İçeriğe geç

USTALARIN USTALARI

25 Temmuz 2016

1957’yi biliyorum, o zaman tanıdım, hatta tanımadım da duydum babamdan. O devirde ilkokula giderken İki tip çanta var biri tahta durolit karışımı diğeri bu karışıma ince yaldızlı çikolata kağıdı gibi renkli teneke kaplanmışı, bir tane daha vardı da o bizden önce ki devirden gelen bir alışkanlıktı ama bizim okulda yoktu bez torba çanta. 

Çanta seçmek üst baş almak çarşı pazar ne gezer evin büyüklerinden artan giysi pantolon ceket uydurulur biraz paçasından, biraz kalçasından, az biraz belinden, giymem derdik ne çekerdik annemizden. Okula gittiğimde benden farkı yoktu diğerlerinin, ürkek bakışlarla süzerken sınıftakilerin.

Okul eve yakın zaten 50 metre ana cadde sözde İzmir Caddesi araba geçse bel bel bakar herkes, motor ve bisikletten başka, ama anam tembihlerdi “sağa sola bak” diye, anam yetmezmiş gibi okulda öğretirlerdi önce sola sonra sağa sonra tekrar sola bak gelen giden araç yoksa geç. Trafik eğitimimiz bu, kırmızıda dur sarıda hazırlan ne gezer evde ki ile sokakta direktekinden başka lamba yok.

Büyük heveslerle başladığımız okulda çanta bir talebelik göstergesiydi. Babam arkadaşı marangoz ustasına daha doğrusu sağdıcına yaptırmıştı çantamı ağabeyimlerde okullu olduğu için miras kalmamıştı yani. Kenarları tahta altı üstü durolit bayağı sağlam bir çantaydı babamın sağdıcı Hayri Usta’nın yaptığı. Sonradan tanıdım ustayı beş yıl ilkokul boyunca taşıdım çantayı. Babamın marangoz Hayri dediği Hayri Amca, ortaokul, lise arkadaşım Abdullah Koçlular’ın babası; iki tahta olsun kesilip biçilecek doğru Hayri Amca’ya kesmez, “sonra gel” yav ne ters adam kes şunu işte okul ödevimiz var öğleden sonra gidersin kesilmiş kenarda duruyor. Beni memnun etmediğinin farkına varmış olmalı ki bu “sonra gel” demeleri izah etti.

“Oğlum bu bıçkı makinesi hızar, ufak tefek işler için çalıştırılmaz hem cereyan yakar hem aç kapa arıza yapar, bir kaç iş veya dükkanın işi yapılacağı zaman böyle ufak tefekleri araya sıkıştırırım” dedi. Çocuk aklı uyar mı? İki tahta işi oldu mu, Hayri Amca yine “sonra gel” diyecek diye aklımda hep ters adam olarak kaldı. Arada bi babamın ayakkabıcı dükkanında rast gelirdim esprili konuşması, babama konuşma arasında ikide bir “şişt şişt İslam” demesi beni güldürürdü. Galiba babam da onun bu konuşma tarzına hem anlattıklarına gülerdi. Uzun boyuyla bacak bacak üstüne attı mı ayağı karşı duvara değecek gibiydi sanki. Ters adam imajı ne zamana kadar kaldı? Ta ki Üniversiteye başlayana kadar.

Lise bitmiş Yıldız Akademi mimarlık bölümüne gideceğim. Yıl 1968. İstanbul’a gittik kimler vardı kimler bi anamız babamız yoktu. Bunu da sonra yazarım. İlk üç beş aydan sonra proje derslerimiz başlayacak ikinci dönem masa lazım. Manisa’ya ara tatilde döndüğümde babam Hayri ustaya yaptırırız dedi. Rahmetlinin emekliliği yaklaşmış Bağ-kur’dan emekli olacak ama benim okul masrafları için biraz daha ayakkabıcılığa devam ediyor eski ihtişam kalfalar çıraklar yok ısmarlama yaptığı dostlarının bir çoğu rahmetli olmuş. Hayri Amca da babam gibi o da, dükkan var ama eski adam bunlar bırakamıyorlar ki dükkanlarını mesleklerini,q çıraklar hala geliyor yaptıkları işi danışmaya sormaya öğrenmeye.

Mimarlık talebesi ilkokulda ki heves gibi çizim masasının çizimini yaptım. Biraz da karışık; sökülüp takılabilen, aşağı yukarı ayarlanabilen, kelebek vidalı, söktün mü bir torbaya sığan bir şey. Çizimleri Rahmetli Hayri Amca’ya götürdüm tarif de ettim şöyle olacak böyle olacak bu buraya takılacak bu şurdan sökülecek diye. O sonra gel diyen Hayri Amca “ülen bu nasıl masa uğraştıracan beni.” “Bunu gürgenden yapmak lazım başka ağaç döner. Öğleden sonra gel ben de gürgen alayım.” Öğleden sonra akşama kadar uğraştı Allah Rahmet Eylesin. Onda da çırak kalfa yok. Dört sene İstanbul’da kullandım diploma projemi bu masada yaptım, hatta büro açtıktan sonra da antika olarak büromda kullandım. 

Beş yıl ilkokul eğitime başlangıç son dört yıl mesleği kazanış. İnsan hayatında rastlanması zor dokunuşlar. Allah hepsine gani gani Rahmet Eylesin, mekânları Cennet olsun.

Şimdi dost bildiklerimiz böyle değil, kaldı ki çocuklarının hayatlarına dokunuşlar yapalım.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: