İçeriğe geç

SA(E)ÇIM

28 Haziran 2018

Şubat’ın son günlerinden biri 26 Şubat, sabahın dördü önce acil servis, ameliyathane, yoğun bakım bir ay hastane macerası acısı tatlısı ve eve dönüş mutluluğu.

Hiç hatırlamadığım kocaman bir ay, ağaçlar yapraklanmıştı hastane bahçesinde, yol boyunca cadde kenarlarında, evimizin önünde ki ıhlamurlar. Güneş yakıyor, bahar kendini gösteriyor ağaç yapraklarının aralarından şapkamın altından beni tanıyan güneş ışığıyla gözümü kamaştırıyor, dünyam bana gülümsüyordu. Ben hamd edici gözlerle sağıma soluma bakıyor, dünyaya yeniden gelişimin inanılmazlığının hayreti içerisinde biraz da mahcupluğum ile Batuhan’ın “Baba kaldır şu şapkanın siperliğini” demesi, arka koltukta oturan İnci’nin göz yaşlarının şakaklarından ağzına aktığını konuşmasından anladığım “Allahım binlerce şükür” duaları ile renkli, ışıltılı aydınlık bir bahar gününde öğle vakti eve geldim.

Kafatası çatlağı ile ameliyata alınışım saçlarımın traş edilmesi, mutlu ev dönüşümden epeyi bir zaman sonra berbere gittim. Hatta bisikletime binerek gittim. Hem kendimi normal hayatıma dönüşümü test etmek hem de özlem gidermek açısından. Yolda giderken maşallah maşallah seslerini arkamdan duyuyordum.

Berberin önündeki ağaca dayamama yardım etti berber.

-Kilitleme bir şey olmaz dedi.

Berber koltuğuna oturduğumda:

-Aman dedim ameliyat yarama neşter izine dikkat et acıtma, canımın tadından değil bi sakatlık yapmayalımdan dedim bunu.

-Gördüm, ama saçlar yara izini kapatmış yeni saçlar da çıkıyor dedi berber.

-Ne renkteler tamamen beyaz mı? Güçlü mü? Kıl gibi mi? Boşluk çıkmayan yer çok mu? Diye merakla sıraladım soruları.

Berber,

-Hiç sıkıntı yapma az sonra önüne dökülecek.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: