İçeriğe geç

ANAM

10 Aralık 2017

Biri 76 diğeri 74 en küçüğü 68 o da yetmişe gelmiş. Bunlar anamın çocukları. En küçüğü benim. Bana anam küçümen der, dayım rahmetli tüyü bozuk, rahmetli babam hepimize ismen hitap eder anama hu derdi. Evin en tavizkârı bendim yani babamın yanında pek rahattım. Abimler, babam nasihat etmese bağırıp çağırmasa, söylemese de, babama çok saygılılardı. Anam öğretmiş olmalı. Anam okuma yazma bilmez ama ortanca oğlu Zeki abim, Kars’a askerliğe gittiğinde ona mektup yazmak için yazmayı öğrenmişti. Askerlik bitip de mektup yazacak kalmayınca unutmuştu yazmayı da ama çok akıllıdır. Okusaydın avukat olurmuşsun derdi babam. Çok güzel ve lezzetli yemek yapardı. Babamın her öğle dükkandan eve yemeğe gelmesi bundandı her halde tam 12.30 yemek vaktimizdi. Çok önceleri yer sofrasında ki yemeklerimizde babamın yanı benim yerimdi, bir kolum babamın dizine dayanmış vaziyette oradan abimlere laf yetiştirirdim. Masa devrinde de yanı benimdi ama biraz daha büyümüş dayaklık olmuş olduğumdan pek fazla bulaşmazdım bizimkilere.

Şimdi kalabalığız tabii üç gelin geldi eskitemediler anamı! Şaka bir yana her biri mütevazi, gelin gibi salınanı yok, koşturan çok anama. Torunlar sıralanınca anama da iş düştü işi gücü bıraktı hayatı bunlar oldu. Büyüdü tabii onlarda kırkına gelen var aralarında hatta geçen bile. Bazen annemi yalnız oturur gördüğümde “Ohhh keyfin beyde yok, dünya ile işin de yok ne güzel” dediğimde. “Ooooo sen öyle zannet; sizleri düşün, torunları düşün, torunlarımın çocuklarını düşün, biter mi tasalar dünyada, ah yavrum ah.” İlkokula giderken hemen evimizin karşı sırasında Muratgermen, caddeyi geçiyorum her sabah “Sağa sola bak” diye tembihlerdi. Şimdi her sabah uğrarım yanına arkamdan seslenir “Oku üfle.”

Benim torunlar oyuncakları onun katına taşımışlar büyük odaya yığmışlar yayılıyorlar oynarken anam da yanlarına oturuyor seyrediyor. Oyun uzadı mı “Hadi dersinize, yeter, yarın yine oynarsınız.”

Eh be anacım, ben okulluyken sabah namazında uyandırır yatağımın yanında namazını kılar ben de ev soğuk diye yataktan çıkmaz yorgan üzerimde kitabımı okur çalışırdım, bazen dalar uyuklardım anam nöbette “Azmiii” diye uyandırırdı, şimdi sıra benim torunlarda ama daha kibar vaziyette.

En üstümüzde annem, hemen altında torunu ve benim torunlar abimlerde hep beraber aynı apartmandayız. Benimkiler annemi çok seviyorlar, onlar için sığınılacak bir liman, küçük torunum şimdi yedisinde daha küçükken bababa diyordu, babaanne de dediğimizde babaannemle karışıyor derdi. Büyük babaanne diyorlar, emekli aylığından harçlıkları var. Onlar da ay başını bekliyorlar, özel günlerin haricinde süslendiler de el öpmeğe gittiler mi ikramiye bile var.

Onlar ömür veriyor anama bir gün görmedi mi bana soruyor napıyorlar diye. Yaşam iksiri, ilaç olmuş bizim ufaklıklar ilaç saati gelmiş diyorum gönderiyorum ufaklıkları. Anam ilaç falan içmez yıllarca balık yağı kaşıkladı şimdi de toz kekik yiyor kaşık kaşık. 70’e yaklaşan 80’ne yaklaşanlar var çocuklarından ikisi by pass oldu biri ben, ilacın ganisi her birimizde, anam “İhmal etmeyin ilaçlarınızı” tembihlerinde. Çocukları üçüncü baharı yaşarken saymadım kaç yıl oldu hatta kaç bahar. Arnavutluk’tan gelmiş 5-6 yaşlarında Atatürk Manisa’ya geldiğinde görmeğe gitmiş istasyona, bunlardan yaşını çıkarmaya çalışıyoruz. Atatürk’ü görmüş, Cumhuriyet’i görmüş, gün görmüş aynı zamanda “Amann” diyoruz bazen yaşını hesaplayalım derken. Maşallah ile geçiştiriyoruz susarken.

From → AZMİ AÇIKDİL

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: