İçeriğe geç

SAKSAĞAN GİBİ ZIPLAYACAĞIMIZA KEKLİK GİBİ YÜRÜYELİM

30 Ekim 2014

Saksağan bir gün kekliğin yürüyüşüne özenir (keklik çoğu kez çalıdan çalıya uçarak değil yürüyerek gider yürümeyi sevdiğinden yürüyüş stili de güzeldir) ve onu taklit etmek ister, ister ama kendi yürüyüşünüde unutur, Başlar zıplayarak yürümeye.

Tarım kenti Manisa’mız da ülkemizin sayılı ovaların biri olan, 200 milyon yılda çökelti katmanlardan oluşan, yılın 12 ayı tarım yapılıp üç ürün alınabilen mahsüllerinden; lif uzunluğu ve beyaz renginin dünyada hiçbir ülkesinde olmayan pamuğu için her köyde çırçır fabrikaları yapılan, taş kıraç dağlarda üretilen bir zamanlar Marlboro’ya hammadde olan tütünü için tekel tarafından her bölgeye tütün depoları yapılan, ihracaatta dünya piyasasının %70 ine sahip olan, renk, koku, tat ve kalitesi ile dünya piyasasını elinde tutan üzümü için üzüm işletmeleri kurulan, ve tüm bunlar için güçlü bir kooperatifleşme ile organize olunan bir zamanlar bankalarında ortak olduğu çiftçinin güvenci, alınterinin değeri, emeğinin bereketi, TARİŞ. Alet, edavat, ekipman, gübre, ilaç ile devletin, Ziraat Bankası’nın desteği ile çiftçiye kredi imkanları sağlayan TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ.

Dünyada sanayileşmenin başladığı yıllar biz de atılımlar yapmışız 1953 yılında Devrim adıyla ilk otomobil yapılmasına rağmen 1967 yılında Anadol markasıyla otomobil üretimine geçtik bu yıllarda Güney Kore de Hyundai markasıyla otomobil üretmeye başlamıştı. (Hyundai şimdi otomobil firmaları arasında dünya 5.) Ancak bizim yabancı goygoycular “Siz uğraşmayın biz kalıbı verelim siz kaportasını yapın motoruda verelim içine koyun basın marşa tıkır tıkır çalışsın, sizin bu fiberden yaptığınız araçı keçiler yiyor zaten” dediler, bu sözleri nimet, günü kurtarmayı ganimet bilenler yan sanayi ve patent anlaşmalarıyla sözde sanayiye adımlarımızı attık ama yıllarca tarım ülkesi olan çiftçilerimize traktör dahi yapamadık..

Sanayi tarım ikileminde kıymetli mahsüllerimizi satacak pazar darboğazına sokulduk. Hazıra alışan teşvikçi sanayi yatırımcılarımız her türlü yabancı marka malı üretme çabasına girdi. Tarımı ihmal etmeğe süspansiyon ve desteği azaltıp kestikden sonra artık sanayi ülkesi olmaya karar verdiğimizde tarım çoktan bitmiş tarımsal arazilerimiz sanayi alanlarına OSB’ lerle yer değiştirmeye başlamıştı.

Kısaca biz sanayi hamlesi, gailesi derken ekonomisi kalkınmış ülkelerde teknoloji çağı başladı. Pahalıya satın aldığımız beyaz eşyadan tutunda diğer teknolojik ürünlere kadar ne varsa hepsine bir çırpıda pahalı mahalı alıştık. Biz de üretelim dediğimizde bunların piyasası da fiyatları da düştü, ucuzladı. Onlar tek tekten korkunç karlar ile para kazanırken, biz az kazançla sürümden kazanmak zorunda kaldık.

Hikaye çok uzun her bir konu çok yazıldı çizildi. Saksağan gibi yürüyüşümüzü unuttuğumuzda son kalan tarım mahsülümüz üzümüde başıboş bırakıp duvarlara toslata toslata onu da farklı bir yatırıma kurban (ilahlara) vereceğiz. Kuru üzüm geçen yıl 5 liraydı bu yıl 2.5 lira. Bir kaç yıldır yaş üzüme yönelen müstahsil onda da duvara tosladı soğuk hava deposu olmayan bölgede üzümü asmada daha fazla tutabilmek için uğraşan çiftçinin elinde sadece Sarıgöl ovasında Sarıgöl Zıraat Odası Başkanı açıklıyor, 80 bin ton yaş üzüm kaderiyle başbaşa.

Son kalan tarım mahsülümüzüde farklı bir yatırıma sanayi ve teknoloji çağından sonra. enerji çağına kurban ediyoruz. Bu üçünü bir arada yaşayan bir nesiliz bizler. Şimdi nasıl goygoylanıyoruz. “Sizde dünyanın en sıcak suyu var termalsudan enerji üretmek için en değerli termal su bölgelerine sahipsiniz” diyorlar. Geçen iki ay önce Manisa’nın muhtelif yerlerinde çoğuda hani 200 milyon yıllık gediz grabeninde (ovasında) araştırmalar yapıldı daha fazla sondaj nerelere yapılabilir diye. Arzın merkezine seyahat 3500-4500 metre derinliğe çakılan sondajlardan alınan sıcak su, buhar yüzeye, yeryüzüne ulaştırılıyor, gerisini siz düşünün…

Şimdi goygoyun söylemi ne? Dünya ekonomik forumunda dünyada yatırım yapılabilecek beş şehirden (Singapur. Dubai…) biri Manisa. Singapur’u görmedim ama Dubai’yi gördüm. 20 yılda çölün ortasında modern bir kent inşa edildi, (şimdi 50.000 nüfusluk dünyada bir ilki, kendi kendine yeten, karbon salınımı sıfır bir şehir yapıyorlar.) Manisamız 20 yılda böyle olacaksa ki olmaz olsada Manisalıya bir şey düşmez. Dubai yatırımlarının parasını petrolden değil dünyada ilk üçte olan liman işletmeciliğinden, lojistik yatırımlardan kazanıp yatırım yapıyor. Manisa ve Manisalı ne kazanacak da ödeyip Dubai veya Singapur gibi olacak. (Bkn.MOSB)

Yıllardır İstanbul Anadolunun kalbinin attığı yerdir tüm Anadolu İstanbuldan alışveriş yapar. İstanbulu yakından görmeğe gerek yok her akşam haberlerde ve konut reklamlarından izliyoruz. Gecekondular ile gündüzkondu sitelere nüfus yerleştirmekle meşgul. Açlığın sefaletin yanında lüksün sefahatın çatıştığı karmaşa ve kargaşa bir kent. İstanbulun bu gidişle sadece İs’i kalacak. Allah Korusun. Demem o İstanbul WEF’in neresinde acaba? Bunca yatırım yapılıyor da…

Onun için; bizi bizden gayrı kimse iyi bilemez kalkınmamız da önemli hususlardan biri kendimizi tanıyıp ona göre yatırım ve politikalar üretmekten geçmeli. Bu tür forumlar ve Manisa’mız hakkında verilen değerlendirmeler kendi amaçlarına yönelik propagandalar ve bu değerlendirmeleri hayata geçirebilmeleri için hibe veya uzun vadeli krediler ile destekliyorlar.

Büyük şehir belediyemizin oluşumunda ki ana fikir planlamadır. Kentleşme planlarından; eğitim, spor, sosyal yapılaşma, nitelikli sanayileşme,yerleşim planları. Tarımsal olarak planlamalarımız da; kırsal kalkınma tarım politikaları, rekolte arttırımı, hayvancılık, işletmeler, tesisler, laboratuvarlar, araştırma, pazarlama ve destek planması olmalıdır.

Bu tür tarıma yönelik yaptığımız yatırımların devamlılığını sağlamak için o bölgelerde tarıma çiftçiye yönelik kooperatifleşmeyi teşvik edecek, koruyacak, çiftçiyi gençleştirecek, kredilendirme, makine ekipman açısından hatta üretilen ürünleri değerinde satma pazarlama konularında büyükşehir destek olacak ve pazar bulacaktır ki, her ne kadar öncelikli devlet politikası olsa da.

Kırsal kalkınma daire başkanlığının yaptığı ve yapacağı damlama sulama, köy yolları, sulama ve kullanma göletleri… beş on yıl sonra atıl durumda kalmasın…

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: