İçeriğe geç

BİR ŞEHRİN YABANCILAŞMASI-1

16 Eylül 2017

BİR ŞEHRİN YABANCILAŞMASI-1Ne zaman yabancı olduk birbirimize Kemal Sunal vefat edince, hababam sınıfındakiler büyüyünce, Bizimkiler dizisi bitince, Çok daha gerilere gidersek Laurel Hardy gibi komikliklere, Jerry Lewis’in gibi aptallıklara gülmediğimizde.

Orhan Boran Halit Kıvanç’ın maçlarını radyodan dinlemediğimizden bu yana. Metin Akpınar Zeki Alasya çifti ayrıldığında, Levent Kırca, Müjdat Gezen iktidarları eleştirmeyi bırakınca, Münir Özkul, Şener Şen emekli olunca onlara hep birlikte gülmediğimiz zaman birbirimize yabancı olduk.

Cem Karaca, Tanju Okan susunca, Samanyolu hatırlanmayınca.

Geçen gün pazara unuttuğum bir şeyi almak için bisiklet ile gitmek zorunda kaldım. Bisikletle pazara girilmez çok kalabalık bisikleti pazarcının birine bıraksam malını satmaktan benim bisikletime bakamaz. Ben yaşlarda üç kafadar pazarın girişinde emanet buldukları sandalyelere oturmuşlar dinleniyor sohbet ediyorlar. “Şunu şuraya bırakayım bakarak oluverin şurdan fasulye alacağım hemen de geleceğim” dedim bisikleti de onların yanında askıya aldım. Biri “Biz şimdi kalkarız” sırtını tutarak “Hemen geleceğim sizi bekletmem” dedim. Anladım ki kaybolan diyalogumuz da sebeplerden biri yabancı olmamıza.

image

Ortak müştereklerimiz kaybolmuş. Konuşmak için sebep, iş için vesile, görüşmek için bahanelerimiz bitmiş, bitirmişiz. Gailelemiz bitmiş, (ah o televizyon yok mu, bir de cep telefonu cebe sığmaz olaydı ele gelmez olaydı.) Hesap yapmaya başlamışız. Yarın bana lazım olur, onunla işim olur, çıkarlarımız öne geçmiş. Samimi sandığımız yaklaşımların menfaate dönüştüğünde karşı taraf da hesap yapmağa başladığında.

Karşımızdakini düşünmediğimiz zaman; ona ayıp olur, onun sırasını alamam, birazdan bir başkası da park edecek ona da yer bırakayım demediğimiz zaman, bir kaç gündür görmedim hasta mı acaba diye düşünmediğimizde, iş bulamadı nasıl geçiniyor demediğimizde.

Çinliler bozdu bizi ucuza satılan çin ürünleri alım gücümüzü arttırdı. Kalem, silgi, defter, boyalı kalem, oyalı mendil, el, bel, sırt çantası, limon kolonyası. Eskiden çantalar abiden kardeşe, defterler hatta her yıl aynı okutulan kitaplar komşu çocuğuna verilmediğinde…yabancılaştık.

Yaylamız vardı; Sultan Yaylası’nda dondurucu soğuk pınarları, Sultan Mustafa Suyu, kiraz bayramı olur her ağacın altında misafirler ye yiyebildiğin kadar. At eşek semerlerine bağlanmış küfelerde kirazlar, bir ağaçtan bir ağaca asılan transistörlü radyolar, ağaç üstünde üç ayaklı merdivenlerde kiraz toplayanlarda şarkılar. Her gün pazara giden kirazcılar. Yayla göçü başlamadan konu komşu akşam yakılan ateş etrafında oynanan oyunlar, türküler, (herkes bilmez elek kafaya konur sofra örtüsü baştan aşağı örtülür belde kuşakla bağlanır kukla gibi olanı başlarlar oynatmağa) Kirazlar bitmiş konu komşu taşınır olmuş, akşam üzeri yola koyulur göç kervanı; at, eşek, kimi yaya, traktör kasasında eşyalar önde. Sohbet muhabbet gırla Sivrice’ye gelindiğinde güneş batmıştır. Kervanın yolu da yarılanmıştır. Mahzen Çeşmesi’nden Narlıca’ya, Arapalan’a, Lalapaşa’ya dağılır kervancılar, komşular. Bağa taşınma hazırlık telaşı başlar.

Bağımız vardı; buz gibi tulumba suları, yaz akşamları sergi de dolunay zamanları, kömür karası çaydanlıklarda sohbete karışan çay bardağı tıngırtıları, bağ bozumundan sonra şehre göç komşu kucaklaşmaları seneye inşallah gözyaşları. Arabanın dingilinde köpeğim, at arabasının dengine tuttunmuş ellerim. Mahzun durgun çocukluk hallerim. Eylül serinliği, sonbahar esintilerim, çocukluk heveslerim, kaybolduğunda yabancılaştık.
(DEVAM EDECEK)

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: