İçeriğe geç

İZMİR Mİ MANİSA’YA YAKIN, MANİSA MI İZMİR’E?

19 Haziran 2012

İZMİR TÜRKİYEMİZİN 3. MANİSAMIZ 16. KENTİ yani hangisi yakınlaşsın diye çekmeğe kalksak biz asılsak dahi o tarafa İzmir’e doğru kayarız.
Yıllardan beri hala Manisa mı İzmir’e yakın, İzmir mi Manisa’ya? Diye bir söylemin olması ve bunca zaman sonra dahi panele konu olması bu sorunun cevabı bilinmesine rağmen çözülemediğinin bir işaretidir.

Bu soruyu çözmek için uğraşacağımıza kendimize ve kentimize baksak. Manisa önce bölge de sonra Ege’de sonra Türkiye’de nasıl tanınır bilinir ve cazip bir şehir olabilir?

Manisa’nın bu hale gelmesi yani diğer şehirlerden farklı olması için helva yapmak için un, yağ, şeker hazır ancak karmayı bilemiyoruz.

Her şey de her devirde her asırda olduğu gibi gelişme zenginleşme ekonomi sayesinde olmuştur.

EKONOMİ

Bir kentin ekonomisinin o kente girdi sağlanması ile gelişeceği bilinen bir gerçek.Ekonomik kalkınma ile alt başlıklarda sıraladığımız konuları; eğitim, kültür, sosyal yaşantı, çevre, ulaşımı geliştirir, devamlılığını sağlar.
Buna örnek geçen yıl gezdiğim ve şehirciliğinden tarihinden çok etkilendiğim eski çağlardan bir yerleşimden çok kısa bahsetmek istiyorum.
Burdur yakınlarında ki

SAGALASSOS
Bu ticaret merkezi Burdur Kentinin Ağlasun ilçesinin dağlık bölgesinin dik yamaçlarında M.Ö.6000 yıllarında yerleşimin başladığını göstermektedir. Antik Çağda ki Pisidialılar M.Ö. 1000 yıllarında buraya gelerek yörede ki ağaçlardan kereste ticaretini başlatmışlardır. Bu yerleşim kısaca çeşitli egemenliklere; Büyük İskender, Helen, Pergamon Krallığı ve Roma İmparatorluğuna ticaret merkezi olarak görev yapmış her devirde önemini korumuş hatta Suriye, Mısır’a kadar ticaretini geliştirmiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi zamanının önemli ve zengin ticaret merkezlerinden biri olduğu yapılarından anlaşılmaktadır.

Ticaretin yapıldığı yerler, şehir planlamasını etkileyerek büyüdükçe de farklı isimlendirilerek, pazaryeri, çarşı, odeon, agora, bedesten isimleri ile anılmağa başlamıştır.

Bu planlamanın yani ticari alanların yanlarına insanları o bölgeye çekecek projeler geliştirilmiştir. Çarşı merkezlerinin işlevselliğinin arttırılması her zaman canlı olması için, amfi tiyatro, şehir senatosu veya Makellon yani yönetim binası, mabed, hamam, kütüphane, heykeller, çeşmeler, kültür merkezleri planlanmıştır.
Tarihte buna benzer Efes gibi Sart gibi şehirler sayılabilir. Sagalassos’u örnek vermem ulaşımının bu kadar zor olduğu bir alanda kurulması biz arabayla dahi gitmekte ve dağa çıkmakta zorlandık böyle bir yere Suriye’den Mısır’dan tüccarların gelmesi çok önemli bir ayrıntı.
Bir laf vardır “satılacak balım olsun sineği Bağdat’tan gelir”.Burada kullanılan mermerlerde Nazilli’nin Karacasu Bölgesinde ki o zaman ki yine aynı tarihi taşıyan önemli şehirlerden Afrodisias’dan gelmiş.

Bu ekonomik girdi sayesinde kentler her yönüyle gelişmekte geliştikçe dışa açılmakta açıldıkça tanıtımı olmakta ve sonunda arzuladığımız ziyaretçi akınına uğramakta bu döngü içerisinde her konu her olay birbirini tetiklemektedir.
Manisa’mız da bu ekonomik girdiyi sağlayacak yatırımlar ve ortaya çıkarılması daha doğrusu tanıtımının yapılması gereken imkanlarımız var. Manisa’nın ekonomisini canlandıracak konu başlıkları da

1-OSB
2-CBÜ
3-TTT
4-DÖRDÜNCÜ BAŞLIK SPOR DA SAYILABİLİR

1-ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ

Aşağı yukarı 1. kısım 173 ha, 2. kısım 150 ha, 3. kısım 185 ha 4.ve 5.kısımlarının 450 ha ile toplam 959 ha yani 1000 ha ve şimdi 30.000 çalışanı, yarın 40.000 çalışana ulaşacak bir OSB.

Bu kadar çalışanından sadece % 10 unun beyaz yakalı % 90 ının mavi yakalı olmasından dolayı Manisalıya değil göçü tetikleyen ve göç alan Manisa’ya istihdam sağlayan OSB.
Karşılığında Mavi yaka sayesinde, ekonomisi, eğitimi, sosyal yaşantısı, kültürü her geçen gün kan kaybeden Manisa.

OSB’si Manisalının bireysel ekonomik gelişmesini yavaşlattığı iddia değil bir gerçektir. Çalıştırdığı 25.000 mavi yaka tabir ettiğimiz asgari ücretliler ile kent ekonomisine bir katkı sağlanamamaktadır. Asgari geçim standartlarının altında ancak geçimini temin etmekte zorlanan bu kesimin Manisa ekonomisine katkı sağlayamayacağı gibi sosyal yaşam, kültür veeğitim açısından da gelişememektedir. 2010 eğitim yılı ve önce ki yılların istatistiklerine bakıldığında bu açıkça görülmektedir.Aylık geliri 500 ila 1000 TL olan oran nüfusun %60’ı dır.

Avrupa da bu sayılan olumsuzlukların, OSB’lerin kente verdiği zararların karşılığında bulundukları kentlere, yerleşimlere yüklü miktarda maddi bedel ödemeleri (kent payı vergisi gibi) kanunla belirlenmiştir.

Manisa OSB’si 2004–2005 yılında Avrupa’da yatırım yapılabilecek en uygun maliyetli OSB si, 2006–2007 de Avrupa ve Türkiye’de geleceğin OSB si, 2008 de Çin ve Birleşmiş Milletlerin düzenlediği yarışma da yatırım yapılabilecek 10 OSB’sinden biri seçilmiştir. Bunlar bir kent için gurur duyulacak önemli gelişmelerdir ancak bölgenin kazandığı tüm bu gelişmeler ve olumlu yapılaşmalar Manisa Şehrinin konumu, yapısı ve Manisalının fedakârlıkları, öz verileri ve hoşgörüsü ile kazanılmıştır.

Organize Sanayi Bölgesi Manisa ile uyum sağlamak zorundadır. Tüm yukarıda sayılanlar göz önüne alınarak yapılacak yeni yapılanmalar ile OSB’nin Manisa Ekonomisine ve tanıtımına katkısı mutlaka olmalıdır.

2-CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

1993 yılında kurulan Üniversitemizin aceleye getirilmiş kuruluş hikâyesi vardır. Manisalılar önce ismine alışamadılar, sonra talebelere, sonra kampusü olmadığı için yerleştiği binalara.
Kuruluşunda kampüsü yoktu. Seçilen yerin Manisa’ya uzak olmasından dolayı da kampuse yerleşmekte hala zorlanmaktadır. 1996 yılında kampusün planlanmasına başlandı rektörlük ve fakültelerin ve diğer üniversiteye hizmet veren birimlerin yerleşim planları yapıldı. Bu planlama aşamasında bizim de çalışmalarımız oldu. Hatta kütüphanenin planlamasını biz yapmıştık. Ancak kampus bu plana göre gelişmedi daha doğrusu geniş alanda plansız yerleşildi. Rektörlük hala oraya gitmediği için eğitim elemanları da oraya gitmedi gidenlerde İzmir’den gelip gittiler. OSB nin bir başka taşımacılık örneği burada da yaşanıyor. Yani beyazlar İzmir’den maviler Manisa’dan.
Kısaca Manisa ekonomisine katkı sağlaması beklenen iki önemli kurum.
Az önce Burdur’un eski yerleşiminin o bölgeye o zamanlarda ki katkısından söz etmiştik. Şimdi de Burdur Üniversitesi sayesinde ekonomik destek almaktadır.

3- TTT
Tarihinin turizme. Tarımının pazara. Tabiatının sağlık turizmine kazandırılması.

TARİH:
Şehzadeler Şehri Manisa
Şehrimizde müze olmadan turizmden bahsedemeyiz, etnografya, arkeoloji ve kent müzelerinin çok acil yapılması, Efes’ten Sart’a Alaşehir’e Philadelphia’ya yaAkhisar’a Thyatira Kilisesi’ne, Gölmarmara Bin Tepeler’e hatta daha uzaklara kadar uzanan (Demirci de 2000 yıllık çınar var Tekeler Köyü’nde buranın çevre düzeni planını dahi belediye olarak yaptık öyle kaldı) bir tarih ve kültür havzası oluşturmak.Manisa’yı bu anlamda değerlendirecek şekilde planlamasının yapılması gerekir.

Burada belediyenin bu konuda yapmak istediklerinden bahsetmek istiyorum.
Ekonomi ve piyasayı canlı tutabilmek için halkımızı, konuklarımızı sokaklarda yaya dolaştırmamız ve bu sayede şehri tanımalarını, her dükkana her sokağa girmelerini sağlamamız gerekmektedir. Buna Avrupa’da son yıllarda moda terimle slow city, cittlalow yavaş şehirler deniyor. Hatta bu yavaş şehri sağlayan halkını yaya yürüten şehirlere ödül veriliyor. Bizde de yine çarpıtma ile zaten yavaş olan kasabalara Seferhisar ve Gökova’ya ödül verildi. Niye çarpıtma bize bu uygulamayı yanlış yaptırma gayretindeler her şeyde olduğu gibi. Bu kasabalar hiç hızlanmadılar ki hatta insanlar buralarda o kadar yavaş ve rahatlar ki şortla dolaşıyorlar.

Evet, bunu sağlamak için yolları daraltıp yollara otoparkını önlemek, genişleyen kaldırımlara yeşil bantlar yapıp yayaları yeşilin çiçeğin içinde ağaçlar ile gölgeli yollarda yürütmek ve yürümeği teşvik etmek için çalışılıyor. Bu sayede tarihimizi de tanıma ve bu mekânlara hem halkımızı hem ziyaretçilerimizi dolaştırmağa teşvik etmek gayretindeyiz. Bu aynı zamanda alış verişi de teşvik edecektir. Geçen hafta içerisinde İstanbul’dan 8-10 gelen mimar arkadaşlar ile çay başından aşağı iniyoruz Sinan Bey Medresesinin arkasına geldik ilk okul çağında bir kız çocuğu “siz kimsiniz” “biz Sinan Bey Medresesini arıyoruz” dedim. “Bilmiyorum” dedi medreseyi gösterip “bu ne yapısı” dediğimde kız omuzlarını kaldırıp “bilmiyorum” siz hangi kanaldansınız” dedi.”Sen nerede oturuyorsun dediğimde şoke oldum hemen karşısında ki apartmanda oturuyormuş. Demek ki anne babası da öğretmemiş öğretmeye gerek duymamış. Her birimizin tarih elçisi olması gerekir ki önce biz bilelim sonrada tanıtalım.
1993 yılında yine böyle bir panelde kültür ve tabiat varlıklarını koruma başlıklı bir panelde Üniversitemiz de yeni kurulmuş üniversite de tarihimizin araştırılması ve tanıtılması için bir kürsü kurulmasını tavsiye etmiştik dinleyen olmadı, olsaymış herhalde yirmiye yakın yılda hepimiz birer tarih misyoneri olurduk. Geçen hafta gezdiğimiz mimar konuklarımız bu geziden sonra bir tanesi öğretim üyesi “İTÜ olarak baharda Manisa’ya gezi düzenleyelim” dedi.

TARIM:

Üzüm; Dünya ve Avrupa pazarında yeri olan üzümümüzü ticari kazançlara kurban etmeyecek şekilde değerlendirmek,
Pamuk; Renginin ve lif uzunluğunun hiçbir dünya ülkesinde üretilemediği bu özelliğini de Gediz Ovasından aldığını, naylon ve sentetik ürünlerin insan sağlığına verdiği zararları bu konuda hassas olan dünya ülkelerine pamuğumuzu pazarlamak.
Gediz Ovası; Avrupa’nın zirai ilaç piyasasına hizmet vermekten kurtulamadığı, her karışının mısır tarımı yapılarak sulandığı ve bu sayede mümbit Gediz Ovasının toprağının tuzlandırılarak öldürülmek istendiği politikalardan uzaklaştırmak, dünyanın kaybedip sonra tekrar aradığı organik tarım ile yetiştirilecek her türlü meyva sebzeyetiştirilerek Avrupa Borsası oluşturularak pazara hakim olmak.

TABİAT
Sempozyumun yapıldığı salonun konumuna baktığımızda dahi tabiata ne kadar yakın olduğumuzu fark ederiz. Oysa Manisalı olarak bu tabiata ve dağa ne kadar uzağız. Yunan Mitolojisinden, Lidya Medeniyetine, Bizanslı Laskarislilerden Saruhanlılara Osmanlıya kadar medeniyetlere yerleşim ve yaşama imkânı sağlamış Spil Dağımız.

Yund Dağı ve Spil Dağın’da yetişen çeşitli bitkileri sağlık turizmine kazandırarak tabiatını endemik bitki türü olarak değerlendirmek, Spil Dağına yapılacak turistik tesisler ile hem sağlık hem tarih turizmine katkı sağlayacak tesisler yapmak.

4-SPOR

Belki de en gizli vasfımız bu olsa gerek. Henüz spor okulları yurt çapında yaygın olmadığı zamanlarda Manisa’mızın spor okulu ve kapalı salonu vardı. Birçok şehirde olmayan ve şimdilik İzmir’de yapılan olimpiyat ve başka müsabakalara hizmet veren olimpik ölçülerde ki yüzme havuzu, Spor Lisesi, birinci ligde ki takımı, imar planında ayrılmış stadyumun yanında ki 200 dönümlük spor alanı, belediyenin her geçen gün spor tesis saha ve alanlarının şehre kazandırıldığı imkânlarımız varken hem hava hem deniz hem kara ile İzmir’e yakınlığının değerlendirilebileceği bir spor kenti. Liseler arası, üniversiteler arası, şehirlerarası, uluslar arası, müsabakaların yapılabileceği ve yeni yapılacak imar ile otelinden ticaret alanlarına yeni yapılacak spor tesislerine kadar şehre kazandırılmasının planlamasını yapmak.

Gediz’in bereketli topraklarında üzümünün kehribarlığı ile pamuğunun rengini aldığı, tarihini 4000 yıldır yazdığı, Lidya Frigya medeniyetinin doğduğu, Mitolojinin efsaneleştiği, Saruhan Sancağı, Osmanlı’ya sultanlar yetiştiren
Şehzadeler Şehri Manisa’m.

Sakin ve durgun akan Salkım Söğütlü Gediz’i, kışın dumanı karı, yazın yaylası kirazı Spil Dağı, her günü bayram her bayramın da halkı akraba olduğum, kıvrım kıvrım akan dereleri nefes verirken şehre, yeşile boyanan Manisa’m.

Kısık çıkmazı, değirmen boğazı, Ulutepe yolunun tarihi, Çaybaşı’nın çınarları, Narlıca, Dilşikar, Arap Alan, Lalapaşa’nın mahalle, Bozköy, Horozköy, Keçiliköy’ün köy, Karaköy’ünün ayrı bir semt olduğu, Alaybey’de beylerin, Asmalık Tımarın da bağların, Akpınarın da sahralığın, olduğu bu kadarcık Manisa’m.

Minareleri sayılamaz, sokakları geçilemez, Ulu Cami’den görülemez, yayla suları içilemez, Dumanlı Dağı her yönden seçilemez, olmuş Manisa’m.

Sokak çeşmeleri akmaz, insanları bakmaz, mor salkımlı çatıları çökmüş, hanımeli kokusu gitmiş, duvarları çivit badanasız kalmış, avlularda Sakız Sardunyalar kurumuş, Sarmaşık Gülleri solmuş, çardak asmaları yıkılmış, Muradiye Camisi yeşil alan, orta yeri toz duman olmuş Manisa’m.

Her ağacını bahçemde yetiştirdiğim, kobalak ağaçlı yollarım, kokar ağaçlı boş arsalarda oynadığım, her çiçeğini avlumda suladığım, her insanını akraba bildiğim, her sokağının taşına ayak bastığım her duvarına yaslandığım, her evin odalarında gezindiğim, pencerelerinden baktığım, yıkık duvarlarında dedemle oturup çürük ayva parmakladığım, Tarzan’ıyla topunun ses verdiği, ağacı ile yeşile boyandığı Güzel Manisa’m.

Fatih Sultan Mehmed’in 17’sin de iken babasına “Padişahsan ordunun başına geç, benpadişahsam emrediyorum ordunun başına geç” dediği,
Kanuni Sultan Süleyman’ın,
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” Dediği,

III.Murat’ın yaptırdığı Mimar Sinan’ın Ege’de ki tek eseri Muradiye Camisi. Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ın Sultan Camisinden saçılan her derde deva Mesiri. Doğuştan Osmanlı Manisa’m.

26 Ağustos 1922 Afyon Kocatepe’den taarruza geçen, 30 Ağustos da Dumlupınar’da zafere ulaşan, Afyon’dan önüne kattığı düşmanı 8 Eylül 1922 de Manisa’dan da toplayarak İzmir’den denize döktüğü Ulu Önder Atatürk’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri” komutunun gerçek olduğu efeler diyarı Manisa’m.

Geleceğe ümit, Manisa’ya zenginlik, yeşiline endam, endamına renk, dağından ovasına, kirazından üzümüne, tarihinden günümüze yeniden doğacak Manisa’m.

SAYGILAR SUNARIM.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: