İçeriğe geç

KOŞAN ADAM

16 Nisan 2016

(Selendi Toplu Açılışlarından Çampınar Köprüsü)



100 m. 9.8 dünya rekoru. Ayağın başlangıç çizgisine bastığında gözüne kestirdiğin bitiş çizgisini 9.8 saniye sonra görüyorsun. İnanılmaz.

116 m. Başlangıcı belli de bitişi gözükmüyor. 60 yıl yani 1 892 160 000 saniye geçmiş. Zaman zaman daha doğrusu beş yılda bir yapılan seçimlerde gelip bitiş çizgisini işaret edenler olmuş. “Ben gidip spor ayakkabılarımı alayım” deyip gitmişler, gidiş o gidiş. Koşmak için yürek, yenmek için bilek, başlamak için cesaret gerek.

Bir adam yine beş yıllık zaman diliminde “Ben ayakkabılarımla geldim bu mesafeyi koşacağım” dedi ve başlangıç çizgisine geldi. Seyirciler (köylüler) arkalarını dönüp gittiler koşacağına inanmıyorlardı çünkü. Koşmaya başladı. Her sabah koşan adamı evlerinin penceresinden seyrettiler. Çizgiyi geçmiş bitişe yaklaşıyordu. O akşam uyku tutmadı onları, gece dahi ay ışığında bakmak istediler inanmak istemiyorlardı o kadar inandırmışlardı olmayacağına. Sabah erkenden uyandılar. Koşu bitmişti. Koşan adam bitiş çizgisini geçmişti.

Koşudan önce dere kenarına suyun yanına aylar önce umutsuzca kurulmuş olan masalar bu defa köprünün üstüne kurulmuştu. Köprü insan dolu, köprü heyecan dolu, köprü hayret dolu, köprü bayram yeri. Köprünün altından dere, üstünden sevinç göz yaşları akıyordu… Mehter bir yanda Çırpınırdı Karadeniz’i çalıyor diğer yanda köylüler, çoluk çocuk, kadın erkek bayram yapıyorlardı.
 

“Ayrı düştüm dost elinden

Yıllar var ki çarpar sinem

Vefalı Türk geldi yine

Selam Türk’ün bayrağına”

9.8 saniye rekoru kırılamamıştı ama 1.892.160.000 saniyenin (60 yıl) sonu gelmişti, zaman durmuştu Çampınar Köprüsü’nde. Geçip geçip geliyorlar, dönüp dönüp geçiyorlardı.

Kış günü “Çampınardan geçiş var mı?” Diye soran uzaktakiler, “Geçiş yok dere çoşkun” lafını duyunca 25 km öteden dolaşıp 116 metre karşıda ki yakına gidiyorlardı. Türkiye’nin batısı ama Manisa’nın doğusuydu burası. 

Başlangıçtan Çampınar’dan bakınca bitişte ki Dereköy gözüküyordu artık. Uzaktan yakından, protokoldan halktan, oturup kalkandan, gülüp oynayanından, herkes köprünün korkuluğuna çıktı altlarında akan suya, el salladılar.

“Artık bundan böyle sen alttan akıp, biz üstten geçip gideriz. Sen suyuna biz yoluna. Yollarımız açık olsun. Hayatımızda aldığımız bize verilen en büyük armağan sağol koşan adam.” 

“Senin de yolun açık olsun.”

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: