İçeriğe geç

BİR ŞEHRİN YABANCILAŞMASI-4

21 Eylül 2017

 

Peki oturup ağlayacak mıyız? Şehrimizde yabancı gibi mi dolaşacağız? Konuşacak bir insan bulamayacak mıyız?

 

Yabancılaşmayı tetikleyen unsurları yukarıda biraz bahsettik bunların haricinde bir çok sebepten yabancılaşmaktayız.

Ekonomi: Manisa bir yönden bakıldığında vardiya şehridir. 180-200 fabrika var aşağı yukarı 40-45 bin kişi çalışıyor olduğunu düşünürsek dört ile çarptığımızda 160-180-200 bin kişi demektir, bir de bu fabrikaların yan sanayi işletmeleri var. 400 bin olan şehir nüfusunun yarısı.

 

İnsanlar birbirlerini toplu yaşantının olduğu yerlerde tanır, yoksa sanayi servis duraklarında servis aracına inene binene bakmakla tanımaz. Çarşı, park, spor alanları, sosyal mekanlar, kamusal alanlarda. Şehirde yaşayanların buralarda bulunabilmesi için ekonomik durumunun iyice olmasının yanında kendine zaman ayırması da gerekmektedir. Şöyle bir şey yapılsa Manisa’da 10 yıllık  ikameti olan fabrika çalışanın maaşı 2 bin TL’den başlasa.

İkincisi: Tarım şehri diyoruz baş fiyatlar son günlerde çok konuşulur oldu. Kuru üzüm 4 TL değil 8-10 TL olsa kimse bağını bırakıp fabrikaya çalışmaya gitmez, bağı bahçesi olmayan fabrika çalışanına da rakip olmaz.

 

Kimse bağını tarlasını satıp iş yeri açmaz: Çıraklıktan usta veya ticaret erbabı olmuş kimsenin pazarında rekabet yapmaz, et süt para etse bu işten para kazanılsa kimse hayvanını ineğini satmaz. Bundan dolayı köyden şehre göç de olmaz.

 

Eğitim; yabancılaşma da önemli unsurlardan biri. Eğitimli insan tiyatro, konferans, sergi, sinema, gibi sosyal aktivitelerden faydalanır evinden çıkar şehirli ile yüz yüze gelir, tanış olur.

 

O zaman oturup ağlamayacağız demek ki. Eğitim için okullarda kaliteli eğitimin verilmesi için mücadele edeceğiz. Tarım, hayvancılık, sanayi çalışanlarına geçineceği hatta sosyal yaşayabileceği bir kazancı sağlamak için odalara modalara, kapalı kapılar ardında ki toplantılara bakmayacağız çiftçi, sütçü, köylü ile bir olacağız. Bunu yabancılaşmayalım diye yapmayacağız Manisa’nın refah seviyesini arttırmak için birlik olacağız neticede bu işe de faydası olacak.

 

Nüfusumuzu sabitlemek zorundayız. Sanayiyi bir yerde durdurmalıyız, tarıma Gediz Ovasından dolayı destek vermeliyiz, ayrıca bu ovada yapılacak tarımda teknolojik üretim minimum ilaç minimum gübre yani dönüm başına düşen ürün miktarını mutlaka arttırmalıyız. (Sevgili Nazım Şafak’ın bu konuda çalışma ve tavsiyeleri yadsınamaz.) Gediz Ovası pilot bölge olmalı. Hatta Manisa olarak bir kampanya başlatıp Üzümü pamuğu domatesi bostanı önde gelen öne çıkan tarımı hep birlikte kalkındırarak ülke ekonomisine katkı sağlayarak aslan payını almalıyız.

 

Dağlık kıraç bölgelerde hayvancılığı ve tütüncülüğü teşvik etmeliyiz. Toplum olarak cola, asitli içecekler içeceğimize süt içelim, yoğurdu teşvik edelim. Kurban bayramında danaya gireceğimize normal günde de koyuna, danaya girelim hayvancılığı kalkındıralım. Kooperatifleşme ile ucuz yem, saman, ovada ki yonca ile dağda ki Gonca’yı (ineğimizin adı) takas edelim…

 

Manisa olarak bugüne kadar sanayicilere hiç birimiz teklif götürmeşizdir, kalkınma hamlesinde temsilciler kurulu bu konuya da el atmalı.

 

400 bin nüfuslu büyükşehir Manisa madem ki sanayi ihracatı ile ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Nitekim her yıl milyar dolarlık ihracat ile ithalat dengesini sağlarken yine ülke ekonomisine katma değer açısından sağladığı miktar ile Manisa’nın önde gelen sanayi kentlerinden biri olduğu açıklanır durur. Bundan payını almalı yani devlet burayı pilot bölge seçmeli. Planlanmasından ekonomik hayatına, eğitimine, yatırımına kadar ayrı ve farklı projeler geliştirmeli.

 

Yabancılaşmaya Karşı Kalkınma Meclisi: Temsilciler Kurulu, Teşvikçiler Kurumu, Girişimciler Grubu, Kapından ayrılmam yakandan düşmem encümeni, Her işi çok bileni, Manisa’yı seveni, zorlama gerektiren işlerde devreye sokulacak  iş bilenin kılıç kullananın birimleri… şaka bi yana birlik ve beraberlik ile bu işin üstesinden gelinecektir.
Bunun başka çaresi yok. Yeni yapılacak imar planında yerel yönetime çok iş düşüyor derken acaba STK’lar bu işe sıcak bakarlar mı? Yeni yapılacak imar planının adına ‘Manisa’nın Yaşam Planı’ diyelim, ama hepimiz taşın altına gövdemizi koyalım.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: