İçeriğe geç

KOLLİDA, KOLDA, KOLA, KULA.

4 Ağustos 2014

Dün Kula’daydım. Ankara’ya giderken kenarından kıyısından çok geçmişimdir, meslek icabı da Kula Evleri’ni yıllar önce ziyaret edip gezmiştim yirmi senedir gitmemişim. Kula yirmi yıl öncesine göre çok değişmiş muhakkak ama olumlu yönde değişmiş güzel meydan ve yol düzenlemeleri yapılmış ve yapılmağa devam ediliyor.

Kula bir hazine; tarih, kültür, gelenek, esnaf, yemeği ve halkı olarak bir hazine gitme sebebim olan Jeopark en önemli özelliğinden biri unesco belgeli jeoparkı incelemeğe alanı gezmeğe gittim. Şunu da açıksa söyleyeyim Jeoparkın ne olduğunu burada gördüm yanından gelip geçtiğimiz taşların yakından bakılınca taş değil plastikimsi bir malzeme olduğunu anladım.

Tabiat harikası: Milyon yıllar öncesinden patlayan yanardağlar, krater ağızları, görünüş olarak dahi ürküntü veren heykelimsi tepeler ile tarihte KATAKEKAUMENE (Yanık Ülke) diye adlandırılmış bu bölgede yıllar önce akan lavlara paralel yolculuk yaptık. Yeraltından çıkan lavlarla oluşan peyzaj ve heykel görünümlü kayalar, el değmemiş üzerinden dahi yürünmemiş milyon yıllık lav akıntıları aralarına yine lav kumundan yapılmış yılankavi yaya yollarında yürürken aklınıza gelen krater patlamaları ve onun ürkütücü görüntüsünü hayal ederek yürüyorsunuz bu patikalarda. Yer yer mağaralar, püskürmüş kütleler, çukurlar, dikensi lavlar, tüfler. Koca kitleyi elinize aldığınızda var yok denecek kadar hafif, az ötede ufacık bir taşın ağırlığı her biri hayret verici. Kırmızı toprak, bazaltlar, kapkara kayalar, pullu katmanlar, güneşle parlarken, yerin derinliklerinden fışkırmış gibi duran sütun görünümlü kayalar, kıvrılarak akan Gediz Nehri yıllardan buyana aktığı ve yatağını aralıklı zamanlarda canlanan yanardağ ve bunların lav akıntılarının itmesiyle yatağını çok kere değiştirmiş. Bu da Kula Jeoparkı’nı diğerlerinden ayıran önemli özelliklerinden biri.

Yer yer yerleşimler, köyler, eski tarihi antik kentler. Antik kent kalıntılarından yapılmış evler, konaklar, duvarlarda duran kesme taşlar, üzerleri figürlü köşe taşları, bize tarihin tekkerrürünü göstermek ister gibi duvarlara yerleştirilmiş. Antik mermer ocağından çıkarılan parça mermerlerin köy yollarına döşenmesinden ve güneşle parlayan bembayaz yolları olan köy, Gölde Köyü. Antik kentin adı Kollida imiş literatürde bulamadım Kollida, Kolda bize gelinceye kadar Gölde olmuş, belki Kolda’dan Kola ve giderek Kula ismi de buradan gelmiş olabilir.

Köy yapıları yıkık, nüfusu üç beş hane var yaşayan. Duvarları mermer, yolları mermer bembayaz bir köy önce tescil sonra restore edeceğiz jeoparkı gezerken bir akşam burada konaklayacağız, en azından gelenekler yöresel yemeklerin yendiği gündelik dinlenme mekanları oluşturacağız.

Ne tarih ne tarih: Sert granit taşlara oyulmuş dikdörtgen, harbiden dikdörtgen öyle eğri büğrü değil. Nasıl oydun bu sert kayayı ne ile oydun tarihsel filmlerde görüyoruz insan kıymetinin olmadığı ama ölülerinin çok kıymetli olduğu (tabii asilzadelerin kral sülalesinin) bu kayalar oyularak gömülmüş. Mezarların ölçülerine bakınca bir aile mezarlığı gibi, uzak yörelerden getirilmiş beyaz taşlardan da ( mezarlık bölgesinde beyaz taş yok çünkü) mezar taşları yapılmış olmalı ki define avcılarından arta kalan beyaz taş parçaları bunu gösteriyor. Beliki binlercesi bu alana yayılmış büyük medeniyetin antik kentin asri mezarlık bölgesi olabilir bir çok tapınağın var olduğu kabul edilen bu bölgede araştırma yapmak tarihe ışık tutma açısından önem arzediyor. Lidya Medeniyetinin; Sart, Saittai, Kollida gibi antik kentlerinin bölgesine ait olabilir bu mezarlık.

Araçla gidip gidip durduğumuz ve gezerken giderken jeopark alanının bir halkası bir ringini oluşturduğumuz bu geniş alanda, arada bir bu antik kentlerin kalıntıları bizleri bir başka zamana götürüyor. Bu alan zamana yolculuğun çok net yaşandığı bir alan. Gez, gör, yaşa, hayal et, zamana yolculuğun sonunda bir rüyadan uyanır gibi Kula’dan başladığınız yolculuğuğa yine Kula’ya dönüyoruz, zamanımıza 150 yıl öncesine ve 2000 li yıllara.

Kula bir hazine derken bunu kastetmiştim; milyon, bin ve yüz yıllar öncesinden zamanımıza geldiğimizde Kula’yı ele alıp bu tarih ve zaman evrelerini her birini tek tek işlemek yaşamak ve gelen misafirlere yaşatmak açısından uzun soluklu bir çalışma gerektiriyor.

Bu güne kadar hep bir ucundan tutulmuş gibi bir görüntü var, derinlemesine ve tarih ringini gerektiren çalışma açısından ekip değil ekipler ile ama başlandığında bırakılmayacak bitirilecek bir çalışma gerektiriryor. Burada çalışacaklar bunu iş edinecekler hatta hayatlarında bir anı olacak Kula.

Milyon yılın tarihçileri, bin yılın tarihçileri, yüz yılın tarihçileri; arkeoloğ, sanat tarihçi, heykeltraş, ressam, yazar, çizer, mimar, kültür ehli, hikayeci, makaleci, televizyoncu, tiyatrocu yapılmışların bulunmuşların yapılacak ve bulunacakların her biri bir sanat dalına konacak ve oradan seslenecek sahnede oynanacak, kitablara konu olacak, roman olacak, hikaye olup elden ele okunacak, resim olup tablo olup duvara asılacak, heykellerin animasyonu yapılıp parklara meydanlara Kulanın girişlerine konacak. Makale ile ilgi, televizyon ile görgümüz artacak, reklam ile rağbeti arttırılacak.

Geçmiş ile beraber henüz bozulmamış Kula Çarşısı, evleri, sanki ahilik teşkilatı ve o terbiyede ki esnafı, kendine has Kula Yemekleri, sokakları, park ve meydanları da belediye tabii büyükşehir belediyesinin desteği ile ele alındığında.

Kula lavların küllerinden, antik kentlerin yerleşimlerinden günümüze gelecek. Kula evlerinde, tarihi çarşısında, kahvehanelerinde, çayhanelerinde bunlar konuşulacak sonra Kula’ya hayran kalınacak avrupa kültür kenti, medeniyetler kenti, doğa peyzajı jeopark ve lavlarda yetişen çiçekler ile flora şehri olacak.

Her birimizin hikayesi olması için; aklımızı toplayalım, fikrimizi kollayalım, kollarımızı sıvayalım, çalışmaya başlayalım.

KOLLİDA, KOLDA, KOLA, KULA…

20140804-181844-65924388.jpg

20140804-181845-65925187.jpg

20140804-181846-65926130.jpg

From → KULA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: