İçeriğe geç

GÜN BE GÜN

2 Temmuz 2018

Seçimin ertesi günü Pazartesi sabahı işe gidiyorum Kırmızı köprü kırmızı ışıkta beklerken sol tarafımda ki kahve önünde oturanlara baktım daire olmuşlar, dairenin yarısı daha doğrusu halkanın yarısı kaldırımda yarısı caddede aracın park edeceği yerde. Sekiz on kişiler keyifli bir yuvarlak toplantı, masa yok insanlar yuvarlanmış. Biri sigara paketini dolandırdı es geçen yok, bir anda hepsinin dudaklarına dibi sarı uzunca kısmı beyaz çubuklar yapıştı. Biri çakmağı dolaştırdı. Duman kapladı başlarının üstlerini, yukarı doğru çıkan duman ıhlamur ağacının yaprakları arasına gizlendi. Bir meraklı arkalarında ayakta, henüz sigaradan ikinci nefes çekmeden mevzuya girmediler.

Onlar açısından bir rayiha kapladı dumanın rengiyle beraber yuvarlağın içini, hoş ve kendilerince gün boyu sürecek konuşulanların her köşe başında paylaşılacağı koyu bir sohbete konuydu akşamın getirdikleri. Seçim sabahı bu manzara muhabbetin en koyusunun ve halkanın daha sonra büyüyerek yapılacağının bir görüntüsüydü.

Yeşil yandı yürüdük!

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde yazdığından beri (1670) Karaköy değişmemiş. Kahvelerde rakkaseler yok ama koyu sohbetler sabahtan akşama var. Çaybaşı’nın yaşlı çınarlarının koyu gölgesi, Dumanlı dağdan gelen suyun sesi, adım başı köprüler, Hacı Yahya Camisi, çeşmesi, Attar Hoca’nın kırma çatılı camisi, hamamı, Sinanbey Medresesi, yerli yerinde dururken: Kültür, sanat, ekonomi, eğitim, kalkınma, gelişme, yerinde sayarken, zaman 21.yüzyıl olmuş. Arkamdan birer nefes çekişler daha da artmıştır, aynı yerde yıllar önce sarma tütün içtikleri şimdi filtreli sigaralarından.

Sigara dumanının sarmalında ki muhabbetler de değişmemiştir. Neden derseniz, o zamanda günü kurtarıyorduk.

Şöyle bir düşündüm. Yetmişe dayanmış bir Manisa’lı olarak ne değişti Manisa’da? Hiç bir şey. Yetmiş yılda bir sanatçı mı yetişti, bir ilim adamı mı yetişti, bir fabrikatör mü çıktı, burnumuzun dibinde OSB’de fabrikatör Manisa’lı mı var? Toprak ağaları yıllarca ekip biçtikleri sulayıp yetiştirdikleri Gediz’in verimli topraklarında tarım ürünü üretip ihracatçı mı oldular? Bir araya gelip hayvancılığı mı koordine ettiler et kombinası mı kurdular?

Üyesi ve memleketi için çalışan herhangi bir oda moda, STK, müteşebbis bulup veya teşvik edip önüne düştü de yol mu gösterdi? Ürettikleri mala pazar mı buldu? Bırakın müteşebbisi küçük sanayici, esnaf, çırak bulamıyoruz yetişmiyor diye ağlaşıyor. Mendil verip günü kurtarıyoruz. Bir çalışma, bu işle ilgili ilerisi için bir plan program yapan var mı? (Sanayiyi taşıyalım rantiyeye meydan açalım.) Noldu çıraklık okulları? Meslek edindirme kursları?

Kendimi bildiğim bileli ne değişmiş Manisa’da biliyor musunuz? Evlerimiz, hem de dört beş defa. Manisa’mın yakılıp yıkılmasına yapılan mezalimine elbette üzülürüm. O yıllarda yeniden bir Manisa yapılmış 1922. Ondan sonra:

1-Yer evlerinden iki katlı konak ve gösterişli evler, sonra,

2-50’li 60’lı yıllarda üç katlı yapmışız. Sonra,

3-Beş yedi sekiz. En son,

4-Dönüşüm saçmalığı ile fabrikasyon ev imalatına gelmişiz karton kaplamalı evler yapmışız yapmaya devam ediyoruz.

İkinci değiştirdiğimiz şey arabalarımız. Herkesde olmayan ilk amerikan arabalarından sonra reno ile hacı muratların yerini Japon arabaları aldı sonra Avrupa ve daha sonra, şimdi Avrupa’nın lüks markaları. Habire de değiştirmeye devam ediyoruz. Üçüncüsü ben söylemeyeyim, fıtratımızda var.

Paramızı eve ve arabaya yatırıyoruz. Ama laf salatasına gelince en önemli yatırım insana yapılan yatırımdır diyoruz.

Bu anlattıklarımdan 70 yıl sonra yuvarlak halka toplantısını görünce Millet Kıraathanesinin en önemli proje olduğunun farkına vardım. Hatta uygulanması için Manisa hem de merkezde yer bile gösterebilirim.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: