İçeriğe geç

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE…

11 Eylül 2015

Kırmızıda geçen sarıda korna çalan yok. Sokaklarında çöp konteyneri yok. Çöp kutusu da yok iyi mi? Çöp yok çöpçü de yok. Kavgayı bırak bağıran yok. Sokakta sigara tüttüren, küfür bilen yok. Dikkatlice yüzüne bakan yolda omuz atan hiç yok.
 

Her taraf yeşil alan park; pet şişe, gazete kağıdı, naylon poşet nasıl olmaz kardeşim çim alan, rüzgarda mı getirmemiş. Rüzgar bile getirmiyor.

 

En tuhafıma giden 200.000 nüfus var yolda trafik yok. Evet bu kadar nüfus yol kenarına park etmiş araba yok. Hayret nerede bu arabalar açık otopark da yok.

 

Kentin yarısı göl, yarısı yeşil alan, yollarda bisiklet çok göllerde kano. Park eden araba görmedim ama göle yapılmış basit iskeleye bağlanmış bir çok tekne gördüm.

 

Evler üç kat çok azı dört, otel resmi kurum ihtiyaca göre beş…

 

Neredeyse her sokakta internet var, kimsenin elinde telefon yok…

 

Şehirler arası yol ama bizim Manisa Muradiye eski yolu gibi, gelen geçen trafik az. Çok sık köy ve çiftlik evleri var her birinin hizasında ana yola sadece cep yapılmış durak diye, levha var durak yok. (Yağmur, kar kış memleketi, sığınacak yer durak olmaz mı? Kapalı yer yok.) Burada sabah erken saatte 5-6 yaşlarında üç küçük kız çocuğu bu ceplerin birinde araç bekliyor; elinden tutan anası yok, yola çıkar ezilir çarpılır diye endişe yok.

Ana yolun kenarı geniş yeşil bant ondan sonra tali yol. Bisikletli çocuklar, yürüyüş, koşu yapan kadın, köpek gezdiren baba, sıkıntı, stres, yok. Haylaz oğlan, şımarık çocuk yok.

 

Her araç yayaya bilhassa bisikletliye saygılı her ne olursa olsun yol veriyor geçmesini bekliyor. Biz de bu yok onun için kırmızı ışığımız çok, kırmızıda beklerken ki zamanı saygıyla yol vererek beklesek daha az zaman kaybımız olacak. Ama her yerden yola çıkan yaya da yok.

 

Orman içerisinde özel ev, çiftlik damları; gündüz korkar insan o ormanda oturmayı bırakın gecesini, hırsız yok, uğursuz yok, adamı kesen yok. Böyle bir endişe, korku yok.

 

Kavga, patırtı, kaza, bela yok, su baskını sel, orman yangını yok, yanmış ceset, kaçırılmış katledilmiş kadın cinayetleri yok, çıkarılmış yangın, sokak kavgası yok. En önemlisi terör yok, terörist yok.

 

Gencecik bedenin tabutu başında: Ağlayan, dövünen, yerlere düşüp serilen, tabutuna sarılıp öpen, asker selamı veren, perişan ana yok, nişanlı genç kız, kucağında bebesi eş yok.

 

Sakinliğini kaybetmeyen, feryadını içine atan, kimbilir oğlu için beslediği ne hayalleri olup da yapamayan daha oğluna doyamamış baba yok.

 

Sen ölme ben öleyim, beni de alın askere diyen kız kardeş yok.

Teselli eden, edilen; amca yok, dayı teyze, hala, akraba, arkadaş yok.

Yılların acısı, sıkıntısı, üzüntüsü yüzüne çizgiler atmış; duadan geri kalmamış, hep sabır metanet göstermiş, gözleri yerde yırtık cızlavet lastikli dede yok, gözünden yaşı hayat boyu hiç eksik olmamış ama şehit torununa farklı yaş akıtan nene yok.

Sokak, mahalle, köy, şehir, semt, kent.

Böyle bir ülke yok.

 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: