İçeriğe geç

TUFAN

11 Şubat 2018

Küçük bir kasaba dalgaların çırpıntısının kapı önünü ıslattığı mütevazi bir ev, tahtaları çürümeye yüz tutmuş kepenkleri, paslı menteşeleri gıcırdayarak çekerken akşam ayazının habercisiydi. Oda bir anda karardı karanlıkta ışığa uzanan kürek çekmekten nasırlaşmış el, elektrik anahtarına dokundu çıkan ses aydınlatmadı odayı bir daha denedi cereyanlar kesik olmalı diye aklından geçti. Kepenkleri gıcırdayan sesiyle ardına kadar tekrar açtı. Deniz biraz daha kabarmış dalgalar yükselmiş köpükler alaca havada gri renge boyanırken deniz damat takımı laciverde dönmüştü.

Kolay değil yıllardır balıkçılıkla geçinen ihtiyar artık yorgun teknesinin küreklerini asılamıyor birkaç gün dinlenip üçüncü günü gücünü topladığı kadarıyla balığa çıkıyordu. Bazen dertlendiğinde bi pancar dahi taktıramadım tekneye diye hayıflanıyordu.

Bir balıkçı pancar alamadım diye yerinir, tarlada ki pancar para etmiyor diye gerinir, sofrada ki Karaköy pazarında her zaman ki adamdan aldım bu sefer lifli çıktı diye söylenir.

Dünya işte insanoğlu bu, bilmez ki, her şeyin bir sebebi, her sıkıntının bir selameti, her kötülüğün başa bir musibeti getireceğini. Her insanoğlu kendinde aramalı kerameti. Keramet dediğin ne ki iyilik yap iyilik bul kötülükten kötülük zuhur olur.

Balıkçı teknesini tekmeler, tarlacı pancarlarını, bilmezler ki berekette hikmette tekmelenenlerde. Lifli pancarlara ne demeli; lezzetli yemekten sonra derler “erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.” Mideden geçermiş. Mideden geçen nereden çıkar? Her yol sevgiden geçmeli. İşini seven aşını da kazanır aşığını da, sofrasında bereketi de.

Uzun upuzun yıllar önce. Marangoz Hz. Nuh’a gemi yapması emronulur. Tufan olacağında gemiye her cins yaratıktan birer çift al denir. Tufan olur, denizler yükselir, toprak parçası görünmez, gemiye binmeyenler binemeyenler bu tufanda helak olur, yükselen sular gemiyi yüzdürmeğe başlar emrolunduğu gibi yağmur diner denizler durulur sular çekilir, zeytin dalı gagasında güvercin güverteye iner.

Gemiden inen çiftler dünyayı yeniden inşa eder sevgiyle yoğuruldukları yaşantılarında çoğalırlar. Geçinip giderken kendilerine yeten dünyadan bu dünyaya gelinir, insanlar didinir didinir, sığılmaz yere göğe, dünyanın tavanı da tabanı da delinir. İyi kötü karışır, kötü iyi ile savaşır. Tufan kopsa da dünya su tutmaz. Tufan kendi dünyalarında kopar. Gemisini kurtaran kaptan menfaatperestliğinin mistiği buradan çıkar. Ama ne gemiyi ne de dünyalarını kurtaramazlar.

Teknesini tekmeleyen balıkçı misali, zamanında pancar taktırmadıklarından.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: