İçeriğe geç

MESLEĞİMİZİN KIYMETİNİ BİLELİM,

7 Ocak 2015

Yaygın meslek sahibiyizdir hepimiz toplum olarak:

Komşunun yeni aldığı evi için tebriğe gidilir. Ev hediyesi telaşından sonra hediye paketi koltuk altında, diğer komşular önce gelmiş.
Kahveler yudumlanırken güle güle oturunların laflara karıştığında; şöyle göz gezdirmeler, ağız büküp, göz süzmeler, evden önce halılar, koltuklar, duvarda ki tablolar, kartonpiyerli aydınlatmalar, dekorasyonu halleden komşular plana eğilirler; “salon” nolmuş salona “biraz daha büyük olaydı” “antre sıkışık dar olmuş” yaa… kapıyı görmediniz mi insanın üstüne geliyor, hay allah. Neyse canım yeni yenidir. Kahvelerden sonra size evimizi gezdirelim. Önce hanımlar karış karış santim santim gezdikçe odaları mutfağı, banyoları, mutfağının bataryasından banyonun kurnasına, çocuğun çalışma odasından koridorun lambasına kadar kafalara dedikodular not alınır,
İkinci çaya geçilmeden gezi notları tartışılır:
Çok güzelmiş ama şu kapıyı biraz daha şöyle kaydırsaymış, pencereler çok büyük nasıl ısınacaksınız? Mutfak malzemeler çok güzelde buzdolabının yeri, uygun değil, yemek masası yuvarlak olaymış, yatak şöyle konaymış, dolap da böyle açılır pencereden ışık saçılır. Ama olsun canım güle güle oturun.

Arkadaşlarının, konu komşunun, onun bunun… her birinin hangi okulu bitirip de mimar olduklarını nereden bilsin ev sahibi. Ben nerde yanlış yaptım deyip ertesi günü evini satışa çıkarır.
HERKES MİMAR.
###
Mesai başlamış paça sidiği gibi damla damla gelen çalışanların ellerinde naylon torbalar; masalarda ki evraklar itilir torbalar açılır çalışma masası kahvaltı masasına dönüşerek atıştırmalar başlar birbirlerinin ikramlarıyla serpme kahvaltılar oluşur her masada. Kendi ellerimle yaptım. Çok tazeymiş nereden aldın? Köşeye yeni açılmış. Ay hangi köşe? Akşama ben de yapayım yarın getiririm…
Çayın biri gider diğeri gelirken; ay akşam hiç uyumadım başımın ağrısından, benim de belim hala geçmedi nasıl yatacağımı bilemedim, nedir bu sırt ağrısı bir türlü geçmedi, bizim oğlan üşütmüş sabahı sabah yaptık, ben hapımı yuttum mu dünya yarılsa top patlasa duymuyorum sabah kalkıyorum ama sarhoş gibiyim, bir başkası çişe kalkmaktan uyku uyuyamıyorum…
Her uykusuzluğa ilaçlar, üşüten çocuğun ayak altına badem yağı, başı ağrıyana tartıncak, beline yapıncak, ben denedim olmadı, komşum verdi kalmadı, yarın getiririm sen de iç birebir. yarına hiç bir şeyin kalmaz…

Çok zaman geçmez selaların ardından imamın “hakkınızı helal edin” telkininde “helal olsun” nidaları ile uğurlanırken mevta, “hiçbir şeyi yoktu” “daha dün sabah kahvaltıda konuşmuştuk” “benim dediğim ilaçları almadı” “kimseyi dinlemiyordu anam”
HERKES DOKTOR.
###
Yahu ne bu kiracılardan çektiğim aybaşı gelir kira yok, evi hurdaya çevirdi boya badana hak getire, kapıya dayanıyorum açmıyor, çık diyorum çıkmıyor, malın var mı derdin var…
Bak, git karakola al muhtarı yanına kır kapıyı at eşyaları dışarı bak bakalım el mi yaman bey mi yaman bizim bir arkadaş vardı valla böyle yaptı iki günde kurtuldu kiracıdan. Avukat telaşı, mahkeme masrafı, delil toplaması, şahit bulması, aylar sürer. Git mahkemeye hakim üç ay sonraya gün versin kaç mahkeme sürer biliyor musun ooohhh?
Kiracı çıkmaz ev sahibi bıkmaz avukatlık yapanlar azalmaz. Ev sahibi tehdit eder, kiracı çaresiz sabreder, avukatlık yapanlar cazeder.
Ev sahibi kiracı kavgası kanlı biter.
HERKES AVUKAT.

Bu üç fakülte biz de bakkal dükkanı gibidir her köşede var, ayaküstü hemen oracıkta veriliyor diplomalar.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: