İçeriğe geç

KEHRİBAR ÜZÜM TANELERİ BEYAZLADI

25 Temmuz 2016

Tarımın önde geldiği bölgelerde bağı bahçesi tarlası olanlar önceleri ailecek eker biçer keserler hatta sererlerdi. Tarım ürünleri dededen kalma yöntemlerle yapılıp teknoloji kullanılmayınca üretilen ürün aynı, paralar aynı, geçim sıkıntısı baş gösterdiğinde gençler başka işlere yönelip başka şehirlere göçünce aile ziraatı denilen birliktelik bozuldu. Birlikte kazanılıp, birlikte yenilip, birlikte paylaşılan geçim modeli değişti. Tarlada bağda bahçede işçi çalıştırılmak zorunda kalındığında yakın çevrelerden gelenler olurdu.

Üzümler kesilmeğe başlamıştı Alaşehir’de altın sarısı üzümler kehribar sarısı taneler salkım salkım kelterlere dolduruluyordu. İşçi yetmedi takviye yapalım bugün bitsin yağmur haberleri geliyordu bir an evvel sergiye atalım kaldıralım yağmura yakalanmadan dediler. Haber gönderildi köye, bir dolmuş işçi yola çıktı öğleden sonra yarım gündeliğe yetişmeye çalışıyorlar, acele ediyorlardı.

Kimi ocakta yemeğini, kimi mutfakta bulaşığını bıraktı, kimi kahvaltı tepsisini kaldıramadan, genç olanı uykuda çocuğunu emanet etti komşusuna. Yeldirmeler havada uçuşuyor şalvarlar bacaklarına dolanıyordu koşuşturmacadan. Aceleyle bindiler dolmuşa. Yemeğin altını kapat demeyi unutmuştu annesi kızına söylemeyi, aklına gelir inşallah diye düşündü. Bu kadar kısa zamanda aceleyle hazırlanmalarına gülüyorlardı. Biri “kapıya takıldım düşüyordum dolmuşa yapıştım,” derken bir diğeri gülerek “ay sorma benimde ayağımdan terliğimin biri çıktı savrulmuş bulamadım, bir ara terliksiz gelmeyi bile düşündüm.” Diğerleri hep bir ağızdan güldüler. Bir tanesi donuktu farkında değildi diğerleri. Yarı yol olmuş ağzını bıçak açmıyordu, hala farkında değillerdi. 

Gülüşmeler bitti. Dolmuş frene bastığında neden yavaşladığını demiryoluna geldiklerini biliyorlardı. Yaşmağını düzeltti suskun olan başını kaldırdı kararan gözlerinin önünde kulaklarını sağır edercesine gümbürtü kopmuştu.

Bir ara yanındakini camdan fırlarken gördü, tutmak istedi, uzanamadı, o da diğerleri gibi başka dünyalarda uçuşuyorlardı. Yaşmaklar dalga dalga olmuş bulutları sararken, allı güllü giysiler beyaza boyanmış, bulut olmuş bedenler tüy gibiydiler, savruluyor savluyorlardı, her birinin yüzünde gülücük kalmıştı dünyadan bir tek. 

Yalnızlık akıllarında değil uzaklar çok yakınlarındaydı. Bir müddet daha bulutlarda gezindiler bir ara elleri birbirlerine değmişti. Sonra kayboldular siste kaybolurlar gibi beyazlarda.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: