İçeriğe geç

MUHTEŞEM KENT AİGAİ,

29 Ocak 2015

91-93 yılları arası Manisa Mimarlar Odası yönetim kurulu başkanlığım dönemim. Celal Bayar Üniversitesi yeni kurulmuş Sinanbey Medresesi’nde ‘Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması’ ile ilgili panel yapılıyor. İki yıl üst üste yapıldı ikisinde de konuşmacı olarak katılmıştım oda başkanı sıfatıyla. İlk kez burada dile getirmiştim. Henüz ter-ü taze Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi’nde, ilk etapta fazla fakülte yoktu zaten, tarih kürsüsü açılıp Manisa da ki tarihi değerlerin ortaya çıkarılıp korunması yaşatılması ile ilgili teklifte bulunmuştuk. Tarih, eser, kalıntı, buluntu yerinde durmuyor ki; zaten yorgun olan bu eserler bakılmayınca yıkıldı, harabe oldu, olamayanlar kıymet bilmezler tarafından harabatı kullanıldı. daha da ileri gittik yık yap, yap sata, yüzyılımızın hastalığı ranta kurban verdik.

Kalanları koruyan ortaya çıkaranlardan Allah Razı Olsun.

Yıllar sonra arkeoloji bölümü açıldı, 2014. Yusuf Hoca Aigai de kazı yapan ekipte…… Aigai Kazı Başkanı Ege Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Ersin Doğer hocamızın asistanı. “On yıldan beri kazıyoruz emeklilik zamanım geldi bundan sonra ki çalışmaları Yusuf Hoca Başkanlığında CBÜ yürütecek, çünkü bir tarih antik şehirler iğne ucu ile kazılıyor koca bir şehir günyüzüne çıkarmak için 100 yıllar gerekli ömür falan yetmez arkadan gelenler olması lazım” diyor Ersin Hoca.

Nerede kalmıştık evet oda başkanlığımız zamanında mimar meslektaşlar ile buraya bir hafta sonu gelmiştik kalabalık değildik biz de adet böyledir ya denize ya denize hafta sonları.
Köyden Aigai antik yerleşimin bekçisini aldık bize anlatsın diye rehber, o devirde yaşamış dedeleri babaları buralıymış onlardan dinlemişte bize aktarıyor gibiydi şaştım kaldım.
Andaç defterine bir kaç satır karalamıştık; geldik, gördük, gezdik, diye.

Bir daha gidemedim Ersin Hocam çok çağırdı. Nasip, Büyükşehir Belediyesi Cengiz başkanımızla gittik. On yıldan beri kazı desteği veren İsmail Akçura abimizde oradaydı. Hocamın anlatıklarından çok etkilendik hep böyle derler ilk karşılan bir yere gidip de birileri bir şeyler anlatınca tabii etkileniriz burnumuzun dibinde bilmiyoruz. Bu işin şakası ama hakikaten (meslek icabı taş işçiliklerine bakıyorum) o ne duvarlar nereden öğrendin hangi teknik üniversiteyi bitirdin mektep medrese hendese hangi ilmi aldın be birader. Bu antik şehirlerin kuruluş yapılış tarihini bilemez kestiremezseniz M.Ö – M.S. diye tarih konulur milattan önce dediğinizde de yüz yıllarında deyip yuvarlarız bir insan ömrü 100 yıl bile değil yuvarladığımız zaman dilimi bu. O zamandan bu zamana dimdik ayakta duran bir duvarı var artık simge olmuş gidip görmeniz lazım anlatamam bu duvarı görmek işçiliğine şaşırmak için buraya gelinir bırakın hocamın yunt dağının tepesinde su yok yol yok arayan soran hal hatır soran yok buralarda kazı yaptığını, (bu arkeoloji mesleği akıllı işi değil laf aramızda bir küçük süpürge bir küçük keski, spatula tık tık tık şehri ortaya çıkaracaklar sabır küpü olmalılar, evleneceklere tavsiye arkeolog kız veya erkekle evlensinler evde dır dır olmaz sabırlılar çünkü).

Cengiz Başkanım ve ekibimiz, İsmail Akçura hep birlikte Ersin Hocamın esprili anlatımları ile şehri gezdik hava kararmaya yüz tutmuş yuntdağ tepelerine karaltı gelmişti. Hocam akşam yemeği de hazırlamış kazı evinde ama bi daha ki sefere vakitli geliriz dediğimizde Ersin Hocam tandırdan bahsettiydi galiba…

Gel zaman git zaman deve tellal, sinek berber falan değil masal değil gerçek: “Büyükşehir olarak kazıya destek verelim” dedi Cengiz Başkan. Başkanımızın adetidir bi yere gittiğimizde müjdeli haber vermeden dönmez. İsmail Akçura’ya hürmeten “İsmail abi de uygun görürse” dediğinde burası bir kültür mirası bu miraslar ülkemizde yaşayanlara miras kalmıştır (bazıları mirasyedi gibi yaşasa da) herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi Akçura. (Burada da o kadar taş var ki bir tanesinin altına da ben elimi koydum çaktırmadan). Ersin Hocam “bu sezon sizin desteğinizle başlayalım o zaman” dediğin de Cengiz Başkan “protokolu hemen yapalım ne gerekiyorsa size yardımcı oluruz” demesinin ardından üç gün geçmedi protokolu hazırladık önce büyükşehir meclisinden kararı geçirdik, Kültür bakanlığına gönderdik, bakanlık onayı geldiğinde Ersin Hocam Yusuf Hocam başkanın yanıdaydı.(İsmail Akçura da olacaktı ancak saat değişince olamadı).

Mesir çayları içilirken hocam Aigai’den, kazılardan, bahsederken (hocamdan samimiyetle bahsediyorum hemşeriyiz de); kalemler çekildi, kağıtlar serildi, pozisyon alındı, Hocamın protokola bir imza atışı var nikahında böyle imza atmamıştır. Her iki taraf da heyecanlıydı. Başkanımız Cengiz Ergün Manisa Belediye tarihinde bir ilke imza atıyordu. Bu tarihi anı fotoğraflarla sabitledik. Gazeteci arkadaşlar soruyor. Başkanım bu destek bu birliktelik seneye de devam edecek mi Ersin Hocam atıldı “Bu işe bir defa girdin mi çıkamazsın, bir şehir 100 yılda ancak ortaya çıkarılır”. Kimsenin bu işten çıkacağı yok.
İmzalardan sonra Ersin Hocam; fabrikasyon, kalıp işi olmadığı, elde yapıldığını söylediği küçük ebatta bir keçi heykelciği hediye etti Cengiz Başkana. Bu Aigai’nin simgesiymiş. Yalanda değil böyle inatçı bir kavim yuntdağlarının kuş uçmaz kervan geçmez bir tepesinde böyle bir şehir inşa edebilirler.

Onlar inatsa biz de inatız onların şehrini ortaya çıkarmak için bu işe girdik mi çıkmayız, inatla çalışırız.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: