İçeriğe geç

MURADİYE CAMİSİ Mİ? ÇAMLICA’YA YAPILACAK CAMİ Mİ? HENÜZ ERKEN Mİ?

19 Kasım 2012

Muradiye Camisi Ege’de Mimar Sinan’ın tek eseri olan bu cami ve külliyesinin ben de farklı bir yeri vardır. Yıldız Akademisinin mimarlık ikinci sınıfında iken resim derslerine girmeyip astığımda (yanlış olmakla birlikte resmim iyi olduğu icin derslere girmemiştim) ismini hatırlamıyorum ama resim hocam beni sevmesine rağmen talebelik vecibe ve derse saygınlık ilkelerini yerine getirmediğinden Eylül’de beni bütünlemeye bırakmıştı. Bu duruma o zaman ki gençlik kafasıyla şaşıran ben, hocamla konuşmak için fırsat aramış ilk karşılaştığımızda bu duruma şaşırdığımı söylemiştim o da bana yıl icinde yapmadığım çalışma ve devamsızlığın cezası olarak yazın Manisa’ya gittiğimde çalışmam ve cezamı çekmem için bunu yaptığını ve yazın Muradiye Camisine gidip orada ki çini motiflerinden 20 adet A4 büyüklüğünde resim yapmamı istemişti.

Yaz tatilinde Muradiye Camisine gelip çinilerden kopyalayarak resim dersimden geçebilmem icin çini resimlerini tamamlamıştım.
O zamanlar dikkatimi çeken bu caminin planı, çinileri, mihrabın iki kenarında ki donen ince sütunlar, resim hocamın ince düşüncesi ile henüz Mimar olmadan camiyi inceleme fırsatını vermesi ve daha başka rivayetlerden bu caminin bende ayrı bir hatırası vardır.

Mimarlık talebeliğim yıllarında ebced hesabından kimse bahsetmemiş şimdilerde de konu edildiğini duymadım aslında bu tür eserlerde bu hesabın kullanıldığını meraklandığım icin okumuş hatta kullanmak dahi istemiştim.

Mimar Sinan’ın bu hassas ve planlamaya yön veren ölçüleri kullanmış olması belki de bu kadar önemli ve güzel eserleri ortaya koyması bu yüzden de olabilir diye düşünmüştüm. Ebcedin ince hesaplamalarına girmek istemiyorum çünkü tamamen araştırma öğrenme ve kullanmak icin çok iyi billinmesi gereken bir ölçülendirme sistemi ancak en basitinden pencere kapı sayısında dahi bu ölçülere riayet edildiğini hatırlayabiliyorum.

Benim bu ölçü sisteminden ziyade cami planlamasında ki bazı fonksiyonların yerine getirilmesinden cami formunun oluştuğu konusunda bir kaç noktaya temas etmek istiyorum. Bu camide Manisa da ki diger Osmanlı camilerinde olmayan bir hünkar mahfili var, bu mahfile Cuma Namazlarında gelen o devirde ki şehzadelerin kullandığı ayrı bir giriş ve merdiven ile bu mahalle geçildiğini diğer cemaatten güvenlik açısından kopuk olduğunu ancak caminin bir parçasını oluşturduğunu düşündüm. Bu açıdan baktığımda diğer fonksiyonları da irdeledim.
Biraz daha dışarıya yani caminin bahçe kapısından (oturdugum yerden düşünerek) camiye girdim. Bahçe kapısı, avlunun orta yerinde ki şadırvan, camiye giriş kapısı, mihrap, hepsi bir aksta ve kıbleye yönelik. Bu vaziyet planını oluşturmakta.

Kıble duvarı yani mihrabın bulunduğu duvar diğer duvarlardan farklı; Ayetler, gösterişli çiniler, hat yazıları, kalem işi bezeme işleri, tezyinat ile kaplı mihrap ve işlemeleri dikkat çekici. Kıbleye yönelik bu duvarın karşısında namaz kılmanın sevabından bahisle cemaati ön safa çekme düşüncesinin hakimliği ve bu duvara yakın namaz kılmak isteyenlerin mecburen öne yaklaştıkları ve camide bir düzen sağlandığı bir gerçek.

Ayrica mihrabın içe doğru neredeyse imamı içine alabilecek şekilde ki oyuk hali hocanın bu oyuğa yaklaşarak arkasında bir saflık daha yer ayırmasına imkan tanımakta ve namaz kıldırırken okuduğu sureler bu oyuğa çarparak sesini arttırdığı aksettirdiği de düşünüldüğünde önemli bir foknsiyonu yerine getiriyor.

Minber caminin icinde hiç de uygun olmayan bir sekilde caminin orta yerine doğru uzanarak saf düzenini istenmeyecek bir sekilde bozmaktadır, ancak bu da basamakla çıkılıp yüksekten hutbe okunması cemaatin hocayı her noktadan izlemesini ve minberin bu uzantısından dolayi cemaate daha iyi hitap edilmesini sağlaması açısından bu öge de önemli bir işlemi icra etmekte ve fonksiyonunu yerine getirmekte.

Müezzin mahfili son cemaat mahalli ile caminin icinde ki cemaate hakim bir yerde hem dışarıyı hem içeriyi kontrol etme hem de müezzinin namaza başlatması icin her iki cemaate de hakim bir yerde olduğu düşünülürse ses düzeninin olmadığı zamanlarda hocanın duyuramadığı namazın kılınma safhalarını hocadan sonra “Allahüekber” diyerek icra ettirmesi ve hocaya uygunluğunu sağlaması suretiyle o da bir fonksiyonu icra ediyor denilebilir. Hatta şadırvanda abdest alan kimseleri görebilmek açısından ve abdest alan varsa namaza başlatmak için biraz sallandığı, geçiken kimseleri de namaza yetiştirmek için biraz daha oyalandığı söylenir bu açıdan bakıldığında müezzin mahfilide uygun yerde bulunmaktadır.

Hem fazla cemaat alması hem de bazen kadınlara ayrılması açısından kadınlar mahfili diye tabir edilen ikinci bir kat yani batar katlı kısım vardır. Burası cami kubbesinin haşmetini örtmeyecek şekilde ayrı bir planlama ile geriye çekilerek yapılmıştır. Bu geriye çekmeden doğan plan şeması caminin diş cepheden bakıldığında cami kubbesine biraz daha yükseklik ve büyüklük verdigi diş da da kademeli bir yapılanmayı ortaya koyduğunu ve dış cepheye bir görüntü verdiği bir gercek. Basit bir fonksiyonu yerine getiren sermafil cami görünüşünün ve kubbe haşmetinin ortaya konulmasında ki en büyük etkenlerden biri.

http://www.3dmekanlar.com/tr/manisa-muradiye-camii.html

Orta yerde ki kubbe yapısının güçlendirilmesini sağlaması açısından ve cami içine sesi yansıtmasından dolayı da önemli bir fonksiyonu icra etmekte olan bu kubbe yapısı da dış cephede diğer mimari cami ögeleri ile desteklediğinde yarım kubbe, payanda duvarları, kemerler gibi mimari elemanlar dış cephede de görüntü farklılığına imkan sağlamaktadır.

Tüm bu ve buna benzer özellikler, fonksiyon, yapılması zorunlu imalatlar, caminin formunu yapılaşmasını ortaya koymaktadır.

Günümüzde ki camilerde bu tür gereklilik ve fonksiyonların gözardı edilebileceği bir gercek. Ses düzeni, akustik, açıklık icin yapılmış kubbeden, kubbeyi takviye edecek kemerlerden ve bu kemerler ile kubbeyi desteklemek için payanda ve pandantiflerden vazgeçilebilir.

Ancak Cumhuriyet Dönemine kadar Osmanli Mimarisi olarak karakteristik özelliği ve kimliği olan bu mabedlerin yerine Türk Mimari karakterini yansıtacak yeni bir model ortaya konulması lazım gelmektedir. Bununla ilgili bir kaç yıl önce Kayseri Belediyesi Mimar Sinan Anısına Cami Fikir Yarışması açtı ancak, yarışmaya gönderilen çoğu proje söz birligi etmişcesine kutu içine konmuş sürpriz hediye gibi dikdörtgen prizma içine ikinci bir geometrik öğe koymuşlardı, ödülleri aynı görüntüyü yapmış olan üç boyutlu projelere vermişlerdi. Kısacası Türk Mimari karakteristiğini yansıtacak projeler olmadıgı gibi üzüntü ile söylemem gerek bir fikir de verememişlerdi.

Benim buna üzüntüm çaresizliğimizden henüz bir model oluşturamamızdan, ama beni daha da fazla üzecek olan bizim yerimize bu modeli yabancı bir mimarın ortaya koyma ihtimalini düşünmek.

From → TARİHE YOLCULUK

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: