İçeriğe geç

ESKİLERİN DEDİKLERİ GİBİ.

23 Mart 2015

1915 Manisa’nın işgali 1922 işgalden kurtuluşu, yokluklar işsizlik savaşlarda erkek nüfusu kırılmış üretim olmadığı gibi üretecek insan yok. Yokluklar yokluklar, tüm bunlara rağmen savaş sonrası Atatürk’ün kalkınma hamlesi inkılaplar Cumhuriyet ilanı. 1945 ikinci dünya savaşının sonu, sıkıntılar. Babamın yaşadığı yıllar ile bizim kuşağın yaşadığı seneler, bir dönem biterken bir başka dönemin başladığı yıllar. Bunca yokluktan sonra eski, yıkık, basık, yer evlerinden sonra yeni yeni evlerin yapıldığı ki onlarda kerpiçten kısa bir zaman sonra yığma tuğladan yapıldığı bahçede ki mutfakların içerde olduğu, bahçelerde ki tuvaletlerin evlerin içine alındığı, eskinin lüksü evler.

Komşuların birbirlerinden gece lambaları için gaz istedikleri. Gecelerin karanlıkların aydınlatıldığı yakmadan önce isinin silindiği gece lambaları, mahalle bakkallarında gazın yanında gece lambasının şişesi de satılırdı. Aspirinden erkek çorabına kadın çorabına kadar kıt kanaat olan temel ihtiyaçların yanında henüz çok kullanılacak şeylerin ihtiyaç olmadığı, bilinmediği, şeylerde satılırdı. Makara ipliği, dikiş iğnesi, cızlavat lastik ayakkabı, şaşula ile tabaklara konulan kilo ile alınan yoğurt, mabel sakız, markasız bisküvit, kırık leblebi, karamela şekerinin yanında pahalısından akide şekeri, zeytinyağı yapımı sabun. Kısacası insanların o da lazım bu da lazım dedikçe üretilen, bazen yerli daha sonra yabancı alınıp satılan mallar bakkal dükkanlarında raflarda yerlerini bulurdu. Dükkandan alınanlar sayfaları kırışmış, uçları kıvrılmış veresiye defterine yazılır, ele para geçtikçe hesaplar kapatılırdı.

Deterjan yerine fırınlardan bedava alınan odun külü kullanılırken, badanalar kireç suyundan, sokak duvarlarına yapılan mavi kuşaklar çivitten, kalemler divittendi. Gaz lamba devri kapanmış evlerde mangalla ısınmalar devam etmekteydi. Kuzineler ısınmanın yanında yemek için kullanılır yakacaktan tasarruflar yapılırdı. Zaman tasarruf zamanıydı. Çalışmak zor, kazanmak zor, temel ihtiyaca tasarruf zor, geçinmek zor mu zor. Bunları gören bizlerin yanında, telefonu televizyonu buzdolabını büyüklerimiz de gördü.

Yokluklardan bolluklara:

Çarşıda satılan buzdan buzdolabına, deterjan diye kullanılan odun külünden çamaşır makinesine, kuzineden elektrikli fırına, lambalı radyodan transistörlüsüne, Almanya’dan teypler getirdi almancılar köylüsüne. Nereden nereye… 80-90-95 yaşında olanlar cep telefonu bile kullandılar.

Ufaktı şehirler bir uçtan bir uca yürüyüş mesafesi, bisikletler ithaldi Philips, Rale, Yale marka. İki markadan başkası olmayan motorsikletler de ithal.

Babalar ve çocukları yokluktan darlığı beraber yaşadılar, yol aldılar. O zamanın çocukları şimdinin babaları çocukları ile darlıktan varlığı yaşıyorlar. Çocuklarımızın çocukları torunlarımız varlık devrinde doğdular. Bolluğu yaşıyorlar.

Yokluğu darlığı bilmiyorlar ki varlığın ne olduğunu bilsinler, hele bolluğun nasıl bol olduğunu hiç bilmezler. Eskiler yokluğa seferberlik zamanı derlerdi. Siperlerden, seferlerden, Seferberlikten Siber’e. Mektuptan maile. Nereden nereye?

Çocukluğumuzda yaşlılar derdi böyle. Şimdi biz diyoruz yaşlandık mı ne?

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: