İçeriğe geç

1990’LI YILLARDI ESKİ BİR POLİTİKACI

12 Ağustos 2012

1988 yılları büyük bir politikacı Manisa’ya geçerken uğramış biz de odada görevliyiz görüşmek istiyor dediler STK’lar ile, bizde gittik. Hoş beşten sonra “Manisa’nın neye ihtiyacı var” diye sordu. Baktık mimar arkadaşlarla birbirimize söyleyecek çok eksik var ama hangisinden başlayacağımızı bilemediğimizden sustuk. “Helikopter ile Manisa’nın üzerinden geçerken gördüm gecekonduları, sizin imar planınıza ihtiyacınız var” dedi.

Şaşırmıştım; İmar Planı var da biz mi uygulamadık veya helikopter ile her gün mü geziyoruz Manisa semalarında veya yurt dışına her ay gidiyoruz da orada şehirciliği görüp, korumacılığı, şehir planlamasını görüp bizler mi tatbik etmedik. Her seçim arifesinde gecekondulara bizler mi af çıkardık, iki üç katlı sevecen yapıları önce 5 sonra 7 daha sonra 12 kat diye bizler mi imar planlarını tadil ettik ? Düne kadar İmar İskan Bakanlığının yaptığı Ankara’dan indirme yapılan imar planlarını her şehre aynı uygulamaları bizler mi çizdik imar planı diye kıvranan şehirler ne buldularsa uygulamak zorunda kaldılar hatta zorunda bırakıldılar. Belediyeler kuyruktaydı o zamanlar imar planım olsun da şehrimin önünü açayım diye, açmaz komaz olsalardı.

Dar sokaklar yan yana bitişik çok katlı yapılar; Nefes alınacak gibi değil, yazın tozdan kışın dumandan pencere gibi gözüken deliklerden sadece ışık giriyor. Balkon denen kuş evlerinden sarkıtılan kurutulmak için çamaşırlardan okunuyor gelir grupları. Otomat parası toplayamayan yönetici apartmanı boyatmak için nereden bulacak parayı; Dökülüyor sıva denen uyduruk kaplama, kaleterasit, rengi kaçmış zaten kimliği olmayan binalar binalar.

Trafik keşmekeş araçlardan yürümek ne mümkün “çöp toplanmıyor” şikâyetleri kamyonun sokağa girememesinden kaynaklanıyor. Otopark başlı başına problem park için iş yerinde dön, eve gelince dön, yer yok, buldun, kavgaya hazır ol.

Sokak araları iki aracın arası top sahası, bir avuç yeşil çimi kurumuş basılmaktan, ağacı güdük kalmış dalı kanadı kırılmaktan. Bir de oturalım diye bank isterler belediyeden, bankı koyarsın bir diğeri “benim balkonumu seyrediyor “diye şikâyete gelir.

İnsanlarda bir kantar surat; İş de verim, evde geçim bekle ne gezer, İş de vatandaş korkar memurdan, evde koca kaçar karıdan, karı kocadan.
Çocuklar ne öğrenecek ne görecek televizyondan başka, hafta sonu geçim derdinden gezmek ne mümkün “dersinize çalışın” sindirme taktiği ile bu haftada atlatılır.
Saymakla bitmez.

Sebep; 1-Oy endişesi 2- sandıklarda saklanan çok kıymetli varlık tapudur. Miras bırakan baba bununla övünür, dövünmesi gerekirken.

Farkında değil hiç kimse.
Kabahat belediyede söz de
Herkes hala bir metre büyük bir kat fazla yaptırma hevesinde.
Yazacak çok şey var ya neyse.

“Kabahati gelin etmişler kimse almamış” derler. Bakıyorum sadece bizim kent mi diye ne gezer zaten farkı yok ki birbirinden, evet suç kimde bir değil birçok; Belediye, imar planları, politikacılar, seçimler falan. Evet, politikacılar, evet yönetenler, evet seçimler. Ama mimarlar değil.

Neden, çünkü yapılan imar plan uygulamaları esnasında istimlakler asgari de tutulsun, her tapunun metrekaresi değişmesin veya çok az değişsin, her tapu sahibi maliki olduğu alanda kalsın, sokaklar yeter, yeşil alan idare eder. Otopark, ne gereği var canım memlekette bisikletten, belediye otobüsünden başka araç mı var? Eğitim alanları okulların bahçeleri var ya onlar yeter. İmar planları böyle yapıldı. Tapular delinmedi, tapular çizdirilmedi. Daha sonra yap sat illeti. Arkasından kat artış isteği geldi. Neden. İki kata üç kata müteahhit gelmiyor.

Deniz bitti. Ak mı, kara mı, saç kucağa döküldü, sıhhatler olsun.

“Oğlum abinin üstünü fırçala, şimdi kılın tüyün hesabını yapıyor toplasında evde tapusunun üstünde ayıklasın.”

Hal böyle iken, mimarı içine sindirememiş toplumuza bunu anlatamayan yine biz mimarlarız. Temel atma törenlerinde, açılışı yapılacak binaların merasimlerinde mimarın adını hiç duydunuz mu? Kurum var, kredi veya desteği veren firma var, yapımcı firma var ama binanın babası belli değil. Mimarın adı geçmez, geçmesi için hala bir çaba, bir çalışma yok. Mimar Sinan’ı yaptığı eserlerden tanıyan, Sinan adının mimar kelimesi ile birlikte yazılmasından onun mimar olduğundan ve kim olduğundan kimsenin şüphesi yok.

Şimdi mimarı, iç mimar, peyzaj mimarı, şehir plancısı diye ayıralım ama planlamada birlikte çalışalım. Ancak daha mimarı içine sindirememiş bir topluma bunların hepsi nasıl çalışır.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: