İçeriğe geç

YA SONRA…

29 Ocak 2015

Kimileri tarım derken sanayi diyenler çoğunlukta.
Bazıları tarih derken başkaları maden diyor.
Başkaları turizm derken kimileri enerji diyor.
Konuşmaların çok, icraatların az, lafın küfün çok, işin gücün az.
Geleceğe umutla bakacağımıza günümüze seyirci kalmak.
Günü geleceğe tercih, geleceği tecrit etmek.
Böyle gelmiş böyle gider demek.
Böyle eğitilir, böyle yaşar, böylesine alışırsak; yapacak bir şey var, zaten yapıyoruz. Havanda su dövmek.

Kalû belâ’dan bu yana:
Başımıza buyruk, hür masum mazbut mahzun mesut, fakir, fakih, hayatımızı dinimizin kuralları ile düzene soktuğumuz, paranın yerine takasla alış veriş yaptığımız, sözümüzün eri, ailemizin neferi, büyüklerimizin göz bebeği oluğumuz zamanlarımızdan sonra:

Vatan dediğimiz toprağımız, kutsal saydığımız bayrağımız uğruna, işgal güçleri düşmanlarımızla baş ettiğimiz, canımızla başımızla gazi şehit halkımızla savaştığımız, zamanlarımızdan sonra:

Çiftçilikle geçinir karasabanla toprağı eştiğimiz, iki çift öküzü sermaye edindiğimiz, yıllık nafakamızdan tohumluk ayırdığımız, kerpiçten evimiz çamurdan sıvamız topraktan damımız, bir lokma bir hırka ile aza kanaat getirdiğimiz zamanlarımızdan sonra:

Esnaf, zanaatkar becerimizle, yaptığımızla övünüp elimiz hamur karnımız aç kaldığında dövündüğümüz, geçimi kanaat, seçimi çare gördüğümüz zamanlarımızdan sonra:

Tarihimizi bilmez, evimizi sokağımızı hanımızı hamamızı tanımaz olduğumuz, harabeye çevirmeyi becerdiğimiz, ellerde varken bakmadığımız, bakıp da başka şeyleri gördüğümüz, kadir kıymet bilmez geçmişimizi kararttığımız zamanlarımızdan sonra:

Hal böyle olunca turizmi bilmez, turistin gelmez olduğunda, gelenleri de kazıkladığımız, atalarımızın “yurdumuzun taşı toprağı altın” deyip de tarihi eserlerimizi yıkıp temellerinde, mezarlarında, defineci nesiller yetiştirdiğimiz bulduklarımız para etmese de satın alanların yıkılsın yok olsun diye goygoylayıp kendi kendimize tarihi eserimize harakiri yaptığımız turizm dediğimiz zamanlarımızdan sonra:

Bunca demir yığını tezgahlarımız, eklesen dünyayı 40 defa dolanacak konveyör bantlarımız, teknoloji fukarası fabrikalarımız, üret üret boşa kürek salladıklarımız, sanayi hamlesi deyip şimdi AB denenlerin eskilerini dünya paraya satın aldığımız, başımıza bela, ayağımıza kazık, dilimize pelesenk, kafamıza sokma akıl, kuruntumuza fabrikatör edasıyla adına sanayi dediğimiz zamanlarımızdan sonra:

Tarımımızı organik inorganik asortik sosyetik gibi sıfatlar taktığımız da, teknoloji hani on ton buğdaya bir telefon, beş dönüm bağa bir megafon değeri verdiğimiz teknoloji dediğimiz zamanlarımızdan sonra:

Dedesinin adının lamba, babasının adına elektrik, çocuklarına enerji dediğimiz; önce satın, sonra baraj krallığı dönemi ve derelerin çağlamaz olduğu hidro elektrik santraller, yağmursuz susuz kıtlık döneminden sonra nükleer, patlatırız diye korktuğumuzda termik santral diye yerin altını üstüne getirdiğimiz enerji çağı dediğimiz zamanlarımızdan sonra:

Sonrasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: