İçeriğe geç

BEYAZFİL

23 Ağustos 2014

Gazetelerde haberler “BEYAZFİL satıldı, yankıları sürüyor.” Türkiye’de kamuya ait binalar ilk ne zaman satılmağa başlandı hatırlamıyorum ancak Manisa da yanılmıyorsam Beyazfil ile birlikte üçüncüsü oluyor Et Balık Kurumu, Sümerbank ve BEYAZFİL.

Satışlar halk tarafından hoş karşılanmıyor, yapımız olarak da bu böyledir toplum olarak daha doğrusu Manisalı olarak pek öyle onu bunu satıp sermaye elde etmek, sermayeye katkı sağlamak bunları yapabilecek ticari dehaya sahip değiliz. Bu kendi malımızda olduğu gibi milliyetçi yapımız itibariyle devleti baba, gayrimenkullerini de kendi malımız gözüyle bakarız.

Hal böyle iken bu anlamda devlete ait gayrimenkuller satılırken hayıflanır üzülürüz bilhassa kamuya mal olmuş mallar daha da bir yüreğimizi sızlatır. Cumhuriyet döneminden önce de sonra da elde edilmiş olan bu gayrimenkuller dedelerimizin devlet çalışanlarımızın üstün gayretleri çalışmaları sonucu kazanılmış her devlet idareci ve yöneticisi kendi malı gibi korumuş ve kollamıştır. Bazıları zamanımıza kadar gelebilmiş bazıları bizden önceki zamanlarda satılmış.

Atadan kalmış vakıf mallarının dahi bazı şahısların elinde olması hayretime mucip olur. Vakıf malı satılmaz el uzatılmaz diye hadis olmasına rağmen.

Satmak en kolaycı iştir, alınırken çekilen sıkıntıları kolayca satanlar bu tarafını düşünmez. Rahmetli babama benim de şahit olduğum arkadaşı takılırdı “yahu İslam Esnaf Kefalet Kooperatifindeyken toplantılarda bize bir bardaktan dokuz kişiye su içirirdin bardak almazdın şimdi ne oldu”dediğinde, “öyle yapmasaydık bugünkü duruma gelinmezdi” derdi babamda.

Yine Manisa Ticaret Odasında Rahmetli Hasan Türek’in başkanlığında bir toplantıda zaman uzamış akşam yemek vakti geçmiş yönetim kurulu üyelerine tost almışlar karara geçmişler (akşam bir lokantaya gidip yemek yememişler) babam bir daha ki toplantıda bu kadar tostu ne zaman yediniz diye espriyle karışık sorgulamış. Böyle yapmakla organize sanayi bölgesi kurulmuş, sivil toplum kuruluşları o zaman ki yöneticilerin devletçi anlayışı ve korumacılık alıgısı ile kazanılmıştır.

2009 yılında belediye yönetimine geldiğimizde de Cumhuriyet döneminden 2009 yılına kadar kazanılmış gelmiş geçmiş belediye başkanlarımızın gayretleri ve anlayışları sayesinde biriktirilmiş gayrimenkuller 2005-2009 döneminde ki başkan tarafından satılmıştı hem de yok pahasına.

İstanbul, Ankara derken satım alışkanlığı Anadolu kentlerine sıçradı.Müsrif babanın satılacak mal ve bir şey kalmayınca evde ki bakır tencere ve kapları satması gibi.

BEYAZFİL. Bir kentin, mütevazi mazbut yaşayan bir kentin simgesi. Çok katlı binaya alışık olmayan tarihi mekanların çok olduğu esnafının ahi adabıyla çarşıda alışveriş yaptığı, sabah ezanla açılan dükkanların akşam ezanı okunmadan kapandığı öğle ve ikindi namaz vakitlerinde dükkanının kapısına sandalye koyup hemen geleceğim anlamını taşıdığı, hırsız ve uğursuzdan uzak güvenli yardımsever esnafı ve Manisa. Sadece Manisayı bilen, İzmir’e dahi gitmeyi yolculuk addeden İstanbul’a mal almağa giderken dükkanını aynı işi yapan komşusuna emanet eden esnafı ve Manisa.

2400 metrekare alanda çok katlı kocaman, beyaz tarak sıvalı (ki o zaman ki yıllarda sıva olarak mozaik tarak sıva kullanılırdı) binayı görünce adını koyuvermişler BEYAZFİL. Belediyenin arsasına yapılan bu bina sigortanın malı olmuş kimi borç diyor kimileri başka şey, 60’lı yıllar. 1970 de benim mimarlık stajımı yaptığım ustamın Rahmetli Yaşar Mercül’ün mimarlık bürosu buradaydı.
Daha sonra ortak olduğum Rahmetli Hakkı İplikçi’nin mühendislik bürosu buradaydı.
1973 yılında açtığım ilk mimarlık bürom buradaydı.
1977 yılında kayınvalidem olan Rahmetli Fehmiye Mutaf’ın butik işyeri buradaydı.
Rahmetli Abdurrahman Amca’nın börekçi dükkanı, Yaymanların konfeksiyon mağazası, Türk Ticaret Bankası, Erdinç-Mehmet Yumrukaya’ların beyaz eşya mağazası, daha kimlerin kimlerin dükkanları vardı.

Sinemasında çok film seyretmişti Manisalılar. Çarşının remzi, çarşının simgesiydi. Hükümet binasından ve bankalardan çıkan memur ve çalışanlar şimdi ki Vakıf işhanının önüne geldiklerinde buradan karşı tarafa geçerlerdi. Şimdi Şanal Mağazının olduğu o zaman Emlak Kredi Bankası tarafına geçerlerdi. Beyazfilin revaklı ve çok katın verdiği gölgelik alanda kaldırımda yürürlerdi bu yürüyüş güzergahı her bir Manisalı da alışkanlık haline gelmişti.

Revaklı iç ve dış cepheleri sayesinde Manisa’nın yazın güneşinden kışında yağmurundan korurdu alışveriş yapanları. İç kısmında revaklı yürüyüş koridorlarının ortasında iç bahçesi ve alt katını yaşanılır ve kullanışlı yapmak amaçıyla yapılan havuzun günün her saatinde fiskiyesinden suyu fışkırırken yaz günü çarşıya serinlik verirdi. Çarşı kalabalık olduğunda Beyazfilin mesaisinin bittiğini bilirdi esnaf.
Manisamıza saygılı bir binadır mimarını hatırlamıyorum Mustafa Kemal Paşa Caddesi yönü çok katlı yapılmışken arka cephesi iki katlı olan belediye ve tek katlı havuzlu çarşıya saygıdan bu kısımda üç katı geçmemişti. Revaklı geçişleri olan ilk ve tek binadır BEYAZFİL. Bu plan anlayışı ile Şehzadeler Şehri Manisamızın Osmanlı mimarisinde ki hanların ve medreselerin revaklarından esinlenmiş ve Cumhuriyet Dönemi mimarisinde bunu yaşatmayı amaçlamıştır. İki kolon arasını hafif kavisli kemerler yaparak yine Osmanlı mimari anlayışınını yaşatmıştır.

Tüm bunlar düşünülerek ve korunması amaçlanarak 2012 yılında Manisa Belediyemiz tarafından İzmir 2 no’lu Kültür Varlıkları ve Anıtları Koruma Kuruluna tescil ettirilmiştir. Hem BEYAZFİL hem de Belediye binamız aynı tarihlerde tescillenmiştir.

Biraz değil çok eskilere gidelim; Manisa’nın Mağnezya olduğu, Bizanslı olan Laskarislilerin yaşadığı devirlere gidelim, Laskarislilerin hakim olduğu zamanda ki çarşıya. Evet o devirlerde çarşı şimdi bit (sipahi) pazarı dediğimiz çarşının bulunduğu yerdeydi.

1313 yılında Saruhan Beyliğinin eline geçen Mağnezya önce adı değiştirildi Saruhan oldu. İlk olarak İlyas Bey Mescidini yapan Saruhanlılar Laskarislilerin (Leskeri İli) bulunduğu çarşıya müslüman esnafı yerleştirmek için Taşçılar Mescidini inşa ettiler. Zamanla Rum Ermeni ve Yahudi esnafı çarşıyı terkettiler. 1593 tarihinde Manisa’nın Osmanlı döneminde Rum Mehmet Paşa Bedesteni yapılarak çarşının canlılığına bir başka işlev daha yüklemiştir.

Bu kadar eskiye dayanan bu çarşımız; Manisamızın alışveriş yapılan mekanlarının Uluparka ve garajın buradan taşınmasıyla şimdi ki garaj cıvarına taşınmasıyla eski canlılığını kaybetmiştir. (Bkn.Muhteşem Bedesten)

Çarşımızın eski canlılığına kavuşması için belediye başkanımız Cengiz Ergün bir takım düzenlemeler yapmış ve daha da yapmak istemektedir. Beyazfil’in karşı tarafında bulunan kısa mesafeli sokakları sevgi yollarını yeniden ele alarak yaşanılır hale getirdik. Belediyemizi daha önce ki yönetim Laleliye taşımak istemesine rağmen aynı yerinde muhafaza ettik. Kuyumcular Caddesinde ki (Dr.Sadık Ahmed) dükkanların cephelerini yeniledik, yine bu caddenin arkasında ki Taşçılar Mescidi cıvarında ki sokakların zemin kaplamalarını tarihi çarşıya yakışır şekilde taş kapladık. Hafsa Sultan Camisi ile Hatuniye Camisini birbirine bağlayan yolu Çarşı Bulvarının refujunu yeşillendirip dekoratif aydınlatma ile aydınlatıp bulvarı tarihi iki camiyi birleştirdiği için kırmız tuğla ile kapladık. Bedesten Meydanını yaptık, Kırmızı evi, Efendiler kahvesini korumaya alıp tescilleyip restore ettik. Yakın zamanda sipahi (bit) Pazarının tüm dükkanlarının cephelerini yenileyeceğiz. Sokak aydınlatmaları, çınar ağaçlı gölgelikli meydancıkları ve esnafın yapılaşmasıyla tekrar canlanacaktır.(Bkn.İşte şimdi bit pazarına nur yağacak)

Yeni tamamlanmış olan Emekliler Parkı otoparkı ve üst yeşil alan peyzajı ile yenilecek olan bu mekanın altında ki 400 araçlı ve Kütüphane yanında yapımına yeni başlanan 600 araçlık otoparklar sayesinde çarşımızın sokaklarında ve ana caddelerinde parketmiş araçlardan arındırılacak hatta yine başkanımızın planladığı bir kaç yıl sonra BEYAZFİL önünde ki caddeyi belli saatlerde trafiğe kapatıp yayaların daha rahat gezmeleri alışveriş yapma imkanları sayesinde çarşımıza çok büyük bir canlılık kazandırılacaktır.

Bir Manisalı olarak bir Manisayı seven belediye başkanı olarak çarşımıza bu kadar önem verir canlanması ve yaşatılması için bu kadar proje ve yatırım yapılırken .BEYAZFİL’İN SATILMASINA NASIL RAZI OLURUZ. Birer Manisalı ve esnaflar, sivil toplum kuruluşları olarak nasıl bu kadar sessiz kalırız.

Tescilli diye yırtınıyoruz tescillenmesinde bir hayır var demek ki. Dedikodu duyum falan değil yapılma ihtimali olan varsayımlardan bahsedeyim. Minare kılıf hikayesi her zaman geçerlidir. Manisada ki bir çok benim diyen hatta 10-15 yıllık binalardan çok saha sağlamdır BEYAZFİL.

“Çürük raporu elde işte, ne yapalım?” diye kasılmalar
“Yıkılmasın mı? Bunca canın hesabını kim verir?” gibi sızlanmalar.

İşte görüyoruz Kentsel dönüşüm deyip hem raporu hem krediyi
Yıkılıyor eskiler yapılıyor yeniler kentsel dönüşüm neyi değiştiriyor ki?

Bir gün gelecek taşınacağız her birimiz başka yerlere.
Mazbut, Mahdut, Mahfuz, Makbul, Mazruf, Manisa nerde?

BEYAZFİL’in adını sarı öküz koyalım kapının önüne koyverelim
Ama daha sonra sıra bize gelecek kimse inanmıyor hala boşverelim.

“Ne farkeder altı da bir üstü de birdir yerin” diyenler
Çalışkan, gayretli, vatanperver, vatansever gelmiş gidenler

Toprakta olsalar dualarla arşa yükselenlerdir.
Sessiz kalanlar bir avuç toprakla gömülüverenlerdir.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: