İçeriğe geç

SON SAVAŞCILAR,

30 Eylül 2014

Eylül ayı başlarında Manisamız il genelinde Alaşehir, Selendi, Sarıgöl, Turgutlu, Saruhanlı, Akhisar ilçelerinde bağbozumunu şenlikler ile kutladı, hatta uzun yıllar kutlama yapmayan merkez dahi bu yıl kutladı, gelecek yıl daha şenlikli kutlarız temennilerinde bulunuldu. Gelecek yıl olursa tabii gerçi çiftçinin karnını açmışlar 40 tane gelecek yıl çıkmış.

Manisa da yapılan şenliklere bayıldım, valimiz, büyükşehir belediye başkanımız üzümün dünya piyasasında ki konumundan, bağların alanlarından, üzümümüzün kalitesinden ve dünya piyasasına hükmettiğinden bahsettiler. Hepsi çok doğruydu, doğru olmayan birtek şey vardı biz şenlikleri kutlarken henüz bağbozumu yani üzüm kesilmeğe devam ediyor yeni yeni seriliyordu il genelinde, yani üzüm henüz tüccarın önüne çıkmamış piyasaya gelmemişti.

Üzüm; toprak tahlili yaptırılır, tahlil neticesine göre aşılı asma fidanları seçilir, arazi tesviye edilip bağ çubukları dikilir, çubuklar biraz boylanınca kargılanır, sonra beton direkler dikilir, teller çekilir, toprak altına damlama sulama boruları döşenir, üç dört sene beklenir, ama boş durulmaz çapa bakım sulama gibi işlemler her yıl yapılır, yani bağ bahçe gibidir bu yüzden “Bakarsan bağ bakmazsan dağ olur” derler.

Bağlar üzüm vermeğe başlar bağ genç olduğu için olgunlaşıncaya kadar her yıl ki üzüm artarak kesilir, artık bağ olgunluğa ulaştığında rekolte rakamları verilmeğe başlanır. Bağda yıl içerisinde çeşitli bakımlardan ilaç, gübre, palatur, çift sürme, çapa gibi benzeri işler yapılır bağbozumu dediğimiz hasat üzüm kesilme zamanı geldiğinde farklı bir telaş başlar, kesici denilen amele, sergici, taşıyıcı, hepsi organize bir şekilde sağlanır ve üzümler sergiye serilir. Bağcı başını gökyüzüne çevirir, devamlı havayı gözler bulutlar çıkmağa başlamıştır, yağmur yağdı yağacak diye telaşlanır, kararır durur. Üzümü kurutması ayrı bir telaştır. Kurutulan üzümler yine çeşitli ameliyelerden geçirilir bağcı pratiktir sermede de kurutmada da zor işlemler olduğu için pratik çözümler bulur yani makinalaşmağa yönelir yağmurdan korunmak için her yıl farklı sistemler denerler telde kurutulur, ranzada kurutulur, kanaviçede kurutulur gibi. Her iş bitmiş üzümler çuvallanmıştır. Ama bağcının da çuvallama zamanı yaklaşmıştır. Bunca, yani bağı yetiştirmeden üzümü çuvallamağa kadar ki evrelerde bağcı Allah’la baş başadır, ne yerel ne genel idareler yani gelmiş geçmiş hükümetler destek olmamışlardır bu güne kadar. Tariş kurulmuştur yıllar önce, (onun hikayesini daha önce ki bir yazımda anlatmıştım) yakın zamanlara kadar ayakta durabilmiş ama o da topallamış, depolarını arsalarını arazilerini satışa çıkarmağa başlamış, yakında kapısına kilidi vurur el elde baş başta kalan üzümcü tüccarın kıvrak hareketlerine karşılık hele bir de borcu varsa kıvrılır eğilir bükülür durur. Üzüm henüz çuvala girmeden rekolteler açıklanır biri 100 derken diğeri 200 bin ton der. Baş fiyatlar konuşulur, gazetelerde okunur. Efsanedir baş fiyatlar asmada ki üzüme fiyat biçilir hani doğmamış çocuğa don biçilmesi gibi fiyatları duyan köylü heveslenir keyiflenir.

Üzüm sergiye düşer, çuvala girme aşamasında yüzler asılır, iştahlar kesilir, borçlar akla gelir, sıkıntı basar, çocuk evlendirecek babalar “kalkıştıkta ne yapacağız?” der. Üzümcü çalmadık kapı, gitmedik tüccar bırakmaz. Tariş de hayır yoktur. Tüccar bir eli cebinde öbür elinde mostralık tabir edilen bir avuç üzüm bilgiç edası ile avucunda ki üzümü ovalar ovalar ezilen büzülen bağcı tüccarın dudaklarına takılır, dalar.
-8, 9, 10 numara
-Aman der, bağcı sesi titremekli, yağmur yemedi, çürüklerini ayıkladım, ilk sergiye serdiğim, seçerek kestim, nafile
-Eee kaç para?
– 2.30 kuruş.
Kaynar sular dökülür, terler, sekiz köşeli kasketi kafasına dar gelmiş potasadan kararmış çatlak elleri titrer, ümitsiz arkasını döner, bişey demez, ne diyebilir ki? Yanında, arkasında kimse yoktur. Kime güvensin Allah’tan başka? Sessizce döner saygılıdır “sağol beyim” der gider.

Beklemeye can mı dayanır? Ya bu fiyatı da sonra bulamazsam, her gün üzüm çuval çuval pazara geliyor. Kahveye gelir bir çay söyler yanında ki arkadaşları ile dertleşir akşam düşünür sabah “tamam beyim” der. Bey “diğer çuvallardan da numune alacam.”eyvah fiyat biraz daha düşecek bunlar pazarlık hünerleridir son vereceği fiyata bağcıyı ikna etmek için yapılır. Önce Tariş vardı güvendiği o da kalmadı. Numuneler alınır. “Tamam aynı numara ama bugün piyasa biraz hareketli öğleden sonra borsa ne olur bilmem bi İzmir’e sormam lazım.” Kuyumcu gibi kuyumcu altının gramını sorar tüccarda fiyatı İzmir üzüm borsasına sorar. Borsa neden İzmir’de o da ayrı bir şekil.

Böyledir üzümcülük, bir ara güzelim bağlar söküldü kızgınlıkla, tarla oldu güzelim topraklar, sonra mısır tarlası oldu o da her yer mısır olunca fiyatlar oynamağa başladı hükümetlerin bir politikası yok. Sök buğday ek, sök mısır yap, sök pamuk, sök tütün yap, sök erik yap, nar yap zeytin yap çiftçi ne yaparsa yapsın. Bu iş gömlek almağa benzemez beğenmedin giyme. Her ürünün yetişmesi için yıllar alıyor, yap boz tahtası değil. Tütün, pamuk bunların defterleri dürüldü.

Asırlardır medeniyetlere beşiklik yapmış Gediz Ovası; o kadar kıymetini bilmişler ki yerleşimlerini dağlara tepelere yapmışlar ova bakir kalsın diye o devirlerde nüfus ne ki? Ama toprak için kavgalar savaşlar yapmışlar toprağı ele geçiremeyen barbarlar ürünleri savaşıp yağmalamışlar ürünü üretenler sahiplenmek için canlarını vermişler diğer yağmalayanlarda karınlarını doyurmak için canlarını vermişler. Bu asırlarca sürmüş yani toprak bu kadar kıymetli şimdi toprağın bir karışının değil binlerce arşınının kıymeti yok, ürünler para etmiyor, satalım dendiğinde alıcı kapıda ellerini ovuşturuyor şu ürün fiyatları biraz daha düşse de bağları, bahçeleri, tarlaları, Gediz Ovasını ucuza kapatalım.

Krom nikel borular Alaşehir ovasında parlarken, güneş panelleri kıraç dağlık yerlere yapılması gerekirken ovaya rahata kurulmak istenirken, sanayi konuçlanacak yer ararken, kırmızı et pahalı her köşeye tavuk çiftlikleri inşa edilirken, söz de tarımsal amaçlı depolara ruhsatlar verilirken, gecekondudan bozma konutlar kentsel dönüşüm adında tescillenirken, bunlara ulaşacağız diye yamuk yılık ulaşım yolları yapılmak zorunda bırakılırken, her bir karış toprak arsa olup ranta dönüşürken, bunların sonu bir gün mutlaka gelecektir. Belki yarın belki yarındanda yakın.

Üzümü koruyalım ihracatın %70’i kuru üzümde dünya hakimiyetimiz varken, bunca üzüm işletmeleri şimdi bağcı buluyor, pazar buluyorken, asırlardır savaşlar verilmiş Gediz Ovası avucumuzda hiç kavgasız kaygısız elimizde iken, yaş üzümü koruyalım diye bağlar gelinliğe bürünürken, ovayı kullanmak için üzümden başkası kalmamışken, 60.000 hane, 300.000 nüfus üzümü, bereketi tanesinde deyip bir bir toplarken, karıncanın kurdun kuşun dahi nafakasını hesap ederken, böyle bir savaşta kaybeden bağcı olmayacaktır.

TARIM, HİÇ BİR ZAMAN KAZANMADI Kİ.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: