İçeriğe geç

ÖĞRETMENİMİN GÜNÜ

4 Aralık 2016

“Hayatta en büyük mucize, küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır.”  

1957’nin Eylül’ü tek katlı bahçeli evimizde bir hareketlilik var. Gri renkli ütülü okul önlüğünü giymiş, beyaz kolalı yaka boynuma geçirilirken sıkılıyorum. Annem o kadar kolalamış ki tahta gibi olmuş yakanın ilmeğine düğme bir türlü geçmiyor. Sabah erkenden evimizin avlusu yıkanmış, çiçekler sulanmış, rengarenk kasımpatılar toprakta, sardunyalar (cananlar) saksıda, bahçelerin olmazsa olmazı fesleğenler ellemeye gör kokularıyla boy boy. Heyecanım yetmiyormuş gibi geç kaldım telaşı içerisindeyim. Annemin elleri yaka ile boynuma dolanmışken, babamın okul için yaptığı yeni ayakkabılarım yatağımın baş ucundan çıkmış ayağımdaydı. Kahve rengi, altı kalın kösele, deri, modelli ayakkabı ayağımda tepinip duruyordum. 

Bezden torba çantaların kullanıldığı okula babam arkadaşı Marangoz Hayri Amca’ya tahtadan yepyeni bir tahta çanta yaptırmıştı. Tecrübeli usta ilerisini düşünerek büyük tutmuştu çantayı ufacık bedenime ellerime biraz büyük düşmüştü ama çantanın hatırına sesim çıkmıyor aksine çok da sevmiştim.

Evin en küçüğü biraz da şımartılmış bir aile ferdi olarak babamın sevgilisiydim. Avluda yer sofrasında yemek yediğimiz yaz akşamlarında babamın yanına oturur dirseğimi babamın dizine dayar öyle yemek yerdim. Ağabeyimlere karşı bu serbestiyetimi sonuna kadar kullanır onları çileden çıkarmak için abartırdım çoğu hareketlerimi.

Tüm çocuk güzelliklerinin, okul sevdasının, kola kokusunun, annemin o meşhur titizliğinin üstümden okunduğu bir şekilde bir elimde çantam diğer elim babamın avucunda besmele ile avlu kapımızdan çıktık.

İzmir Caddesinden karşıya geçerken babam tembihledi “önce sola, sonra sağa, daha sonra tekrar sola bakarak geçeceksin unutma.” Unutmam baba da arada bi arabadan ziyade bisikletten başka gelen geçen yok ki. Daha sonra her sabah okula giderken anamın arkamdan bağırarak söylediği son tembihiydi “sağa sola bak” Murat Germen Okulu’nun bahçe kapısından girerken okulun bahçesi pek kalabalık sayılmazdı. Babam benim öğretmenimi görmüş ona doğru yürüdük benim şimdi öğretmenim olacak Fuat Bey babamın da öğretmeniymiş muhabbetleri hala devam ediyordu çünkü aynı zamanda ayakkabı müşterisiydi. 

Uzun yüzlü, gözlüklü, yaşlıca, yakışıklı, gülümsemesinde dahi bir ciddilik vardı. Benden önce gelmiş çocukların yanına aldı Fuat Bey babamla biraz konuştuktan sonra babamın arkasından bakakaldım diğer çocukların yanından.

Beş yıllık okul maceram, okumaya, yazmaya, çarpım tablosu, problem çözmeye, gidecek yolculuğumun ilk günüydü. 

Büyükçe dediğim çantamı her sabah dolu bir şekilde okula taşıyordum. Ders programımız yoktu. Resim, müzik, beden eğitimi haricinde ki dersleri işliyorduk. Canımız çekiyordu bahçeye çıkan diğer sınıfın öğrencilerini bir iki üç diye sayan öğretmenlerinin karşısında kollar havaya yana yukarı kalkarken. Biz ise türkçe, matematik ile boğuşuyorduk.

Dördüncü sınıftayken bir akşam okula çağırdı Fuat öğretmenimiz. Bize takım yıldızlarını, kutup yıldızının hikayesini, samanyolunu anlattı. Başlarımız havada gözlerimiz ile gökyüzünü tararken astronomi diye bir ders yoktu ama Fuat bey de vardı.

Daha birinci sınıftayken diş macunu ve fırçalarımızı alarak okula gelmemizi istemişti. Okulun bahçesinde ki şadırvan gibi etrafında muslukları olan çeşmenin başında dişlerimizi nasıl fırçalayacağımızı öğretmişti. Hatta bir gün sınıfımızda ki kendi öğretmen masasının üstüne Allah Rahmet Eylesin İlhan arkadaşımızı çıkartmış (o namaz kılmayı bildiğinden) bize nasıl namaz kılınacağını göstertmişti. Kendisi sosyal demokrattı..

Kuvvetli bir temel atmış olmalı ki beş yıllık ilkokul öğrenciliğimizde çok şey öğrenmiş bir kaç arkadaşımızın haricinde hepimiz orta okula liseye devam etmiştik.

Ayrıca ki en önemlisi erdemli insan olmayı, adam gibi adam olmayı, yalan söylememeyi, saygıyı, sevgiyi, öğretmişti bizlere. 

O devirde yerli malı kullanmayı teşvik haftaları kutlamaları yapılırdı. “Yerli malı yurdun malı her Türk kullanmalı” sloganını söylerdik. Milliyetçiliği vatanımızı sevmeyi öğretmişti bu şekilde.

Allah Rahmet Eylesin, mekanı Cennet olsun, Allah yaptıklarından öğrettiklerinden razı olsun. Fuat Özyürek Öğretmenim.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: