İçeriğe geç

AĞABEYİM

6 Nisan 2020

O gün yani beni elimden tutacak yaşlardayım 6-7 olabilir, western filmi, o zamanki çocukların çok sevdiği kovboy filmlerinden birine gittik onunla. Ufaklık derdik başrollerdeki kovboya. 

Ali Rıza abime Büyükabi derim o Beşiktaşlı, Zeki abim Küçükabim Fenerbahçeliydi. Sinema çıkışı  Fenerbahçeli olmuştum. O beni ödüllendirmiş ben de onu sevindirmiştim. Hala Fenerbahçeliyim.

Büyükabim yaşca benden büyük ve babam onunla çok konu hakkında istişare ederdi. Babamın otoriter huylarını alan en çok ona benzeyen Büyükabim benimle ilgili konularda babamdan yana olduğu için Küçükabime daha yakındım. Hatta bir seferinde dersimi çalışmadığım tembellik yaptığım için babama akıl vermiş bisikletimi, depoda kavunları bağladığımız tavandaki halkalardan birine astırmıştı. Büyükabim babamla beraberken Küçükabim benimle haşır neşirdi. 

Şimdiki Hafsasultan Mahallesi’nin olduğu Horozköy’e yakın yerde bağımız vardı uzun yaz tatillerini burada geçirirdik. Küçükabimle kuş avlamaya giderdik. Ben 10 yaşımda o da 16 yaşındaydı. Sapantayı çok iyi kullanır çok da iyi avcıydı. Av zamanı o az önde gider ileride gördüğü kuşu kaçırtmamak için bana eliyle geride kal der ayakkabılarını çıkarır yavaş yavaş kuşa yaklaşırken ben de onun ayakkabılarını kucağıma alır oracığa sinlenirdim.

Küçükabimi babam ilkokuldan sonra yanına aldı o zamanlarda anlatılan hoş bir hikayesi vardı Zeki abimin: Muratgermen İlkokulunda öğrenciyken topa da meraklı, okul çıkışı okulun bahçesinde çift kale maç yapıyorlar, kale direklerinden biri Zeki abimin tahta çantası. Maç bitiyor herkes eve geliyor bunun çantası yok hala kale direği vaziyetinde okulda unutmuş. Babamın ilkokuldan alıp mesleğe yönlendirmesinin sebeplerinden biri buymuş. 

Babam çok iyi bir ısmarlama ayakkabıcısı olduğu için oğlunu iyi bir usta yapmıştı. Askerden sonra küçükabim İstanbul’a gitti. İstanbul Gedikpaşa’da dükkan açmış sipariş üzerine modellerini kendi yaptığı ayakkabıları pazarlıyor fason çalışıyordu. O yıllarda Beyoğlu’nda Kemal Tanca’ya iskarpin ayakkabılar yaptı. Daha sonra toptan ayakkabı imalatıyla toptancılığa girdi. Manisa’dan dükkan komşusu olan arkadaşının Gedikpaşa Ayrancı Han’da toptancı mağazası vardı. Ben de o yıllarda Yıldız Akademi’de mimarlık öğrenciyim. Gedikpaşa, Beyazıt, Kapalıçarşı. Sultanahmet, Laleli, Şehzadebaşı  tarihi mekanlar, oraları çok seviyordum Çemberlitaş’taki resim galerisindeki resim sergilerini sık sık görmeye, tarihi mekanları gezmeğe gittiğimde 

imalathanesine mutlaka uğrar o da karnımı bi güzel doyurur, cebimi doldurur beni öyle gönderirdi. Hatta bazı zamanlar atölyede uzun uzadıya kalır sohbet ederdik. Fatih Atikali’de oturduğu evinin yakınında Valinin Yeri diye meşhur içkili bir lokanta vardı. İşyeri sahibi babacan tavırlı ağırbaşlı mekanın adını bu halinden dolayı vermiş olabilir. Mezesi yemekleri çok güzeldi. Bazı zamanlar talebe  evinde beraber kaldığımız Manisa’lı arkadaşlarımla abimi ziyarete gider ama her zaman yaptığı gibi bizi bu lokantaya götürür talebelikten guruldayan midelerimizi tıka basa doldururdu.

Son zamanlara kadar İstanbul hatıralarımızı hep anlatır o güzel fakat zorlu da olan günlerimizi yaderdik. Dört sene önce ailemizde kalıtımsal olan kolestrolden damarlar tıkanmış by-pass olmuş, yorgun kalbınden dolayı beyne giden bir pıhtı ile kısmî felç oluşmuştu. Yıllar önce sevindirmek için Fenerbahçeli olduğum Küçükabime teselli olsun diye! iki sene sonra ben de by-pass oldum. O zor adım atmasına karşılık dolaşmaya çıkar, eşini dostunu mutlaka ziyarete gider vakit namazlarının bazısında yakınımızdaki İbrahim Çelebi Camisi’ne sabah namazlarının çoğunu Sultan Camisi’nde kılardı. 

Çocuklar, yeğenler, torunlar, gelinler, damatlar birlikte olduğumuz son aile toplantımızı bizim katta yapmıştık. O akşam birlikte yaşadığımız aile apartmanımıza herbirimizin taşınmasını mizahi bir dille yazdığım yazıyı okumuştum. Gözlerimizden yaşlar gelinceye kadar gülmüştük bi daha ki ayın toplantısını kızı Azize’de yapalım diye sözleştik.

Kısmete bakın, Allah ona bir başka mekânında Cennet’inde yer ayırmış. Bizden önce başka bir yer için sözleşmiş. Kim gitmek istemez ki? Emir büyük, bir de Cennet’e davet. 

Koşarak gitti.

From → AZMİ AÇIKDİL

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: