İçeriğe geç

65’e KADAR GELDİK,

23 Kasım 2014

image

Narlıca’da ki ıngalı iki yılımdan sonra Karaköy’e geldiğimde 1952’i yazını gösteriyordu takvimler. Muratgermen’de babamında öğretmeni olan Fuat bey beş sene zaptetti, öğretti, sevgiyi, saygıyı, yalan söylemenin namertlik olduğunu. Hulusi bey başöğretmendi her bayram sıraya sokmak için kulaklar uzardı.

Orta okul lise derken çarşı bulvarı bit pazarı geç kaldığım zamanlar kestirme yoldu. Burası da bitti sırada ki gelsin dediğimde takvimler 1967’nin güzünü gösteriyordu Yılmaz komutanla üç dersin engelini beraber aştık.

O Hava Harp Akademi’ye giderken bende Yıldız Akademi’ye gittim. Maçka Valide Çeşme’den inerken Beşiktaş pazarına oradan Barbaros’un yokuşunu çıkardım zorlansamda. Rahmetli Gemlikli arka sıra arkadaşım Abdullah’ı evden alırdım yokuşta vites değiştirmede yardımcı olurduk birbirimize. İki dönem Kumla beldesinde Anavatandan belediye başkanlığı yaptı amansız hastalık götürdü ama hep dualarımda kaldı.

Akademi olan Yıldız’dan Üniversite olduğunda yine takvim 1973 Haziranıydı, diploma hazır değil çıkış belgesini aldım. Beklemedim. Koca İstanbul’un Laleli sokaklarında ki garajından ilk İzmir otobüsüne atladım, uyandığımda Manisa’da sabah ezanı okunuyordu.

Çok geçmedi mimarlık büromu açtım T cetveli okuldakiydi gönyelerde, ölçü cetvelini 41 yıldır sakladığım için hatırlıyorum masa ile sandalyeyi de ustam vermişti. Saydım bir, Alirıza Duranlı, iki, Ahmet Ergül, üç ustam, Yaşar Mercül, dört, Tuğrul Erdem, beş, beşinci bendim.

Heves çizmekte,
aşk her yerde,
gençlik serde,
proje bekle bekle,
altı ay geçti havayi sabrımın sonuna geldim. Bir proje ki özene bezene ilk çünkü ilk göz ağrısı. Sonra geldi arkası.

1976 yazıydı Bornova Hacılarkırı Topçu Kışlası’n da üç ay askerlik kısaydı ama aynı yıl verdiğim söz uzundu. Mutluluğun adı 1977 yılının 16 Nisanıydı. Televizyon parası yerine balayı yapalım dedik. İkimizin aşkı o kadar ağırdı ki 1972 model Renault arabamız giderken zorlanıyordu. Bir gece konakladık Kartalkaya Koru Motel’den sonra sola döndük Abant’a gitmek için.

Siyah beyaz fotoğraflarımız albümlerin birinde ama 1979 Batuhanı’mın doğum fotoğraflarının altında kaldı. Büyüttük üçümüzde iyi anlaşıyoruz derken Esram geldi 1982’de bağıra bağıra. Pabuçla ağzına mı vurmadık, hocalardan akıl mı almadık, neyse üçüne geldiğinde o da hanım oldu. Çekirdek bir aileydik 1974 model kamlumbağamızla sekiz yıl geze geze büyüttük onları.

Sabahları Batuhan’ı okula götürürken, Esra’yı dedesi bazen de babannesi götürüyordu, trampetini dahi yorulmasın diye annesi taşıyordu.

Keşke hala taşıyor olsaydık derken onların ki geldi 2004’te evlenen Batuhan’ın Alperen’i 2007’de geldiğinden iki ay sonra 2005 de evlenen Esra’nın Kerem’i geldi.

Dede oldum aman yarabbi daha çocuk sayılırdım, annem öyle diyor çünkü. Ama tarihler 1950-2007=57 olmuşum. İlk gelenlerin arkası kesilmedi Azmican’ın arkasından Esra’nın Zeynepsu’su gelmişti.

Büyüyorlar…
İlk gelenler okullu oldu ikinciler onların şimdilik defterlerini yırtmak için uğraşıyorlar.

1950 den 2014’de kadar geldik derken bu kadarcık yaşamışım. ama 65’e kadar gelmişiz.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: