İçeriğe geç

Kent PLANLA-MA

25 Şubat 2018

Artık büyükşehir ile birlikte kentleştik. Nasıl ki köy ile kasaba, kasaba ile ilçe, ilçe ile şehir, şehir ile kent nasıl ayırt edilir. Bulvarları caddeleri mağazaları işyerleri modern ticari merkezleri konforlu toplu ulaşım araçları yeşil alan cicili bicili binaları kent aydınlatması ile en doruk nokta kenttir. Kentin planlaması ayrı bir önem arzeder yaşayan insanların ekonomik durumları, sosyal yaşantıları, kültür düzeyleri gibi kentten çok beklentileri vardır. Kazandıkları paralardan ödedikleri vergilerin hesabını sorarlar bunlar en fazla vergiyi ödedikleri için karşılanmasını istedikleri talepleri de maksimum noktadadır yani kısaca ‘Hamama gider kurna beğenmez, düğüne gider zurna beğenmez’ vaziyetleri.

Çok yakında kentimiz böyle bir planlama sürecine girdi. Neticesinin sürpriz olmaması için sonradan aaa bu muydu dememek için bu plana sahip çıkmamız gerekir. Takip edelim ki sonradan söz söylemeyelim veya söz söylemeye hakkımız olsun.

Uzun zaman yapılamayan kentimizin planlaması geçici ve tedrici tedbirler ile bazen ekleme çıkarma, bazen masaya yatırma, bazen de ayakta tedavi ile müdahalede bulunuldu. Her geçen gün kentin artan ihtiyaçları, günü kurtarma çabalarıyla geçiştirildi. Bu yüzden kentimizde bir kimlik sorunu oluştu. Planlama aktörlerinin olmadığı bu geçiştirici sözde planlar ile kimliğimizi kaybettik.

Kimlikli plan yapabilmek için doğal ve yapay çevrenin özelliklerinin yanında sosyo kültürel eğitim ve ekonomi gibi sorunlar, iklim koşulları, hava kirliliği, dağı, topoğrafik durumu, Gediz nehri ve bu nehre akan dereleri, tarım girdileri, bitki örtüsü, florası, jeolojik jeomorfolojik yapısı, zemin araştırmaları, kültürel ve geleneksel yapısı gibi bu faktörlerin kent üzerinde ki etkileşimleri kentlerin kimliğinde önem arzeder.

Kentin olası kimliği insanların da yaşantısıyla birlikte şekillenmiş olur. Dünyada üç defa Ağa Han Ödülü alan tek mimar, plancı, düşünür Turgut Cansever “Şehir imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder.” Der.

Bu güne kadar, mevcut dokunun hızlı büyümenin yaşandığı süreçte planın dönüşüme açılması, kentsel dönüşüm, imar haklarının arttırılmasına yönelik tercihlerin yapılması, her kurumun ayrı planlama yapması, TOKİ, Şehircilik ve Çevre Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi, Kentsel Dönüşümün getirdiği planlama serbestiyeti, belediyeler, kaymakam ve valilerin tercihleri ile kentimizin kimliği bom bozulmuştur. Yeni planlama da neresinden tutulup da kimlik kazandırılacak zor iş üniversite bitirmiş bir gencin zanaat öğrenmesi gibi bir şey.

Tabii planlamanın bir diğer önemli noktası kentin yabancılaşması konusunun dikkate alınması. Bu noktaya gelindiğinde kamusal alanların, kentlinin ortak kullanacağı açık alanların rekreasyonel amaçlı kullanma eğiliminin geliştirilmesi gerekir. Sadece yeşil alandan ziyade kentin toplanma buluşma noktası hüviyetinde, demokratik kent yaşamına katılımını özendirici faaliyetlere cevap verecek şekilde sosyo kültürel ve kamusal alanlar düzenlenmelidir.

Ancak en önemlisi mutlu bir kent olunabilmesi. İşletme ve planın uygulama maliyetlerinin ihtimal hesaplarının içerisinde kalabilmesi için öncelikle ön görülen kent nüfusunun belirlenmesi gerekir.

Nüfusa göre ihtiyaçların karşılanması, yeni bir kimliğin oluşmasında hız kazanacaktır. Otoparklar, caddeler, bulvarlar, ulaşım ağı, tabii bisiklet için düzenleme olmazsa olmazımız olmalıdır.

Kentin trafikten; karbon salınımı, hava kirliliğinden, park yeri aramaktan, adım başı kırmızı ışıktan doğan stresine; bakarak geçmek, gülerek geçmek, el sallayarak geçmek, bisiklet ile olur.

Unutmayın bisikletlinin levyesi yoktur.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: