İçeriğe geç

ESKİ GÖRDES

20 Aralık 2014

imageimageimageimage

 

 

 

image

 

image

image

image

Aralık ayı meclisinde konuşulmuştu Gördes, büyükşehir hizmetlerinin incelenmesi ve kanunen büyükşehire devredileceklerin konuşulduğu meclis, ufak bir noktanın aydınlığa kavuşması için “yerinde bakalım” dedi Cengiz Başkan “hem sizi ziyaret etmiş de oluruz”. Gördes başkanı “Memnuniyetle, tüm başkanlar hep birlikte gelin sizleri ağırlayayım” dediğinde meclisten “Başkan ağır olur” seslerine rağmen misafirperver Anadolu insanı “Başımın üstünde tüm meclisin yeri var” dedi.

Gün kararlaştırıldı akşam yemeğe gelecek diğer ilçe başkanlarından önce, gündüz Büyükşehir teşkilatı tüm daire başkanları siyah arabaların konvoyu Gördes’in yollarında yılan kavi hareketler ile kıvrıla kıvrıla çam ormanların arasından Gördes’e doğru tırmanıyordu.

Hava yazdan kalma bir gün değil ama bahar mı bahardı. Gördes meğer hiç yabancı değilmiş bize; güler yüzleri, el sıkmaları, sarılmaları, el sıkmak sarılmak için sıraya girmeleri, 40 yıllık Gördesliymişiz meğer. İbrahim Emre Başkan, Emin Keçeci Hocam eski Gördes’i tarif ediyor anlatıyorlardı. Burada cambazları seyrederdik, şurada koştururduk, şu köşede bakkal Ahmet amcanın dükkanı vardı diye.

Annesi anne tarafının Gördes’li olduğu Kemal Çamlıoğlu “annemde buralı” dedi. Ben biliyordum Rahmetli Fethiye Yenge’nin Gördes’li olduğunu. Gerçekten bu sıcak bahar havası, Gördes’lilerin sıcaklıkları hepimizi Gördes’li yapmıştı.
Kalktık, incelenecek alanları görmek için. Kemal Hocam “Azmi başkan Eski Gördes’e gidelim mi?” Tereddütsüz “hadi” dediğimde yolunu öğrenmiştik bile. Onlar yeni biz Eski Gördes’te her cepheden saldırıyorduk hizmet için.

Yolu tarif ederlerken mezarlığın önünden devam edin diyenleri hatırladık mezarlığın yanından geçerken. Eski bir çeşme ne tası ne yalağı kalmış baş ucunda ki ağaç hala kadim dostunu bekliyor. Az daha gidince metruk bir evin kapısına çıktı Süleyman, ondan tarif aldık Kemal ben şunlardanım deyince. “Gelin ben size evi göstereyim. Aha işte şu yıkık minare var ya, o caminin yanındaydı annanenlerin evi” deyip o tarafa doğru seğirttik minare kısmen yıkılmış olmasına rağmen dimdik ayaktaydı.

Şaşkınlığın hayranlığa, kimsesizliğin garipliğe, yıkılmışlığın terkedilmişliğe, masaldan romana, gerçekten hayale, geçmişten günümüze, örf adet kültürü yaşatanların Osmanlı mezarlığında saklandığı, metruk, mahzun, mazbut, meftun,
duygularımızın tetiklediği yayından çıkmış ok gibi her harabeye, yıkıntıya, kalıntıya giriyor mobil telefonlarımız ipadlerimiz ile onu da bunu da kimler gelmiş kimler geçmişi canlandırmak ister gibi, saldırır gibi, deliler gibi, fotoğraflarken, gözleri nemlenen Kemal Çamlıoğlu Hocanın fotoğrafları hep buğulu çıkıyordu.

Kuş uçmaz kervan geçmez yer dersin.
Gelmişler keskin rüzgarlara sırt vermişler daha yaslanarak.
Güneye ovaya yön vermişler kademeli evler yaparak.
Tarlanın taşı tarlanın kuşu hikayesi burada anlatılmış olmalı dağın peynir dilimi kesilmiş gibi oluşmuş katmanları evlerin taşı olmuş.
Orman (şimdi çıplak kalmış tepeler) tavanı çatısı olmuş ağaçlar.
Böylesine ictimai yaşantı, kültür, sanatsız olmaz, Sanatkarları da vardı. Zengin bir kültür ve ticaret merkeziydi Gördes. Dokunan halılar, atılan ilmikler, yetmemiş günümüze bağlanmaya. Efsane olmuş Gördes ilmeği, düğümü. Büyük İskender de buralı olmalı.
Evlerin büyüklüğü temellerinden anlaşılıyor. Çeşmesi, hamamı olan Pazaryeri Camisi’nin yakınında kilise de vardı diye yazıyor sanat tarihçiler. Rumlar Türkler Anadoluluk yıllarca iç içe yaşamış düne kadar burada.
Orasıda, burasıda, acabalarla gezerken güneşin aydınlattığı Eskittiğimiz Gördes’te

“Yuh be; bu güzellik, bu kültür, bu tarih, bu coğrafya silinir mi?” Deyip arada bir söyleniyorduk eskilere.
Hem geziyor, hem söyleniyor, hem söylüyordum.

Meyhânede kaldık bu gece ah mestiz efendim.
Bir şeyle mukâyyet değiliz serbestiz efendim.
Tânetme bizi sofu gibi gel hoşgör efendim.
Bir şeyle mukâyyet değiliz serbestiz efendim. SADİ HOŞSES

From → MANİSA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: