İçeriğe geç

BİR ŞEHRİN YABANCILAŞMASI-2

19 Eylül 2017

Bağı ayrı, dağı ayrı, çarşısı apayrı; mal almaya İstanbul’a gider esnafın bazıları. Ne yaparlar biliyor musunuz? Dükkanı kapatmaz veresiye getiren olur değişmeyen müşterisinin acil bir alımı olur dükkan kapalı olursa başka yere gidemez. Açık bırakmak lazım işte velinimet budur. Açık kalacak dükkâna kim bakacak? Yanda aynı işi yapan komşuya bırakılır anahtar. Komşu sabah besmele ile önce komşusunun emanet dükkanını açar sonra kendi dükkanını. Bitti bunlarda bitti. Tarım para etmeyince bağ bahçe tarla takke satan esnaf olmayanlar rekabeti getirdiğinde yabancılaştık.

 

Komşuluklar ahhh ah komşuluklar; hastalıkta sağlıkta, iyi günde dar günde, kıt olan yemek paylaşılır, ekmek fırından gelince bölüşülür, hastalığa kocakarı ilacı yapan yaşlılar çağrılır, adeta medet umulur. Geçmezse doktora fayton tutulur, çağrılır. Sıtma, kuş palazı, menenjittir başlıca hastalıklar yokluk devri, bir çoğu eser bırakır çok azını da alır götürür  bakımsızlıklar.

 

Yıl 1975-76 oldu; gecekondu önleme bölgesi planlandı Laleli Mesir Mahallelerinin olduğu yere. Memur işçi toplaştı kooperatifleşti konutlar kıt kanaat parayla yapılmaya başlandı. Ne gibi Manisa Birlik gibi. 15.000 kişi yerleşecekti Manisa Birliğe villalar ile 5 bin kişi ancak yerleşebildi. Ne gibi Şimdi ki kentsel dönüşüm gibi. Eskisi yıkılarak yerine yenisi yapılıyor ama şehrin kaderi değişmeyen şekliyle kalıyor, yer evleri yok olunca komşuluklar bittiğinde yabancılaştık.

 

Kent dönüştü mü?

Gecekondu önleme bölgesiyle gecekondu önlendi mi?

Manisa Birliğe 15 bin kişi yerleştirildi mi?

 

Muhteşem Gediz Ovası’nın pamuğu, Yuntdağı’nın tütünü, politikalar sildi götürdü tümünü. Zirai Donatım Kurumu, Tariş battı, Ziraat Bankası çiftçiye yabancı oldu. Hayvancılık ayrı bir alem, satıla satıla gitti et balık da kalmadı. Çiftçi umudunu göçte aradı. Köylü iş umudu ile göçe göç kattı. Yabancılara bıraktığı köyünü terketti, o da yabancı olduğu şehre geldi çattı.

 

1927 ve 1970’e kadar ki imar planları tarihi eserleri koruma öncelikli ve yapım tekniğine uygun olarak en fazla üç katlı idi. İmar yapılacağına ihmal yapıldı. Yap sata çok kurbanlar verildi. Gecekondu mahallesi Nurlupınarken Akpınar da oldu. Diğer olanlara Türk büyüklerinin ismi kondu.

 

1973’te mimarlık ofisimi açtım o yıllarda Horozköy (Atatürk Mah.) Hafsa Sultan, Cumhuriyet mahallelerine ve diğer gecekondu mahallelerine Islah İmar Planları yapıldı (seçim vaadleri yasalarından.) İki katlı çok proje çizdim. Horozköy belediyesi ruhsat veriyor millet sırada benim ofisten projeyi kapan soluğu Horozköy de alıyor. Müşterek tapu ortak arsa (tarla) Tarla bağ bahçe sahibi (şahıs) parselasyonu bakkaldan aldığı mektup kağıdına (çizgili) parselleri çiziyor 2 metre bazıları 3 metre kendinden yola pay bırakıyor komşu tarla sahibi de 2 veya 3 metre bırakıyor iki tarla daha doğrusu her tarla bir ada oluyor iki ada arasında 4 veya 6 metre yol kalıyor. Kahvenin camında asılı parselasyon planı, satılanlar çapraz çizgiyle kapatılmış satılmayanlar için kahveciye müracaat.

İşte bu parselasyonlara ben ve öteki mimar, mühendis, haritacı, fen adamı, bayındırlık emeklisi, teknik ressam proje çiziyor bir furyadır gidiyor, ruhsatları imzalıyoruz. O zamanlar fen adamı teknik ressam proje yapamaz diye bayağı mücadele vermiştik.

 

(DEVAM EDECEK)

 

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: