İçeriğe geç

UNUTULMAYANLAR

6 Temmuz 2015

Gönülleri yıkayan, nefisleri bağlayan, arzuları dizginleyen, yardımlaşmadan hem zevk hem feyiz aldıran, fakirin hatırlandığı, zenginin elinin bolardığı, çocukların dine yaşayarak biraz daha yakınlaştırıldığı, kavgalara ara verildiği, seslerin sükûnet bulduğu, manevi hazların doruğa ulaştığı, yardımların meydan bulduğu, zengin fakir her insanın duygu düşünce birlik beraberlik insani vasıfların bir olduğu, Ramazan. Hazırlıklar yapılır: Camiler temizlenir, zaten temizdir de evimiz gibi, misafir geleceği zaman dip bucak temizlenir ya onun kabilinden. İki minaresi olan camilere mahyaların asılma hazırlıkları yapılır. Minarelerin şerefeleri ışıklandırılır. Ses sistemleri avluya da sesin gideceği şekilde tekrar elden geçirilir. İmam ve müezzinlerin hazırlığı daha bir başkadır. Teravih’de okunacak ayetler sureler hazırlanır. Müezzin mahfiline gelecek misafir müezzinler için mahfil düzenlenir.

Camiler böylede evler nasıl? Onlarda da hummalı bir hazırlık vardır. Aylar öncesinden yiyecek hazırlıkları yapılır. Sahur iftar zamanları yeneceklerin, çorbaların çeşitleri belirlenir her gün yenenden farklı ağız tatları hazırlanır.

Eski Manisa evlerinin her birinde bahçe var, her bahçede mutlaka ocak da vardı. Kastra denen kızgın saç altında tepside pişirilen yemekler, börekler, ekmekler, güveç yemekleri, dibekte dövülen kahvenin kavrulması hepsi bahçede ki ocakta bağlarımızdan toplanan çırpı ateşinde pişirilirdi. Evlerde Ramazan hazırlığının yapılması tam bir kutlama, karşılama havasında düğüne hazırlanır gibi olurdu.

Çarşı pazardan şeker, çay, tuzdan başka pek bir şey alınmaz yiyeceklerin çoğu evlerde hazırlanırdı. Ramazan’dan aylar önce konu komşu toplanır yufkalar açılır, açılan yufkalar saç da kızartılır herkes evinde mutfağında istiflenmiş yufkaların üzerini örter, Ramazan geldiğinde bu yufkalardan çeşitli börekler yapılırdı en önemlisi de bizim Manisa’mızın bir geleneği olan kırma tatlısı yapılırdı. Kırma tatlısının lezzetini tadını şimdilerde pek bilen kalmamıştır, anam çok güzel yapardı tadı hala damağımdadır.

Manisalılıktan, gelenekten, örften adetten, çok bahsederim yaşatılması için gayret sarfederim. Çocuk eğitiminden terbiyeden, büyüklere saygıdan, sevgiden hep dem vururum.

Kırma tatlısından bahsettiğim bir yazıda yine geleneklerimizden dem vurmuştum. Halil Pekcan; Manisa’lı, çarşı esnafından, eşraftandır. Çocukluğumuz aynı çarşıda geçmişti. O dükkanda ben belediyede hala aynı çarşıda beraberiz. O zamanlarda ki Ramazanlarda evde yapılan pişirilenlerden komşuya verilirdi. Komşusu da tabağı boş göndermez o da bir şeyler koyar gönderirdi.

Halil Pekcan kardeşim de kırma tatlısı yaptırmış bana getirdi. “Biz eskileri yaşatıyoruz, kırma tatlısını hala yaparız” dedi. Kırma tatlısına mı sevineyim (hem tatlı hem de kırma)? Çok da lezzetli yapılmış. Eski adetlerden birini yaşattığına mı sevineyim? Allah evinin bereketini arttırsın.

Ramazan’dayız ama, işte şimdi Eski Ramazan’ı yaşadım.

 

 

 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: