İçeriğe geç

İNSAN NEYSE ŞEHİR ODUR

14 Mayıs 2018

70’li yıllarda TRT Ankara Radyosu’nda Ferit Sıdal makamında otururken birisi 70’li yılları kastederek “Son dönemde pespaye bir müzik tarzı ortaya çıktı, sokakta çalınanlar insanı rahatsız ediyor. Nedir bu hal üstadım? Diye sorduğunda Ferit Sıdal perdeyi hafifçe aralar ve Mamak’ın görüntüsünü arz eder sual sahibine. “Bak şuraya mimarisi bu olanın müziği de bu olur” diyor. Böyle ev yapıyor, böyle bina dikiyorsan, böyle yol yapıyorsan, elbette müziğin de böyle olacaktır. Hatta şehri yapılandıran unsurlar o şehirde yaşayan insan yaşantısını yansıtacaktır.

Sıkça söylenen bir şeydir, Shakespeare mezarından çıkıp gelse doğduğu evi kimseye sormadan bulur. Halbuki üzerinden dört asır geçmiştir. Ülkemizin her yeri değişti de, Manisa’mızı nostalji olarak yaşayanlar Manisa’nın değişimine hayıflanmakta yöneticilere kızmakta yıkılıp yeni yapılanlara neredeyse memleketimi ne hale getirdiniz deyip kızmaktadırlar. Bunların çoğu Manisa’yı terketmiş başka şehirlerde yaşar olmuşlar hariçten gazel okumak gibi bir şeydir dedikleri, hatta çoğu baba ata evini satarak gitmiştir.

Avrupa’nın bir çok şehri o şehirde yaşamış sanatçısı ile anılır. Petersburg romancı Dosteyevski’nin şehridir. Ressam Van Gough Fransa’nın Arles şehri’nde yaşamıştır. Paris bir çok sanatçının yaşadığı her sanat dalında çeşitli eserler kazandırdığı bir şehirdir. Amsterdam Rembrant’ın, Venedik Tiziano’nun şehridir. Mozart Salzburg’da yaşamış Viyana’da ölmüştür. Dante, Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Rönesans’ın başkenti Floransa’dır mesela. Şair Federica Lorca, Dali, Picasso İspanya’nın Granada şehrinde arkadaştılar.

Bir çok sanatçı yaşadığı şehre kültür ve sanat yönünden değer kazandırmıştır. O şehirde yaşayan halk bu duygular bu sanatsever ruhu ile büyümüş yaşamış şehrinin; sanatçılarının geçtiği yolları, parkları, evleri, yapıları korumuş onların izlerini silmek istememişlerdir. Dolayısıyla bu insanların yaşantısı şehre yansımış şehirleri değişmemiştir.

Ülkemizde meslek seçimleri hep birbirine benzer ve herkes için aynıdır. Mimar, mühendis, doktor, avukat, cep telefonu merakından bilgi işlemci olmaktır gençlerin hevesleri bu olmasa da ana babalarının meslek tercihleri bu yöndedir.

Üniversite bitiren bu mesleklere sahip gençlerimiz ne yaparlar daha sonra: Doktor fabrikatör olur, mimar mühendis mektebinde okumamış müteahhitle aynı işi yapar hatta onun yanında üç kuruşa maaşlı çalışır. Avukat emlakçı, bilgi işlemci telefon dükkanı açar. Madem mesleğinizi yapmayacaksınız bari sanatçı olun resim, müzik, heykeltraş, yazar, edebiyatçı olun. Ama bu mesleklere ne yüz verilir ne kız, ne de iş. Ama yerel yönetimler, sanatçısını seven halk; sokak park cadde ismi verir yaşadığı şehre damgasını vurur, değer katar, unutulmaz tarihe geçer.

Şu dünyada bir hoş seda bırakmaktır murad. Bir de yaşanılır şehirler.

Son zamanlarda bu yönde ilerleme var şehirler arası turlarda gezilerde o yörenin ekşi maya ekmeği, odun fırın ekmeği alınır, yenir, hediye verilir.

Şehirlerimizi yaşanılır yapabilmek için kırk fırının ekmeğini yemek lâzımsa o yoldayız demektir!

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: