İçeriğe geç

MUHAYYEL SARAY

14 Temmuz 2018

Manisa’dan önce Saruhan Sancağı, şimdiki büyükşehir gibi köyünden beldesinden yerleşiminden sorumluymuş. Ondan önce Manisa’da (Magnesia’da) Bizans’ın Laskaris sülalesi yaşıyormuş. Bu Laskarisliler mutaassıp insanlar olmalı ki Manisa’yı Katolik Doğu Bizans’ın baş piskoposluk merkezi yapan dindar Bizans kralı Juan Ducas başkent İznik’i bırakıp zamanının Manisa’da ki en muhkem ve muhteşem Bizans Kalesi’ne yerleşmiş.

Osmanlı’dan kalma adetimizdir, tarihte antik kentlerin üstüne yerleşiriz. Bizim muhayyel olan Saray-ı Amire’mizi şehzadeler sarayımızı bu muhkem olan Bizans Kalesi’nin içine yapmışlar. Neden şehzadeler Manisa’da eğitilmişler? Manisa Dağı’ndan ovaya bakınca insanın ufku genişliyor ve dünyaya bakışı gelişiyormuş. Ayrıca şehzadeler bu kalede, Manisa Dağı’nda (Spilos) av yapmışlar, ok atmışlar, at oynatmışlar. Aşağıda sıbyan mekteplerinde de Osmanlı sıbyanları ilim irfan ve dini tedrisat ile meşgul olmuşlardır. Laskaris halkının yaşadığı, ticaret yaptığı şimdiki Sipahi yani Bitpazarı’na Osmanlılar ahi teşkilatı kurup ticarete başlamışlar, dağın etekleri sayılacak bölgelere de camiler mescidler hanlar hamamlar, saray hizmetlilerine evler, beylere konaklar, yaparak Bizans izlerini silmişler. Hatta Sultan Yaylası’nda olduğu söylenen Sosandra Manastırı’nın yerine de şehzadeler yazlık saraylarını yaptırmışlar.

Efsane gibi anlatılan saray önce terkedilmiş, harap hale gelmiş, son kalan ahşap bölümleri Yunan işgalinde yakılmış, sonra da yok olmuş. Muhayyel sarayın muhayyel hikayeleri, kargıdan tüfek ahşaptan saray.

Bu Amak-ı Hayal’de Aynalı’nin anlattığı hayal dünyamızdan bir kesit olsa gerek. Bir tek şahit Evliya Çelebi var o da 1670 yıllarında yıkık dökük halini görmüş. Filin bacağını tutan körler gibi; fil yılandır duvardır diyenden yelpazedir halattır diyenine kadar Çelebi de saraya benzetmiş olabilir. Onca Osmanlı camisi, hanı, hamamı, sıbyan mektebi günümüze kadar duruyorken saray en son yıkılacak veya kaybolacak bir yapı olmalıdır.

Çocukluğumuzda Sultan yaylasında toprağı eşeleyip küp şeklinde pirinç tanesinden büyükçe renkli kırık cam parçacıkları toplardık. Bunların Sosandra Manastırı’nın vitray parçaları olduğunu bir sanat tarihçi hocam söylemişti.

Bir de şu var bu kalenin Bizansın en büyük kalesi olduğu söylenmektedir yani içerisine bir saray yerleştirilmiş olabilir. Bizans Kalesi’nde bu güne kadar kısmen alel acele yapılmış yüzey araştırmasını detaylı araştırıp daha sonra da kazı yapılması neticesi bize bilinmeyen tarihimiz hakkında çok önemli bilgileri ortaya çıkaracaktır.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: