İçeriğe geç

ROTALAR ARTIYOR

21 Temmuz 2022

Bugünkü rotayı akşam çizdim. Cesaret ve macera rotası, hani silahlı kuvvetler operasyonlara isimler veriyorlar ya bu da bana isimlendirilecek rotalardan biri. Çünkü Yenifoça’dan Eskifoça’ya arabayla bile buradan gitmem ama genişçe bir çember çizip başladığım noktaya gelebilmek için sevsem sevmesem katlanarak gitmem gerektiğini aklıma koymuştum. Gün içerisinde hava sıcak rüzgar kuvvetli gözüküyordu hava durumunda. Sabah erkenden, hava ısınmadan deli rüzgar çıkmadan yola çıkmam gerekiyordu. Hazırlığımı 06.30 kadar bitirip tam tekmil yola koyuldum.

Sıcak ve rüzgarın yanında güneş derken bu şartlarda sürüşlerde biraz meteoroloji bilgisi gerekiyor! Sallamıyorum internetteki hava durumlarında bunları açıklıyorlar ama rüzgarın yönü önemli arkandan eserse değmeyin sürüşün keyfine ha bir de benim yumruk kadar bir batarya ile ön teker göbeğine bağlı motorum var. Gerektiğinde bilhassa rampalar benim korkulu rüyam, daha önceleri rampasız yolları seçerdim şimdi bu yumruk motorla zorlanmalarda bisiklet e-bike oluveriyor. Ancak tüfek icat oldu mertlik bozuldu ya pabuç bırakmam bisiklet erkekliğine sürdürmeyiz rampa da olsa pedal basarım tüm yol boyunca pedalı askıya hiçbir zaman almam. Motor sayesinde bisiklet biraz ittiriliyor gibi bir rahatlık sağlıyor.

Yenifoça-Eskifoça sahil yolu çok inişli çıkışlı insan hayatı gibi. İnişte tam gaz, bırakıyorum bisikleti virajlar da var inerken maksimum 61 km sürat yapmışım, çıkarken 15 km ile birbirini telafi ediyor. İnsan hayatı dedim ama bu hayatta ileriye bakmamız gerekir ama bisiklet sürerken rampalarda karşıya bakmam çünkü rampa gözümde hem yükseliyor hem uzuyor. 

Yol boyu fotoğraflar çekmek için durarak gittim. Bu bölgede dik yamaçlardan kıyıya inilerek denize girilen çok güzel koylar var bunların birkaçı ayaküstü, yamaçsız, denize sıfır, kumsal, birçoğu kamping. Bunlar tamam da bir çoğu da keçi gibi tepelere saran villa bozuntusu ama şahane manzaralı konutlar ile kapatılmış ve inşaat firmalarının levhaları ile daha da kapatılacak gibi gözüküyor. İzin vermemeleri imar yapmamaları gerekir.

Eskifoça’ya yaklaşmıştım. Sabahları oldum olası geç kalkan Kara Apo lakaplı bir arkadaşım var. Erken kalkan biri olaydı çay molasını onların terasta veririm biraz dinlenirim hoş beş ederdik diye düşünüyorum uzun zaman görüşmemiştik. Ama adam telefonlara (bahçeyle uğraşırken) hiç bakmaz ayrıca ehl-i keyf vatsap mesajlarına da bakmaz baksa da zamanında bakmaz. Es geç dedim bir de Eskifoça’da mola versem vakit öğleni bulacak. Sahildeki bisiklet yolundan yavaşça sürerken bisikletimi, birkaç yaşlı yürüyüş yapıyorlar hepsine günaydın diyerek selam vererek geçiyordum yanlarından. Gençlerden birkaçı sabah serinliğinde soğuk denize girmişler ay of nidaları evlerde yankılanıyordu. 

Sessiz ıssız henüz uyanmamış çarşıdan çıkarken aklıma geldi, arka sokağa döndüm eski komşulardan birini görürüm düşüncesiyle, bizim eski evin sokağından geçeyim dedim. Güzel pizza yapan şimdi emekli olmuş Şükrü usta, bahçede uğraşıyor sokak ıpıssız. “Ustacım günaydın kolay gelsin” gözümde güneş gözlüğü başımda kask normal cevabını verdi. Kendimi tanıtınca bahçe kapısını açtı. O mo boynuma sarılacak, bi bardak su verecek diye beklerken kapı aralığından konuştuk, şaşırdım. Bir ay önce korona olmuştum onu duymuş olmalı diye hoş gördüm. Uzun zaman 2005’ten beri görüşmemiştik. Çoluk çocuk napıyorlar ayak üstü konuştuk. “Görüşürüz, selam, telefonum aynı telefonlaşıp buluşalım” dedim ama sanki biraz sıkıntılı gibiydi veya beni yıllar sonra böyle görünce şaşırmış da olabilir.

Yolcu yolunda gerek asfaltan Foça’nın eski çıkışına doğru rampaya sardım dinlenme bahanesiyle selfiler, hatta saniye ayarlı çekimler yaptım. Uzunca bir bisiklet yolu yapmışlar rampayı çıktım askeriyenin kapı önünden sonra inişe geçtim ama rüzgar 20-25 km hızla önümden esiyor. İnişte olduğumu anlayamadım. Vallahi, buradan Bağarasını, taaa  Gerenköy kavşağına kadar yol düz olsa da bisikleti götürmekte zorlanıyordum. Motoru hiç açmadım önümde devamlı rampa çıkacağım Kozbeyli yolu vardı. Rüzgar önümdem esiyor göğsüme bastırıyordu sanki. Burnumdam aldığım nefes yetmiyor, ağzımdan aldığımda ağzım kuruyordu, (bisikleti ilk aldığımda rengi bisiklete uyumlu diye biraz da ilk acemilik ağzı vidalı suluk aldım) su içmem için durmam gerek zaten yol dar, arkamda araçların bazıları karşıdan araç geldiğinde arkama sokuluyor, beni geçerken teşekkür ediyorum ama sokulana kadar sollamasa bari deyip içim içimi yiyor. Ağzımdan burnumdan aldığım rüzgarla karışık nefesi verirken vücudumuzun yedi deliğinden dışarı basıyordum. Sabah güneşi yatayda durarak kaskımın altından gözüme girmeye çalışıyor zaten rüzgardan bisikletin üstüne eğilmiş vaziyetteyim kaskıda burnuma kadar indirdim. Rüzgarı şikayet ediyorum göğsümden ittiriyor diye ama olmasa sıcak çekilmez. 

Gerenköy-Kozbeyli kavşağına geldim Kozbeyli rampasını sarmadan önce gölgede durdum biraz nefeslendim. (Daha önce Bağarası’ndan geçerken; İzmir Büyükşehrin gölgedeki banklarından birine oturmuş evdeki dişi aslana benim buralara geldiğimi bilmiyor öğrendiğinde kükremesin diye. “Ben Bağarasındayım Kozbeyli’ye 45 dakika sonra varabilirim gel orada bizim kahvaltıcıda kahvaltı yapalım” diye mesaj çekmiştim.) Hem cevap bekliyorum telefondan, hem de sürüyorum. 

Sıkça durduğum bu yolda soluklanırken aradım, “Ben yaklaştım sen nerdesin?”  “Ben geldim seni bekliyorum.” Hanımların bu kararlılığına hastayım gezmek oldu mu itirazsız kapının önüne çıkıyorlar. 

Rampayı çıkarken akşam şarj yeter dediğim batarya rampanın başında pert. Dayan dizlerim dayan iki dinlenme biraz yürüme ile çıktım, rüzgar da var.

Kozbeyli’ye kahvaltıcının bahçesine bisikleti yerleştirirken masa tutulmuş el sallıyor. “Nereden dolaştın?” O hep Gencelli-Kozbeyli 19 km’lik rotayı biliyor. “Eskifoça’da komşunun selamı” var deyince kahvaltı masasında “Yaaa ne işin var oralarda” ile kükremeden bitirdik. Yalnızım, düşer kalırım, zaten tansiyon, bypass… Birşey olmasın diye uzaklara gitmemi istemiyor.

Kahvaltıyı yaptık, motorsuz eve vardım, kıyıdan dolandım, çemberi tamamladım, güneş, sıcak, rüzgar, (öyle böyle değil) herşey dahil, cesaretli ama macerasız, çemberin çevresi 50 km olmuş.

From → AZMİ AÇIKDİL

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: