İçeriğe geç

GARİP GARİP BAKIYORUZ.

15 Ağustos 2015

Efendim, organize sanayi bölge planlaması ve uygulaması 1960-65’li yıllara rastlar. Manisa nüfusu 45-50.000 cıvarında tarımla geçimini sağlayan göç almamış geçim telaşı, memur maaşı olmayan bir şehirdi.
Okullarda tek tedrisat yapılır bizler okula sabah gider akşam gelirdik. Orta okul lise binaları yeterli olup sınıflar 25-35 kişilikti. Üniversitemiz yoktu ama Üç büyük şehirdekiler yetiyordu.

 

Şehir içerisinde ki yollar caddeler ulaşım için çok rahat olmasına rağmen Manisa’lı aracı ve toplu ulaşım otobüsleri pek tercih etmez yaya olarak bisiklet ve az da olsa motosikletle işe, gezmeye, çarşı pazara, sağa sola giderlerdi.

 

Evler cadde üzerindekiler hariç diğer sokaklarda ki evler yer evi ve iki katlılardı zaten genel olarak evler en fazla yığma üç katlıydı. Bahçeleri var yaz aylarında hayat bahçede geçerdi.

 

Park alanları öyle peyzaj planlı değil, gür ağaçlıklıydı, babannemin bahçesinde ki güllerin aynısı parklarda da vardı. Parkın bir köşesinde ki gazinonun tahta sandalyelerine oturulur, lüks içecek olan beyaz gazoz içerdik. Evler bahçeli ve herkesin bağı olduğundan parklara pek çıkılmaz, çıkıldığı devirler geldiğinde müşteri çekmek için her parkın Ulupark, Fatih Parkı Çocuk parklarında orkestralar olurdu.

 

Kütüphanemiz kitapsaray ve bir iki çocuk kütüphanelerinden ibaretti ama her kütüphaneye gidilir okul ödevleri yapılır, ödünç kitaplar alınırdı.

 

Müzemiz Muradiye Camisinin külliyesinden bozma olmasına rağmen Manisa’lı pek rağbet etmez çünkü her yanımız tarihi eser; yıkık binalar, dar çıkmaz sokak dokuları, bahçeli hayatlı evlerimiz, biz kendimiz tarihi eserdik.

 

Ağaçlarımız; boş arsalarda Kokar ağaçları, caddelerde Kobalaklar, Sultan Parkı Dutluk, Fatih Parkı Çamlıktı.

 

Üç tane hastanemiz vardı. Hastanelerimiz bakımlıydı, hastane mikrobu, virüs mirüs bulaşmazdı girene çıkana yatana kalkana. Devlet Hastanesi, Doğumevi, Moris Şinası Çocuk Hastanesi, ağaçların yeşilliklerin arasındaydı. Doktorları Manisa’lıyı tanır, hastalarına isimle hitap eder aile doktoru gibiydiler. Bir çok yaşlıyı konuşarak, moral vererek tedavi eder reçeteye bir iki ilaç da sararak evine gönderirdi. Hasta olduğunuzda doktorun muayenehanesine gider doktor “siz araba alın gelin bende çantamı hazırlayayım” der taksilerin olmadığı zamanlarda fayton tutulur kapının önüne gelinir doktorla beraber hastaya gidilirdi. Kinin her hastalığa iyi gelen bir ilaç olmasına rağmen aspirin gripin mutlaka reçetenin altında yerini alırdı. Zaten o zamanlar bu kadar da hastalık yoktu.

 

Memurlar hiç bir mesaiyi aksatmaz saatinde gelir, müdürler de hemen ardından gelirlerdi. Okumuş insan oldukları için alau vala ile işe başlarlar el pençe divan yanlarına yaklaşırken onlar burnunun ucunda ki gözlüğün tepesinden şöyle bir bakınca düzen intizam asayiş sağlanmış olurdu.

 

Eczacıların çok eskileri bankosunun arkasında ki perdenin arkasında ilaç yaparlar, çok ihtiyar bu tür ilaçları sipariş verirlerken kendilerinin doktoruydular “eczacı bey benim hastalığı biliyor yaptırıver benim şu ilacı” derlerdi.

 

Kırtasiye kitapçılar, raflarda ki tüm kitapları okumuş olurlar ve size tavsiye ederlerken ön sözü okumuş gibi olurdunuz. Dolmakalem kartuşlu değil, mürekkep şişeleri biriktirilir, sulu boya resim yaparken kullanırdık. Tükenmezler henüz arzı endam etmemiş kurşun kalemler revaçta olup babalarımız kalemtıraşı yasak etmişlerdi.

 

Çok mu garipmişiz? Hayır çok mutluyduk. Hatta o zaman anlamamışız ama şimdiye göre musmutluymuşuz. Bu kadar hasta olmaz kimse de bizi hasta etmezdi. Meğer masal ülkesinde, Avatar diyarında yaşıyormuşuz.

 

Evet efendim günler aylara aylar yıllara eklendi,

OSB: 65, 75, 85, 95, 2005 göç dalga dalga geldi. Bir fabrika 100 işçi: 100 ev, 200 çocuk. Bir çok fabrika: 10.000 işçi 10.000 ev, 40.000 nüfus, 20.000 çocuk. Şimdi 40.000 işçi var. 60.000 olacak.

Okul, kütüphane, müze, sanat kültür konser salonları, hastane, barınmak için ev, ulaşım için yol, yollar araç deryası otopark, nefes almak için park… var mı???

Çok mu mutluyuz? Hayır, çok garibiz çok.

 

Yıl 2015, Altıncı Kısım için OSB planlama yapıyor. Biz ne yapıyoruz?
Dilim varmıyor da, garip garip bakıyoruz.

 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: