İçeriğe geç

ÇÜN ESER FASL-I HAZAN BAĞ-I BAHAR ELDEN GİDER

11 Ekim 2014

“Saki yâ mey sun ki bir gün lalezar elden gider.
Çün eser fasl-ı hazân, bağ-ı bahar elden gider.”
FATİH SULTAN MEHMED

Fatih bunu içki ver keyf çatalım anlamında söylememiş. ‘Hayatımız lale bahçesi gibi günlük gülistanlık iken hazan zamanı geldiğinde bu bağ bu bahar elden gitmeden kıymetini bilelim’ anlamında söylemiş.

-230.000 ton üzüm bağlarda bekletiliyor.
-Soma da kömür ocakları kapatılıyor.

Her iki konuda hem Manisa hem diğer ilçeleri çok yakından ilgilendiren iki önemli husus, sadece Soma’yı değil Kınık, Bergama Kırkağaçı’da ilgilendiriyor. Soma’da kömür üretiminin askıya alınması, elim hadiseden sonra düzenlemeler, iyileştirmeler, müfettiş incelemeleri raporları, milletvekilleri, baro ve avukatlar, çalışma müfettişleri, hükümet yetkilileri, gele gide rapor belge düzenleye düzenleye sağlıklı bir neticeye ulaşılamadığını gösteriyor ki kömür ocaklar kapatılıp tatil edilmiş işçiler ocakların kapılarında bekletiliyor. Çalışmak zorunda olan işçiler “eylem yapacağız” diyorlar.

Somanın geçim kaynağı ve ülke ekonomisine katkısı ortada, Soma ülkemizin zengin kömür yataklarına sahip ve daha yüz yıllarca da hizmet verecek kapasitede, demek ki bu imkanları iyi değerlendirmemiz ve ülkemize katma değer sağlayacak, bu madenlerin işletilmesi ilk önceliklerimizden olmalı, kaldı ki yıllardır enerji üreten Seaş termik santralı da kömürle çalışmakta hatta bir ikincisi de kurulmak için yer arayışın içerisinde.

Şimdi bunca işçi ve ülke menfaaati varken kömür işi maden çıkaran şirketlerin keyfine bırakılmamalı her ne kadar özelleştirilmiş olsa da devlet denetimini, ikazlarını yapacak, bir an önce tedbirler alınması işletmeye açılması için müddet vererek, faaliyete geçmesini sağlamak zorundadır. Devletin babalığı bu gibi hallerde ortaya çıkar ve vatandaşın güvencesi bu gibi durumlarda tesis edilir, bilir ki arkamda devlet var, maden şirket sahiplerinin oyuncağı olmayacağım, keyfi hareketleri ile hiçbir yöneticini ağzının içine bakmayacağım, güç şartlarda hayatlarını güneşten günyüzünden mahrum, evine bir topan ekmek götürmek için çalıştığı ocakta her kazma sallayışında önce Allah’a sonra devlete güvenmek zorundadır. Devlette bunu hem maden işçisine hem de maden üreticisine hissetirmelidir.

İkinci konu. Aylardan beri devamede gelmektedir. Üzüm: Bağbozumu başlayıp sergiye üzümünü seren bağcı “bu yılda hayırlısı ile üzümlerimizi kestik sergiye serdik allah seneye nasip etsin” derken fiyatlar gündeme gelir, tüccar fiyat belirler, dünya piyasasını da göz önüne alırken fiyatları buna göre bildirir. Her üretim de bu böyledir, sanayi olsun, gıda üretimi olsun, ülkemizin fiyat belirleme şansı hiç yok. Üzümün kalitesi, dünya pazarına hakimiyetimiz, hiç mi fiyatları oluşturmuyor? Tüccar ve işletme sahiplerinin hiç mi söz hakkı yok?İhracat rakamlarına müdahale edemiyor. Piyasalara bakıp fiyatı aşağıya çekip kazancını yine aynı seviyede tutarken üreticiyi hiç mi düşünmüyor? Böyle gittiği takdirde pamuk gibi tütün gibi üzümün de tarih olacağını hiç mi düşünmüyorlar?

Evet hiç düşünmüyorlar, çünkü onların yaptıkları üzümü yerinde alıp tırlara yükletip gemilere göndermek (hatta açığa üzüm döken saf üzümcü tüccara sermaye desteği dahi sağlıyor.) Üzümü ne görüyorlar, ne de üzüm o hale gelinceye kadar ki sıkıntıları biliyorlar. Bugün üzüm var, yarın olmazsa alıp satacak başka mal mı kalmadı, güvencesiyle harket ediyorlar. İşte bu tüccarın öz güveninin yanında üzümcünün de kapı gibi güveneceği devlet baba olması lazım. Tüccar düşük fiyat mı verdi devlet baba devreye girip üzümleri alacak depoya koyacak uygun fiyat araştırmasından sonra üzümü devlet olarak ya tüccara ya da dünya pazarına satacak işte o zaman üzümü görmeden ticaret yapan tüccarın o özgüvenini görmek lazım bu işlemi devlet bir defa yapsa demoklesin kılıçı gibi tüccarın ensesinde dursa her yıl bu fiyatlar yüzünden eğilip bükülen üzüm üretici halkımız da dik durur. Bu o kadar zor bir şey de değil başka işler için ne teşvikler ne krediler ne destekler verilirken üzümden geçimini sağlayan 300-400.000 cıvarında ki vatandaş ve bi o kadar da bağların bakımından üzüm hasadına kadar ki zamanda geçimini üzümden sağlayan işçilerin de hakkı korunmuş ve güvence altına alınmış olacak.

Sakiya mey sun ki bir gün lalezar elden gider
Erişir fasl-ı hazan bağ-u bahar elden gider.

Her nice zühd-ü salaha mail olur hatırım
Gördüğümce ol nigarı ihtiyar elden gider.

Şöyle hak oldum ki, ah etmeye havf eyler gönül
Lacerem bad-ı saba ile gubar elden gider.

Gırre olma dilbera hüsnü cemale kıl vefa
Baki kalmaz kimseye nakşünigar elden gider.

Yar içün ağyar ile merdane ceng etsem gerek
İt gibi murdar rakib ölmezse yar elden gider.

IMG_6794.PNG

IMG_6797.PNG

IMG_6796.PNG

IMG_6795.PNG

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: