İçeriğe geç

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDEYDİM.

6 Ekim 2015

Eylül ayı ortalarında Kula Jeoparkı’nında üyesi olduğu Avrupa Jeoparklar Birliği’nin Finlandiya’nın Oulu şehrinde bulunan Rokua Jeopark bölgesinde ki toplantısına gittik. Çeşitli ülkelerden 400’e yakın jeopark üyesi vardı.

Rokua Jeoparkı Finlandiya’nın kuzey bölgesinde 160.000 nüfuslu Oulu kentine yakın, bu bölge halkı geçimini tarım daha çok hayvancılık ve ormancılıkla sağlıyor. Çok sık kalem gibi çam ağaçlarından oluşan düz orman alanında 3-5 dönüm büyüklüğünde ormandan açılmış tarlalarda hayvanları için ot, yulaf, arpa yetiştirip onları da kış uzun ve soğuk geçtiği için silaj yapıyorlar. Otobüsle yolda ilerlerken kalın naylonlara rulo yapılmış silajlar tarlalarda henüz depolanmamış duruyordu. Bu bölgede hayvancılık önde olduğu için çok az da kendilerine kadar havuç, patates, domates de yetiştiriyorlardı.

Sık sık sekiz on evden oluşan köyler, tek veya bir kaç yapıdan oluşan çiftlik evleri yol boyunca gördüklerimiz yerleşim yerleriydi. Bu yapılarda göze hoş görünmeyen görüntü kirliliği oluşturacak her hangi bir yıkık dökük, eklenti yapılmış yapı yoktu daha çok ahşaptan oluşan ter temiz evlerdi gördüklerimiz. Tarım sezonuna mevsimine göre planladıkları tarımsal üretim alanlarında bahar sezonu kısa olan bölgelerde hayvancılığı daha farklı bölgelerde ülke ihtiyacını karşılayacak tarım ürünlerini üretmeyi teşvik etmişler.

Kuzeyde ki bu bölgede baharda ormandan topladıkları böğürtlenlerden şurup yapıyorlar, her gittiğimiz yerde lokanta ve otellerde içecek olarak böğürtlen suyu, süt ve erik suyu ikram ettiler. Süt su gibi her yerde cam kavanozlara konulmuş herkes içiyor. Kafeler, lokantalar toplantıların yapıldığı her salonun bir köşesinde süt mutlaka vardı. Görünce aklınıza geliyor ve içiyorsunuz. Tabildot usulü yemek ikram ederlerken tereyağının yanına küçük pideler koymuşlar tezgahın başında tereyağını pidenize sürüp masanıza geçiyorsunuz. Bizim tas kebabı benzeri etli yemek çeşidi her yemekte vardı. Kola, meyve suyu veya başka bir içecek görmedik desem yeridir. Hayvancılığı kalkındırmak için sanki kampanya düzenlenmiş gibiydi ancak bu gördüklerimiz her zaman her yerde vardı. Kısacası bu kadar milliyetçiler.(Bilim ve teknolojide Avrupa’da ki diğer ülkelerden bir hayli öndeler Nokia telefon bu ülkede üretiliyordu ancak Nokia satıldığında neredeyse milli yas ilan edeceklermiş.)

Finlandiya yıllar önce 1900’lü yıllarda eğitim, yönetim, üretim, tüketim, şehirleşme gibi her konuda kalkınma hamlesi başlattıklarında; insanlığı, saygıyı ve birbirlerini sevmeyi, ürettikleri ile yetinmeyi ve üretenlere destek olmayı, milli olan her şeyi teşvik etmeyi, sahiplenmeyi, gece gündüzün birbirine karıştığı günlerde, kışların uzun yazın olmadığı mevsimlerde, baharın yağmurlarında, ülkenin yarısının toprak yarısının 80.000 gölden oluştuğu, madeni, petrolü, doğalgazış, tarihi eserleri, turizmi olmayan, bize göre çok zor şartlarda yaşamayı hem de insanca yaşamayı bildikleri bu ülkenin adı:

Beyaz Zambaklar Ülkesi.

From → MANİSA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: