İçeriğe geç

ÜRPERTİNİN ADI: KULA JEOPARKI

21 Haziran 2015

imageUzun yıllar oldu yenisine 15.000 yıl önce, eskisine 1 milyon yıl önce diyorlar. Dünyanın yaşı da milyar yıl dersek yalan olmaz, zamana pırasa gibi doğranan yıllar. Bunca yıl ve donup kalmış fotoğraf karelerinde ki görüntüler. Hızlı değil ama korkutucunun yavaşlığında, havada kül bulutu, yerde kıpkızıl rengiyle dumanlı dere. Uğultunun hakimiyetinde önce sarsılıp sonra devrilirken çatırdayan ağaçlar, su birikintileri, ufak derecikler, kızıla boyanırken, toprağın yer yer yeşilliğinin bir daha görülemeyecek şekilde örtüldüğü, sürüngenlerin; kendileri gibi sürünerek yaklaşan bu kırmızı siyah ne olduğu bilinmeyen dünyaya yabancı yakıcılığında fosilleşen hayatları. Önünden kaçan insanların hayvanların bir başka istikametten gelen aynı görüntüde ki kızılların bir başka uzantısının çaresizliğin sıkışmışlığında haykırışlar, bağırışlar. Kayboluşlar.
Kovalamacanın bittiği nokta belli ne kadar acımasızda olsa durmuş dibinde toprak yeşile boyanmış, çiçekler renkli, karıncalar yuvalarında olan bitenden habersiz her yıl zamanı gelince meydan okurcasına dibinde, yanında, hatta üstünde, yeşeren çalılar, açan çiçeklere konan kelebekler. Ama tüm haşmetiyle duruyor; parçaların yalnızlığında, bambaşka bir dünyada korkunun sarılmışlığında, birbirlerine yapıştığı kara, kapkara taşlar, kara taşlar divlitler.

Düz alanda huni görünümlü sivri sivri korkunun yandaşı tepecikler, tepesi yontulmuş korkunçluğun kalmışları tepeler.

Jeopark deniyor şimdi adına aslında geopark genetiği bozulmuş zemin yapısı altının üste çıktığı ezilenin altta kaldığı bir dünya.

Bir ürperti sardı karalıkların içinde yürürken yol yok iz yok yakınında duruyor sivri sivri tepeler açıp bakası tırmanıp çıkası geliyor insanın bir ses bir nefes bir canlılık var mı diyesi geliyor.

 

 

 

From → KULA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: