İçeriğe geç

MÜZE KENT

11 Aralık 2015

Tescilli bir binaydı ama çok geç tescillendiği için kimliğini kaybetmiş kalanlar ile eskiyi andırır duruşu var. Cephesi klima cihazları ile
kaplanmasına rağmen kimse önemsemiyor. Bahçesine eklenti yapılar deyim yerindeyse plansız olduklarından gecekondular yapıldıkça yapılıyor, bahçede nefes alınacak yer bırakmazken eski ve yeni haliyle iki arada bir derede kalmış bina hangi tarihe yönleneceğini hangi devri yansıtacağını bilmez vaziyette başına daha da farklı şeyler gelmesinden endişe ederek sessiz kalıyor. 

   

 
  
Herkesin sıklıkla kullanacağı bir bina değildi. Ama Manisa’da yaşayan herkesin bir defa da olsa kullandığı bir binaydı. Heyecan, mutluluk, endişe, sevinçlerin karmaşıklığında kullanılan binayı tanımak, oturup incelemek kimseye nasip olmamış işi bitenin soluğu kapıda aldığı bir binaydı.

Bunun devamı olan burada olan bitenden sonra sıklıkla gidilen bir başka bina daha var. Biri bir uçta diğeri öbür uçta onun da kaderi aynı bu binada tescilli ama bu diğeri gibi
hangi devri yansıtacağına karar vermiş bir bina. 21. yy kararlılığında tamamen devrini yansıtan zavallı yüzyılımızın yap boz, topla çıkar, hastalığına kapılmışlığı okunan bir bina.
Su çiçeği çıkarmış. Kaşınan sivilcelerin vücudda bıraktığı izler kanayan yaralar genişçe pembeleşen halkaların vücudu kapladığı bir görünümü yansıtıyor. Belki fonksiyonu açısından bu görünüş ona yabancı durmuyor. Ama bunun artık kimliği falan yok olmuş. Bunu doğuran babası, vakıf başkanı gelse tanıyamaz. Bu garibinde bahçesi eklentiler ile labirent olmuş. 

   
Büyük gibi gözüken
bahçesinin bir köşesine lojman yapılmış toki yaptığı için nasıl olsa bedava diye alel acele bu bahçede yer gösterilmiş.
Yan ve arka tarafına doğru yıllık ödeneği geri çevirmemek için yine yer tahsisi yumurta folluk hikayesinde ki gibi arandığından buracığa yapılıvermiş. Yumurtalar kırılmış tabii.
Orta yeri: (bahçenin ortası) ne siz sorun ne ben…
İstanbul’un orta yeri sinema,
Garipliğim, mahzunluğum, duyurmayın (anıtlar kuruluna) anama. (Vakıf yönetimi) El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne Sevdalım…
Boynuna vebalim. (arsasına kurbanım). (Orhan Veli)

Yani kısaca ortasıda bir kurum kuruluşunda herkes otopark diye kıvranıyor araçlar dahi. İnsanlara oturacak bekleyecek yer yok oysa çam ağaçlarının arasında Cumhuriyet döneminin önemli eserlerinden biriydi baş hekim lojmanı da bir köprüyle ana binaya bağlanırdı. Burası da kimsesizlerin kimsesizi olmuş. Hikayesi derin, mahzun, heyecanlı, enteresan.

 

Bu yapılar resmi kurumlarımıza ait ve kamuya hizmet ediyorlar. (Önce bu kurumların korumacı olması gerekir ki emsal olsunlar.) Bunlar eskiyi anımsatmaya çalışan Manisa’mızda ki Cumhuriyet dönemi tarihi yapıları. Cumhuriyet döneminde her meslekten insanın bilhassa mimarın çok az olduğu bir devirde çok nitelikli projeler ve binalar yapıldı. Sadece her iki binanın güzergahında ki eski yapıları saysak ama ne yazık ki korunamamış yok olmuşlar.

 

Korunsaydı Manisa’mız müze kent olurdu.

From → MANİSA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: