İçeriğe geç

AIGAI=KEÇİLER YURDU

3 Ocak 2017

Aigai, Aiollerin 12 kentinden biri Pergamon Krallığı zamanından da bahseder eski tarihçiler. Yakın tarihimizi bilmememize rağmen Herodot ve Strabon’un sosyal medyadan bilhassa feysten paylaşımları ile uzak tarihimizde olan bitenleri yakından takip ediyoruz.

Su akmaz, kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer. Şeytanın karı boşadığı yer derler ya aynen öyle bir yer. Ama gel gör ki ne ihtişamlı ne muhteşem bir antik kent. Gün dağının tepesine yerleşmişler tepe yetmemiş yüksek istinad duvarları yapıp yerleşim alanlarını genişletmişler. Şimdi ki AVM’lere örnek teşkil edecek, fikir babası sayılacak şekilde üç katlı çarşısı var. Pazar yerleri, ayak üstü dükkanları, bouleuterion denen meclisi döne döne tepeye ulaşılan yolu, hamamı, agorası, yağmursuyu, sarnıçlar ve muhteşem alt yapısı, tiyatrosu öyle manzaralı ki manzarayı seyretmekten oyunu izleyemezsiniz o kadar yani, gymnasyum, stadyumunun bulunması zamanının kalabalık nüfusunun olduğunu gösterdiği gibi o devirde ki çağdaş ve de entel bir kent olduğunu da gösteriyor. Sur dışında keçiler ile halk, sur içinde tabaka kaymak.

Zamanımızda ki inekler ile keçiler sur dışında kalmış atalarının acısını çıkarıyor: Kazılıp gün yüzüne çıkarılan yollar, bu sürülerin bu yollardan geçip sur içine girdiklerinin izlerini bazıları löp löp bazıları pıtır pıtır bırakıyorlar.

Ama yine de bula bula burayı mı buldunuz diyesi geliyor insanın. Hayvancılık ile geçiniyorlarmış, keçi sürüleri çokmuş Saanen değil tabii. Keçi derisinden yapılan ve dünyada adını da buradan aldığı söylenen Parşömen üretiyorlarmış. En hızlı tüketicileri de Pergamon’lularmış. Belki de okumuş bilmiş ve de kibar insan olmaları o devrin teknik işi olan parşömen üretiminden kayaklanıyor olabilir. Yani ehl-i keyf insanlarmış. 

Bizler kurtuluşumuz, istiklalimiz, bayrağımız, toprağımızı kurtarmak için savaşlar verirken müttefik bildiğimiz devletler de bizde ki tarihi zenginliğimizi yağmalamışlar. (Kızmıyorum biz kıymetini bilemezdik.) Demiryolları ne için Ege’de İzmir Aydın cıvarlarında yapılmış. Toparlanan kıymetli eserleri, heykelleri İzmir, Aliağa, Dikili limanlarına taşıyabilmek için. İşte bu antik kentimizde bundan 100-150 yıl önce develer ile düze, eserler ile yüze, kimseyle yüz yüze gelmeden, düze döşenen raylar üzerinde ki dekoviller ile Harrison Ford’un Indiana Jones filmlerinde ki gibi götürülmüş. Bize evlerin temelleri, yolların taşları, agoranın duvarları, antik kentin bulvarları, girişinde ki mezarları kalmış. Onları da bizim yuntdağlıların bir kısmı buranın taşlarını evlerinde kullanmışlar. 

Kültür Bakanlığının bu bölgenin bekçi ile korunmasına karar verdiği zamanlarda 90’lı yıllar, burada bekçilik yapan Köseler köyünden Ahmet Dayı’dan Allah razı olsun, bir çok önemli bulguyu gelenden gidenden, “aman hatıra olsun canım ne olacak” diyenden, kendi köylülerinden, dahi saklayarak zamanımıza ulaştırmış. Uzun zaman rehberlik dahi yapmış. O bölgeyi antik kenti ondan iyi bilen anlatan yoktur. O anlattıkça içinizden dedeleri Aigai’li galiba diye düşünürsünüz.

İşte bu antik kentin kalanlarını kazıp ortaya çıkarmak için turizme kazandırabilmek için sponsorluk üzerine kazı sezonu yaklaştığından bu yana fırtınalar koparılıyor: Sayın Akçura 10 yıl sponsorluk yaptıktan sonra 2016 yılında bıraktı. Büyükşehir belediyesi de geçen sene 2015 yılında 500 bin TL ye yakın bir sponsorluk desteği sağladı. 2016 yılında Manisa Büyükşehir Belediyesi de destek olmayacağını açıkladı. 

Gün dağı tepesinde değil ama sosyal medyada fırtınalar esti, kasırgalar koptu, Aigai Antik Kenti desteksiz kaldı diye. Kazıldığı yani sponsorluk yapıldığı zamanlarda bu kadar reklamını yapmadılar: Ne arkeoloji ile ilgili tüm yayınlarda “Yol kazılırsa sponsorluk yok” demediğim mi kalmadı, ne 2004 yılında bulunan keçi adam heykelinin vesikalık fotoğrafları mı yayınlanmadı, çok önceleri bulunan yemek odası takımlarının yeni bulunmuş gibi resimleri mi internet sayfalarında yer almadı, ne yabancıların kazdığı mezar alanı nekropol de ortaya çıkarılan içleri boş sandık mezarlar mı tanıtılmadı, daha neler neler. 10 yıldan beri kazılan antik kentin geçen yılda ki ziyaretçi sayısının artışı bunlara bağlandı. Oysa: Hem Manisa, hem İzmir; Bergama, Aliağa, Şakran istikametinden Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından yerleştirilen daha önceleri olmayan yönlendirme levhaları sayesinde bu bölgeye gelen ziyaretçi sayısında artış oldu, haliyle yolu öğrendiler. Kısacası sponsorluk zamanında yapılmadığı kadar reklamı yapıldı. Reklamın kötüsü olmazmış.

Turizm bizler için bilhassa Manisa için önemli. Gelen ziyaretçilere yabancılara dikkate değer yerler, tarihi eserler, göstermek ayrıca reklam ve tanıtımını iyi yapmak lazım ki her geçen gün önemi artsın ziyaretçi sayısı çoğalsın. Son yıllarda Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak: Turizm atağı ile yeni alanları, eski eserlerin onarımı, yeni turizm mekanlarını ortaya çıkarmak için de çok sıkı ve hızlı bir şekilde çalışıyoruz. Manisa Büyükşehir Belediyesi Aigai Kazıları’na 500 bin TL ye yakın destek verirken kayda değer eserlerin, yerlerin, bulguların ortaya çıkarılmasını hedeflemişti. 

Ancak tabela yönlendirmesiyle artan ziyaretçinin yapılan yol kazılarına bağlanması bu sponsorluk ile istenilen amaca ulaşılamadığı anlaşıldığından Manisa Büyükşehir Belediyesi 2016 yılı kazı desteğinden çekilmiştir.

Aigai kazı alanında 2016’da kültür bakanlığının ödeneği ile geçen yıllarda kazılan yolların temizliği ile uğraşıldı. Pıtır pıtır ve löp löpler ile.

Şu yollarda ne varsa?
Aigai Kazı 2. Başkanı: “İzmir Belediyesinin İzmir kazılarına ayırdığı bütçe şu kadarmış. Manisa Belediyesinin bu alandaki bütçesini bilen var mı?” Diye yalvar bir dil ile soruyor.

Bir şarkı var Kısaparmak söylüyor: “Bu şehir sen yoksan üstüme çöküyor.” Bu (antik) şehri kaldıracak başkası yok mu?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: