İçeriğe geç

RÜYA KAĞITLAR.

23 Eylül 2015

Nüfusumuz ile övünürüz bilhassa genç nüfusumuzun çokluğuyla, ancak okuma yazma oranına kimse değinmez. Yabancı firmaların Türkiye’de üretimi tercih edip yatırım yapmaları bu genç nüfus yüzündendir.
 

Okumanın önemine değinirken dilimizde pelesenk olmuştur “eğitim şart” biz bunu laf olsun espri olsun diye söylerken ülkemizin hal-i pür melâli aklımıza gelmez, gelse de alışkanlık olmuştur, derinlemesine düşünmeyiz…

 

Okuyanlarımızın nasıl okuyabildiğini de düşünmeyiz. Haberlerden gazetelerden okuyabildiklerimizdir bildiklerimiz. Zekat, bağış, burs, yardım etmek istediğimizde arayıp bulduklarımızdır.

 

Sınıflarını ısıtmak için okula odun götüren öğrencilerden sallanan asma köprülerden geçenlere, karda buz tutan sümüklü burunlarından kalem tutamayan ellerine, taşımacılık eğitimi ile minibüste uyuklayan yorgun küçük bedenlere, okula gönderilmeyen çocuk gelinlere kadar olanların açıklı öykülerini, akşam haberlerinde kaloriferli evimizin yemek odasında ki televizyonundan sıcak çorbamızı üflerken dinlediklerimizdir.

 

Tüm bunlara rağmen çoğumuzun hayallerini süsleyip özenilen bir üniversitede; değerli bilim adamlarının, hocaların eğitiminden, işgal edilen sıralardan, yemekhane kuyruklarına seminer salonlarına atölyelere kadar, kafelerinde sessiz sinema oynayıp katılırcasına gülmelere yanımızda ki arkadaşlarımıza hava atmalara kadar, taa ilkokuldan beri eğitimimiz boyunca okutmak için neler çekmiş büyüklerimizden bizi okutan kimselere, bazı burs aldıklarımıza kadar herkese minnet borcumuz vardır.

Devlete millete aldığımız eğitimin bedelini yapacağımız faydalı uygulamalar ile geri ödeme zamanımızdır.

Bizlerin arkasından gelen küçüklere, bizlere özenip ben de böyle okuyacağım, ben de böyle mimar olacağım, ben de böyle projeler çizeceğim diyenlere, özenenlere, hayranlık duyanlara örnek olma kaygımız olmalıdır.

 

Belki ofisimizin en kıymetli duvarında diplomamız asılıdır. Bu fotoğraflı, rektör imzalı, kenar süslemeli, çerçeveli kağıt bizim ekmek teknemizdir. Onun sayesinde ona hürmeten insanların saygınlık gösterdiği, güven duyduğu, bizlerin iş bulduğu, evimize en azından bi topan ekmek götürdüğümüz, nafakamızı temin ettiğimiz, çerçeveye girmiş bu kağıttır.

Hiç bu kağıdın arkasına baktık mı? Boş. Çerçeveletip duvara asılmaya değmez, kimsenin itibar etmeyeceği, bir anlam veremeyeceği, bomboş bir kağıt.

 

Sıcak ev, sıcak yemek, sıcak sohbetler yaparken insanların yanımızdakilerin etrafımızdakilerin bize hürmet ettikleri saygı duydukları boş değil imzalı kağıttır.

 

Mimari bir yarışmada ödül kazanıp da ödülünü almaya gelmeyen mimarlar varmış.

 

Jüri; saygın, deneyimli, başarılı, mesleklerinin duayeni oldukları, bazılarının çok meşgul bazılarının yaşça ilerlemiş oldukları bir gerçektir. parayla ölçülemeyen ancak şerefli haysiyetli bir üyelik ve çalışma grubudur.

Günlerce en iyi projeyi seçmek için bir uğraş vermişler tartışmışlar hakkı hukuku gözeterek yanlış karar vermemek için özenle çalışmışlardır.

 

İmzalı kağıdı olup da yarışmaya katılan meslektaşlarının haklarını savundular. Çizen kadar seçenlerde emek harcadılar.

 

Her gençin rüyası olup da duvarları süsleyen imzalı kağıtlar.

 

 

 

 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: