İçeriğe geç

ARTI ONSEKİZ

11 Aralık 2017

Trafik yoğunluğundan kuyruklanmalardan kırmızı ışıklardan ilerleyemeyiz. Trafik akmaz tıkanmalar olur ara sokaklara saparız bir başkası daha girmiştir bizim gibi yoğun trafiğe kapılmayayım diye, orada da sıkışıklık, dönsen dönemezsin geri gitsen arkanda bir başka araç. Buraları +18’den dar ama sağlı sollu parklanmalardan dapdar. Çöp arabası, ambulans, arazöz nasıl girecek diye sorar dururuz. Girmesi çıkması zor. Bazen nefret gelir bıkkınlık gelir. İçimizden geçenler dilimize gelenler söylenmez. Baştan çıkarır dayanamayız.

Manisa trafiği budur. Akşam saatlerinde bu dar sokaklarda park yeri arayanlarla karşılaşırsınız AVM otoparkında yer arayan sürücüler gibi. Her şey alt üst olur. Ne tek istikametler ne tık nefesler avaz avaz bağırganlar; bazen pazaryerini çağrıştırır, bazen kayıkçı kavgasını, bazen de taşa sopaya bıçağa dönerine kadar büyüğüne rastlanır. Silah çekilmez ama bir ucundan gösterilir.

 

Yollarda araçlar gidemiyor kaldırımlarda insanlar. Bir de anlamadığım bir şey var herkes sokakta. Aracı da insanı da. İşsiz sayısı istatistiğini Manisa arttırıyor herhalde, kaldırımlar omuz omuza yollar üst üste.

 

Çatal mezarlığı dünya işlerinin bittiği yerden hemen sonra başlayan dünya düzeninde ki aktörler rol alıyor. Dükkan dükkan, kahve, pastane, kafe, market, bir hareket bir hareket nereye kadar çocuk hastanesi kavşağına kadar kesintisiz. Bankası, kankası, konfeksiyonu, kavafı, çapıt çarşısı, kahvehaneler, kaldırım işgaliyesi için bahaneler. Marketler yan yana önlerinde çift sıra kamyon bozması araç parklanmalarıyla. Çilekeş caddesi.

 

Havada duman sis, zehir solumalar. Egzoz hizasında karbon salınımı soluyan çocuk arabalarında bebeler, giysi kutusu, cam kağıt naylon üçlüsü matruşkalar, Telekom panosu, Gedaş trafosu, sokak aydınlatmaları podyuma çıkmış Gedaş yanında bir belediye diğer yanında bir diğer belediye daha; boynu bükük olanından ucuna zeytin takılmış çomak gibisine kadar. Reklam panoları, yollar toz toprak pislik cabası. İşyeri kapı önlerinde naylon kovalar, askıda çamaşırlar, canlısı yetmiyormuş gibi cansızı mankenler yanınızda, öyle avare kasnak geziyorlar ki insanlar mankenin elini tutup hadi yürü diyenler bile var.

 

Manolya Meydanı’ndan dön Sultan Camii, Karaköy, Dış Mahalle, çocuk hastanesi kavşağına kadar bu istikamette keşmekeş caddesi.

Panayır desem değil, köylü pazarı hiç değil.

01.01.2018 de başlayacak işgaliyeli 18m. ve üzeri caddelerin düzenlemesi; asfaltından kaldırımına kadar jilet gibi olacak, temizlenecek, bozuk ve görüntü kirliliği ortadan kalkacak, maalesef balkonlara koyamadığımız ama ille de evimin önü dediğimiz araçlarımız otoparklara (raflara) kalkacak. Yollarda bu teneke yığınları olmayacak, kaldırımlar insanlara, yayalara. Yollar elektrikli otobüs ile akan trafiğe hareket halinde ki araçlara.

 

İşgaliyesi kalkan caddelerde ayağı taşa takılandan, elektrikli uçağın vaktinde gelmemesinden, çer çöp, kağıtların rüzgarla savrulduğu avareliğine kadar Fırat kenarında ki kurdun kaptığı kuzunun hesabının sorumlusu var artık. Bisikletler bayram yapacak. İndirme bindirme yükleme boşaltma gece. Ağaçlar bakımlı, yeşiller yemyeşil, çiçekler rengarenk.

 

2018-19 modern, çağdaş Manisa’nın Manisalı’nın yüzü gülecek. Selamlaşmalar, yardımlaşmalar, tebessümler, şakalaşmalar, takılmalar. Başka bir dünyaya yelken açarken yeni imar planının yeni düzenlemeler ve modern şehirciliğin rüzgarı ile yelkenleri şişireceğiz. Prime Manisa’da yiyip içip gezeceğiz, Eski Garaj Yeni Proje’de senfoni dinleyeceğiz.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: