İçeriğe geç

DAYINA DA GÜVENME,

29 Ocak 2015

Beraber olmak, arkadaşlıklar mahallede başlar sokakta. Okulda devam eder üniversite bitinceye kadar arkadaşların aynı olmasa da ‘beraberlik’ ana fikir aynıdır. Askerlik arkadaşlıkları en unutulmayan beraberliklerdir ömür boyu sürer; gurbet, ana baba sevgisi hasreti paylaşılır, aynı karavanaya kaşık sallanırken, talimde nöbette, koğuşta bazen cephede berabersinizdir. kısa dönem bedelli olunca biraz yozlaştı. Ama bizim toplumda otobüs yolculuğunda dahi dostluklar arkadaşlıklar kurulur hacca gitmedim ama gidenlerden biliyorum: “Bu akşam hacı arkadaşlarımıza gideceğiz”, “geçen sene termalde beraberdik” bunlar daha çok termal kaplıca, dini ziyaretgahlar, ile devam ettirilir. Her arkadaşlık: olunma şekline, mekanına göre, havasına kafaya göre farklı olur: Treking, bisiklet, tatil köyü, hafta sonları, aslan sütlü masalar… Böyle olunca anlaşmalar olur o anlarınızı daha verimli neşeli sevimli mutlu geçirirsiniz. Yaşlar ilerleyince seçicilik baş rollerde olduğu için kolay ısınmalar, dost olmalar, içe açılmalar, aile içi paylaşımlar zorlaşır. Doğrusu da budur zaten. Yıllarını verdiğiniz dostlarınızın bir farkının olması gerekir.

Yukarıda saymadığımız birlikte yapılan çalışmalara dayalı gönüllü arkadaşlıklar da oluşur. Bu çalışmaların neticesinde taraflara bakıldığında bir beklentinin olduğu ortaya çıkar, hemen olmasa da zamanla belli olur. Gönüllülük esasına dayalı birliktelikler demiştik bunlarda sizinle beraber olması gerekenler aranızda yoksa bahaneleri vardır. İşi, hastalığı, ziyaretleri, seyahatleri, komisyon çalışmaları, hep bahaneleridir. Bu gönüllülerde delikanlılık içinizde değil ceketinizin cebindedir mobil telefon gibi arada bir çıkarıp bakarsınız şimdi delikanlılığın zamanı değil deyip cebinize sokar bahanelerle meşgule alırsınız. “Ayıp olmasın” deyip icabet ettiğinizde olmamanız daha hayırlıdır. İşe konsantreniz bozulur. Çizginiz yamulur, sözler kırılır, anlatımınızın odağı kaçar şaşı bakarsınız.

Ya candan olacaksınız ya da candan.

Şimdi o günler geliyor izlemek için takibe gerek yok onlar takip ettirirler. Daha doğrusu takip konusu olmaları menfaatleri icabıdır. Vazife gibi yapanlarından laf olsun diye yapanlarına kadar. Yapacakları işi olmayanlarından iş edinenlerine kadar. Çocuğuna istikbal, eşine dostuna akrabasına kıyak, zamanında “biz de vardık ya” demelere kadar. Çek kulağını uzasın…

Güvenme dayına ekmek al yanına ekmeği dayı vermez babalar verir ama tamlama olsun diye söylenmiş olsa gerek. Ekmek olmadığı zaman ne yapacaksın dayını mı arayacaksın? Aç kalacaksın, ölmezsin ya!

Minnet ile kokma gülü al eline süseni
Geçme namert köprüsünden ko aparsın su seni.
(Yavuz Sultan Selim dahi söyledikten sonra…)

Bunu yapabiliyorsan çık yola. Ama delikanlılar boş durmuyor ki: hendekler açılıyor, çukurlar kazılıyor, engeller konuyor yürüme imkanın yok. Güven saflığına saldırı başlamıştır, farkına vardığınızda veya dikkate aldığınız halde insafsızca olduğunu hiç aklınıza getirmediğinizde başlar yolda ki dikenler. İş işten geçmiş iki kat efor sarf etmeniz gerektiği etaba gelmişinizdir. Geçme imkanınız, takatiniz kalmadığında neticeye katlanmak zorunda kalırsınız ki karşı köyde davulların çalındığı zamandır bu zaman. Düğün başlamıştır.

İnsan bu, yapımızda var, nasip, hayırlısı olsun… Hepsine tamam da; bi de düğünde oynamıyorlar mı? İşte buna üzülüyor insan.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: