonrası geldi işte önce Gediz kirlendi suyu kara mı kara
Tarlalar bağlar sulanır, berraktı, içerdik, biz de kana kana

Sondajlar ovanın böğrüne 200 250 metreye çivilendi
Övünç kaynağı oldu matahmış gibi sondajların derinliği

Sıra toprakta, pamuk tarlaları yok, mısırlar adam boyundan fazla
Su doymaz mısıra, sondajlar daha derine toprak tuzlanacak sonra

Bazı ovalar, Alaşehir mesela krom nikeller parlıyor.
Medeniyet dediğin canavar tek dişini uzaktan gösteriyor.

Pamuk bitti, tütün gitti, üzüm can çekişiyor diren Sarıgöl.
Bir tek salkımın, tanen de kalsa ovanın namusu sensin Sarıgöl.

Ovanın bir tek efesi kaldı, ovası beyazlara boyandı.
Türkü oldu söylendi, dillere gönüllere dolandı.

“Allah Allah nidaları şu dağları inletir.
Görülünce efelerin yürekler serinletir.

Türkü olur, zeybek olur, dost düşmana dinletir
Kahramanlık ruhu taşır Sarıgöl Sarıgöl”

 

From → SARIGÖL

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: