İçeriğe geç

BARINMAK EĞİTİMİN BAŞLANGIÇIDIR. (1)

20 Eylül 2015

Çok uzaklardan geldiler; yorgunluğun yanında çaresizliğin umutsuzluğunda yüzleri asık. Konuşmuyorlardı. Sık sık konakladıkları yerlerde herkes artık ezberlediği işini yaparken daha da suskundular.

Barınacak bir çatı, yakılacak bir ocak, yastığa baş konulacak sıcak bir yataktı arzuları. Çocuklarına toprağa çizerek öğrettiklerini bir kağıda yazmaktı imkansızlıkları…

 

########

 

Şehirlerimizin büyüme hızına yetişemeyen yerleşim planları, artan nüfus ile gereken barınma ihtiyacı plansız yerleşimler ile basit sadece sığınmayı gerektiren sağlıksız evlerin yapılmasını gerekli kıldı. Daha sonraları alışkanlık, kolaylık, ucuzluk gibi faktörler etkinliğinde görenek haline geldi.

 

Bir metrekaresinden rant sağlamayı düşünen toprak sahipleri dört metrelik yolu dahi çok görüyorlar parsel denilen çizgilerin aralıklarını daha sıklaştırıyorlardı. İki çizgi arasının tamamına ev yapanların karanlık evlerinde olmayan ışığı, güneşi sokağa çıkıp kapı önüne oturunca görüyorlardı. Giderek bu bir alışkanlık oldu. Hatta güneşi görebilme çaresizliğinin adına görenek denildi.

Bu tip barınakların kapı önü sohbetleri, çocukların göz önünde oynamaları, dört metrelik yolda uzunlamasına yapılıyordu. Bu uzunlamasına yolda herkes sesini yolun derinliğine doğru duyurabilmek için bağırarak konuşuyordu. Çoğu zaman çocukların sokak kavgalarına kapı önü büyükleri de karışıyor. Çocuklarının kavgalarına karışan komşular bir müddet küs duruyorlardı. Birbirleri hakkında ürettikleri söylentiler yani dedikodu denilen dinimizce mekruh olan bu alışkanlığımız da böyle yaygınlaştı.

 

Giderek oluşan bu sözde görenek dediğimiz yozlaşma, tembelliği de yanında getiriyor; evin temizliğinden çamaşırın yıkanmasına, insanların banyo yapmasına kadar yaşanan görenek aymazlığı.

 

Artık; Çatı var, ocak var, sıcak olmasa da aş var, baş konulacak yastık var.

İşten güçten geçinme sıkıntısına çare bi topan ekmek kazanacak, çalışılacak iş var. “Bi topan ekmek” kanaatkar olmak savaş yıllarımızdan kalmış. Ama bu bi topan ekmeğe kanaat işverenin ölçüsü olmuş. (Kapılar fotoselli kapı önüne konulduğunda kendiliğinden açılıyor.)

 

Bi topan ekmek kanaati yetmiyor artık geçim için takviye gerekiyor. Onun için ölünceye kadar halkın geçim derdi, eldekini yettirme sıkıntısı, çoluk çocuğa derken torun torbaya takviye bitmiyor. Ana babanın abinin geçime takviyesi gerekli kılınıyor. Hiç olmadı yazın reçel, domates suyu, yaprak salamuraya, zeytin seleye. Öyle alıştık ki uzak ülkelere ihracat yapar olduk. Bu da başka bir görenek oldu.

 

Nüfus artıp iş imkanı azaldıkça eğitimin yerini geçim derdi aldı, herkes sıradan işçi oldu, hatta her işi yaparım diyen becerikliler! bile oluştu. Bi lokma bi hırka dönemi çoktan bitti. İşe göre adam aranmaya başlandı. Düz, vasıflı, teknisyen, mühendis, gibi sınıflandırmalar yapılır oldu.

 

“Babanın zenginliği para etmiyor oku da adam ol.” Devri geldi…

 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: