İçeriğe geç

BANDIRMA VAPURU.

21 Kasım 2016

 

Kuzey İspanya’nın Bask Bölgesinde 1400’lü yıllarda balıkçı kasabasıyken şimdi turizmden geçimini sağlayan yeni, modern, bakımlı, temiz, akşamları gel-gidin çok açık olarak gözlendiği ve okyanusa açık geniş kumsala adlarını yazan insanların bir saat içerisinde adlarının sulara gömüldüğünün oyun yapıldığı Atlantik Okyanusuna kıyısı olan bir sahil şehri, San Sebastian.

 
Burada bizi UNESCO’nun destek verdiği bir ahşap tekne atölyesine götürdüler. Yaşları 50’nin üzerinde ustalar çalışıyor. Yabancılar tarafından sıkça ziyaret edildiği için gelen heyetleri büyüklüğüne göre ikiye, üçe bölüp tekne çizimlerinden, batık fotoğraflarına kadar gezdiriyorlar her heyetin başında da hem tekne yapımında çalışıp hem de rehberlik yapan insanlar var.

 
1400’lü yılların gemi yapımında kullanılan eski usüle göre çalışılıyor. Ahşapların ağaç kütüğünden ayrılıp gövde, iskelet, kaplama, vesairesine kadar; keser, el testeresi, ahşap ve demir çekiç gibi eski el aletleri kullanılıyor kesinlikle yeni modern çağdaş el aleti, teknoloji, elektrikli alet kullanılmıyor.

 
Çok eski 1400-1500’lü yıllarda balıkçı kasabasının Biskay Körfezi’nden Atlantik Okyanusuna açılıp Kanada’nın Labrador kıyılarına Davis Boğazı’na kadar balina kovalayıp avlayan bu balıkçı köyü insanları o yıllarda ki tarihlerini kahramanlık öykülerinin bir parçası olan balina avcılığı ve okyanusun fırtına ve kasırgalara azgın dalgalarına dayanıklı teknelerini yapıp gün yüzüne çıkarıp bu ahşap tekne ve aletlerden müze yapma gayretindeler.

 
Biz bu ahşap tekne atölyesindeyken: 1565 yılında Kanada açıklarında Atlantik Okyanusu’nda batan balina avcılarının kullandıkları teknenin çürümüş ve az sayıda parçası kalmış batığını çıkarıp, model alıp, yenisini yapmak için uğraş veren ustalar UNESCO kayıtlarına geçmesi için bu ahşap teknenin yapımında gayretle çalışıyorlardı.

 
10.Kasım Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü geçen hafta içerisinde ölüm yıl dönümünde andık, tüm ülke 09.05’te durdu. Sirenler çaldı, İstiklâl Marşımız okundu. Konuşmalar konuşmalar, anılar, tarih, Atamız, gün boyu anıldı anlatıldı. Allah Rahmet Eylesin.
Hep laf, hep doğru olup olmadığı tartışılır yazılı tarih, anlatımlar, kahramanlık öyküleri, v.s. Somut, elle tutulan, gözle görülen, gösterilecek olan, bir nesnemiz, bir tarihi kalıntımız, anımız, onu göstererek anlatılacak bir varlığımız, tarihimiz yok.
19.Mayıs.1919 tarihinde Atatürkümüz ve arkadaşlarını Samsun’a götüren Bandırma Vapuru:

1894 yılında o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen İdare-i Mahsusa’ya alınmış.
1910 yılında Osmanlı Seyrüsefain İdaresi geminin adı Bandırma olarak değiştirilerek posta vapuru haline getirmiş.
19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk ve Silah Arkadaşlarını Samsun’a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiş.
1924 yılında Türkiye Seyrüsefain İdaresi tarafından hizmet dışı bırakılmış.
1925 yılında gemi satılmış, ve alan kimse tarafından hurda olarak parçalanmıştır.
Şimdi Bandırma vapurunun nasıl bir vapur olduğunu bilenimiz yok: Hani âma bir kaç insana fili elletmişler Mesnevi’de geçer bu hikaye. Bacağını tutan ağaç, kuyruğunu tutan yılan, kulağını tutan yelpaze, hortumunu tutan tulumbacı hortumu demiş ya. Vapurda öyle.

Boyu şu kadar metre yok o kadar değil bu kadar. Ne boyunu bilen ne bacası var mıydı var elbette ama kaç metre yüksekti bilen yok. Tartışıla tartışıla en son boyunun 48 metre, baca yüksekliğinin 6 metre olduğunda karar kılınmış.
Bir Allah’ın kulu çıkıp da şuracıkta ki İskoçya’nın Glaskow kentine gidipte vapurun 1878 yılında imal ediliş kayıtlarını incelememiş.

Oysa: O tarihte Atatürk ve vatanperver bir kaç insanı Samsun’a götürmemiş bu vapur. 1919’dan başlayan kurtuluş, uyanış, diriliş, inkılap, kalkınma, muasır medeniyetler seviyesine ulaşma, misak-ı millinin kesinleşmesi…Cumhuriyetimize kadar götürmüştür.
Ülkemizde bu kadar önemli yeri olan Bandırma Vapuru’nun çakması Samsun’da peyzajı yapılmış bir meydanın kenarında kıyıya yapıştırılmış bir vaziyette duruyor.
Sen vapur de, ben tekne diyeyim, bir başkası gemi desin. Biz somut tarihimizi bilmez kulaktan kulağa anlatırsak ‘Titanik’ diyeni bile çıkar.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: