İçeriğe geç

HERMOS’TAN GEDİZ DERESİ’NE

6 Mayıs 2018

Filmlerde sıkça görürüz dağda ki ahşap evinin terasından uzaklara bakan yaşlı adam “Bu kış çetin geçecek” der. Bizim yağışsız kurak geçen aylarımız da bu film karesini anımsatıyor. Kurak yıllarda daha önce ozon tabakasına bahane bulunurken meğer iş bahane değil ülkemiz kuraklığa doğru hızla gidiyormuş. İnsan şehri yapar derken insanlarda ülkeyi yapıyor. Toprağın suyun ağacın ormanın kıymetini bilmezsek olanlardan ne bekleriz ki?

Gediz (Hermos): Murat Dağı’ndan doğmuş dünyanın oluşumu zamanında çöken ve yükselen yer kabuğunda kendine bir yatak bularak Ege Denizi’ne doğru yola çıkmış, Uşak’tan geçip Selendi’ye ulaşmış volkanik yapı burada Gediz’e yatak hazırlarken yorgan gibi üstüne gelen lavları soğutarak yüksek duvarlar meydana gelmiş Yelimere Kanyonu oluşmuş.

Buradan akmakta biraz zorlansa da Kula’ya geldiğinde daha doğrusu Katakekaumene’ye geldiğinde aman Allah’ım; tozlar, dumanlar, kazanda kaynayan Kula keşkeği gibi ordan burdan fışkıran lavlar, glup gulup yapan tepecikler, ile boğuşmuş. Yol boyunca lavlar tepeciklerden çıkıp akarken her bir krater ağzından, aşina bildiği toprakları vadileri yol etmiş akmış, gitmiş de gitmiş. Gediz bunlarla yıllarca cebelleşmiş kah yönünü çevirmiş güze, kah kızgın lavlarla gelmiş yüz yüze, ne yöne gideceğini akacağını bilmez avare bir halde rüzgarla savrulan yaprak misali kıvrılmış eğrilmiş bükülmüş çoğu yerde kıpkızıl lavları soğutmuş heykel yapmış üstüne çok gelenlere yenik düşmüş vadilere çökmüş. Her çöküşte zeminde bıraktığı çökeltiler ile yaşanan zamana çentik atmış. Peribacası, kanyon loncası, derken Ahmetli’ye yaklaştığında nefeslenmiş lav akıntıları ile boğuşmaktan bitap düşmüş Gediz, Ahmetli Dibekdere Kendirlik daha ileride Gölmarmara.

Bu bölgede Gediz, Amazon yağmur ormanlarında ki sular nehirler gibi sakin durgun ve ormanların içerisinden akmış yıllar, yıllar önce. Bulduğu geniş düz yumuşak kumlu zeminde yayılmışta yayılmış. Siz Ramazan Pidesi deyin ben diyeyim Seha ülkesi. Gediz’in suladığı verimli topraklar, lav kumlarından oluşan tarlalar, eski insanlara mekan olmuş her bir kıvrımına boyna dolanan fular gibi birileri gelmiş otağ kurmuş. Kimileri beylik, kimileri dirlik, güçlü ve kalabalık olanları krallık kurmuş. Seha Ülkesi 12 Pisidia kentinden oluşmuş Seha Krallığı da, Ahmetli’nin Dibekdibi, Kendirlik az daha gidince Marmara gölü ve şimdi ki Hacıveliler’in sırtlarına Kaymakçı Tepesine Gediz’in Marmara Gölü’nü oluşturduğu geniş, denizi andıran bölgeye yerleşmiş. Tarım ile zengin olan bu krallık büyük tekneler ile Ege Denizi’ne Gediz’den ulaşmış deniz aşırı tarım ticaretini de elinde tutarak Gediz kıvrımlarında ki diğer kentler ile ticareti yönetmişler..

Gediz: Lavlarla olan güçlü savaşı, büklüm büklüm kıvrılarak akışı, topraklarında insanlara hayat bağışlayışı, kaybolan ihtişamı ile sicim gibi olmuş, rüzgarlar yağmur bulutlarını başka yerlere taşımış. Söğüt yeşilleri kaybolurken taşkın önleyeceğiz diye etrafında ağaç kalmaz olmuş, yağmayan yağmur, akmayan dereler Gediz’i beslemez olmuş. yayıldığı topraklarından çekilmiş de çekilmiş. Kendilerinden başka bir şey düşünmeyen açlar gelmiş bu topraklara yerleşmiş. Yılda üç mahsul kaldıran, ekilip biçilen toprakların bereketini bilmeyenler şükretmeyenler suları çekilen Gediz’i sanayi atıkları ile kirletmiş, tarımsal ilaçlarla zehirlemiş. Gediz’in binlerce yıldır suyunu depoladığı Marmara Gölü bile sazlık olmuş. Sulama göletleri ile kapatılan dereler Gedizi beslemez, odun olsun diye kesilen ağaçlar yağmuru da çağırmaz olmuş. Az verim ile toprak yetmezken çekilen Gediz’in yatağını tarla yapmışlar bağ yapmışlar ama sulayacak su bulamamışlar 60’lı yıllarda sol sahil sağ cahil sulama kanallarına regülatör denilen kapaklar ile hür akan Gediz’in sularını insanlar yönlendirmeye, açılan kanallara akıtmaya başlamışlar. Sularının yönlendirildiği Gediz’e gem vurulan regülatörün olduğu yerde yıllar önce dolu dolu akan sularının taşıdığı dipte ki taşlar kayalar çıkmış orta yere. Onlar bile çatlamış. Su bulamayanlar boruları saplamışlar Gediz’in kuruyan topraklarına dipteki suyu yukarı çıkarmak değil vampir gibi emmek için, pata pata sesler yankılanırken kanyon duvarlarından, biraz daha derine inelim sesleri gelirken köy kahvelerinden, bereket tanrısı Gediz karaların karasına boyanmış sularından medet umanlar Seha’lı değildiler, çünkü onlar en son altları düz katamaran denilen yelkenliler ile deniz aşırı ülkelere gitmişlerdi.

Gidemeyen burada kalanlar yağmur duasına çıkanlarmış.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: